Pazar, Mart 08, 2009

dütten bejjjjj

Aslında yazmayı çok istiyorum; neler yaşıyoruz Diloşla,neler geçiyor başımızdan,başımdan,burda birr birr kayıt altında tutmak istiyorum...Ve hatta sadece Diloş ile ilgili değil,sayıp sövmek istediğim bir çok konuyu da eskiden olduğu gibi burada irdelesem diyorum...Ama neden niçin bilemiyorum,günler geçiyor,aylar hatta, ben bir bakmışım savrulmuşum bi rüzgara oturup iki kelam laf yazamıyorum...
Hamileliğimde geldi bu yazamama hali bana,hala gidemedi anasını satayım...Zaten hamileliğimde gelen bir acayip karakter hali de yapıştı üzerime...Kızgınlıklarım,içime attıklarım daha çok oldu...Eskiden böyle değildim ben...Kızardım sonra hemen biterdi...Şimdi daha şiddetli sinirlenir oldum...daha çok kaygılı olmamla paralel....
Sonra düşündüm de; eskiden ne macera heveslisiydim ben...Geride bıraktığım her gün, gülünecek,eğlenecek anılar koleksiyonuna sahiptim eskiden.
Beni anne olduktan sonra tanıyan insanlar var mesela, onlar bu halimi bile eğlenceli buluyor,sen olunca enerjimiz yükseliyor diyorlar...Ben de hep aynı yorum halinde, ben?eğlence?...sen benim eskimi tanısan şu anki bana ben demezsin bebetimm (bebeğimin diloş versiyonu) diyorum!
Mesela düşünüyorum...eskiden anlatacak öyle çok konum vardı ki...her telden,her türden,komedi,macera,duygusal ve hatta bilim kurgu...
Şimdi melodram bile olacak konum yok,bir doğa belgeseli benim hayatımın yanında gişe rekorları kırar yeminle...

He, Diloşla hayat çoğunlukla süper...Ama belki de benim anlatmak istediklerim bunlar değil...belki de ben aile ve çocuk konulu yazıların yazarı değilim...değilmişim...

Oysa bebetim her geçen gün beni eğlendirip şaşırtmaya devam ediyor.Her gün bir önceki günden daha çok şey bilerek başlıyor yeni güne...Her gün yeni bir ruh hali de o hain ikizler burcu ve 2 yaş ergenliğinin karışımı olarak da karşımıza çıkıyor ama yanında bonus olarak...
Bu ara bana taktı yine...Üstümde yaşamak,mümkünse kafamın üstüne yerleşmek istiyor...
Gel tabii Diloşcan başımın üstünde yerin var ama annen böyle anlarda o başın içindeki kafayı yemek üzere oluyor!

Dün çok fena geldiler bana mesela...Sen 20 hatta 21 aydır kendini ada bu cücük insana,şekil şemal,sosyal hayat kalmasın...Her şey bu hanıma göre planlansın ve yaşansın...O seni dakikada başka bi anneye satsın!
Arkadaşım nankör mü len bu bebe,çocuk milleti? hayır daha şimdiden böyleyse,bir kaç seneye arkadaşları için sonra da sümüklü bi oğlan için(erkek anneleri alınmasın ööle saydırıyorum şu an:)) satacak bu Diloş Hanımefendi!

Diloş bebekken pek sosyal bir tipken,bu ara öyle herkese pas vermemeye,girdiği yeni ortamlarda önce bir olay yeri inceleme yapmaya,utanmaya,sıkılmaya ve alışmak için biraz zamana ihtiyaç duymaya başladı...Bizim haftanın en az 3-4 hatta 5 ve aslında galiba her günü içinde bulunduğumuz tüm gezme,tozma,oyun grubu ve türlü sosyallik durumlarına rağmen...
Tanıdıklarıyla bıdı bıdı konuşurken,yeni gördüklerinin yanında benimle bile konuşmamaya falan başladı...Acaba diyorum fazla gezme tozma aşırı sosyallik de mi çocuğu etkiliyor olumsuz yönde...ama ulen öbür türlü de bana geliyorlar sürekli evde iyice şaşırırım ben!

Neyse efendim, bu tanımadıklarının yanında böyle çekimser kala dursun, bu ara hemen her gün görüştüğümüz,oturduğumuz sitede geçen yaz Diloş'un tostunu elinden alıp yemek suretiyle tanışıp pek sıkı kanka olduğu can arkadaşı Nehirciğin annesine bir aşık olma durumu var...Nehir'in annesi diyorum ama kendisi de benim yakın arkadaşım oldu geçtiğimiz aylar içinde,gayet kafa,eğlenceli kişilik 'deden'..yani Seden...

Ama bu Diloş olayı abarttı Seden ile ilşkisinde...Son günlerde,Nehir'i itip Seden'in bacağına yapışmalar,sabah akşam görüşmediğimiz anlarda her faaliyetinin arasında 'deden' diye sayıklamalar...Ulen dedim,yeter:) seni annen Seden olsun mu Diloş dedim saçmalayarak bi sabah, eyet dedi haspam yaw!
Dedim ki tamam anacım,bu bebe beni erken yaşta bırakır kocaya da kaçar bu satma huyuyla!

Olay bi de şöyle vahim bi hal aldı ve ben kendisinin acayip hassas bi kişiliğe sahip olduğunu iyice gördüm...
Dün sabah yine can arkadaşı Nehir Hanımla oynasın diye gittik 'deden'in evine...Bizimki beni yine bıraktı 'dedeen del,Dedeen boya,dedeeen mok şeklinde takılıyor...'deden' de bi ara malesef telefonla konuşma hatasına düştü...Diloş 3 kere 'dedeen,deedeen,dedeeen' diye yırtındı..'Deden' anında cevap veremeyince bizimkinde bir histeri krizi...bir ağlama,ne olduğumu şaşırdım...EYEEE diye yırtınıyor...eve gitmek istiyor hanım...ama susmuyor o hıçkırıkları,dinmiyor o gözyaşları...biz apar topar giyinip çıktık,arabada ancak sakinleşti...eve geldik...ben anladım ama sorayım kendilerine dedim...
Diloşçum niye öyle ağladın,ben çok üzüldüm dedim...Kendisi..'deden,deden' dedi ve sonra hıııı hıııı diye ağlama taklidini yaptı...Yani Türkçe meali,ben Sedeni çağırdım,ilgilenmedi ben de ağladım oluyor efenim!
Sonra tam 10 dakika boyunca kendimce mantıklı açıklamalar yapmaya çalıştım...Hı hı diyerek onayladı öyle her bişiye ağlanmayacağı,bu kadar hassas olunmamasını gerektiği konusundaki yorumlarımı ama bilmiyorum ne anladı:)


Velhasıl kelam...tüm hayatımı ona adamış olduğum bebe kişisinin aslında günün birinde zort diye beni kendimle başbaşa bırakabilecek olma ihtimallerini düşündürdü aslında belki de çok önemsiz olan bu durum ...ve korktum ben çok korktum...
Kendime tek iş olarak 2 seneye yakın zamandır Diloş'u görmekten...başka hiç birşey yapmamak,yapamamaktan korktum...
Öyle ya da böyle...Diloş büyüyor,ve canım kuzum hep güzel hatıralara büyümeye devam edecek umarım...Ama benim artık silkelenme vaktim gelmiş de geçiyor belki canım ciğerim...
Okula başlayınca ne yapacağım ben...ya da okula başladığında bana yapışık bi canlı türü haline mi getireceğim Diloş'u? ne olacak,nasıl olacak...Pedagoga falan gitmeyi düşünüyorum...aslında önce kendimi mi psikologa götürsem,bilemiyorum...

Ne zormuş bi insan evladını yetiştirmek...Doğan büyür zihniyetindeki analara bazen imreniyorum!


hiç bi yere yazmıyorum bari burada bi kaydı olsun diyerek not:
Diloş 'dütten'i keşfetti...Önce zorla,bir şey isterken lütfen de annecim diye kasıyordum kendisini..ben diyince o da diyordu...Sonra kendiliğinden dütten du ittiyom annedim...(lütfen su istiyorum annecim)şeklindeki cümleyi kurunca ben öldüm bittim,büyük tezahüratlar yaptım kendisine...ve artık her istediği,özellikle bizim istemediğimiz ama kendi istediği şeyler için dütteni kullanır oldu:)
Asıl bombası ise,kendisinin tuvalet olayına artık iyice yakınlaşmaya başladığını bu dütten ile göstermesi oldu...
Geçen hafta bezini değiştirip 1-2 saatliğine çok da yakın olan bi yere çaya gittiğimizde,eğilip annedim e-emm diyip büyük hacetini halletmesi sonucunda nasılsa yakın yer,zaten kakasını da yaptı zihniyetinde olan,yanına bezi bırak çocukla ilgili sadece su matarası alan dangalak anne bana ders verdi...'ee'si biter bitmez herkesin içinde sürekli olarak 'annedimm dütten bejjj,dütteen bejjj' şeklinde çığırmaya...yakınmaya,annesini tacizin kralını yapmaya başladı...nitekim 2 dakika içinde anne ve dahi anneanne kendilerini hala dütten bejjj diye ağlama safhasına geçmek üzere olan Diloş hanımla arabada bulup,hızla evlerinin yolunu tuttular!

Gökten üç bejj düştü hepiciini de Diloşuma verdim valla...yakında bez bırakma olayında anlatacak harika anılarım olcek kanaatindeyim:)

Zaten anca kaka anlatırım ben,noolcek,moktur işim,moktan çıkmaz başım dı galiba o özlü söz!

10 Comments:

Blogger suspect said...

bi solukta okudum şekerim :) dütten hep yaz :)

Mart 08, 2009 10:35 PM  
Blogger crystalsdreams said...

suspicimm belki de iyi gelecek cicim yazınca...ne biliim:)sizi görmek iyi geldi galiba:)öperim.

Mart 08, 2009 10:41 PM  
Blogger Benim Hayatim said...

Nasıl da büyümüş! Çok tatlı çok.

(Benim de böyle kurdelam vardı :)

YAZ SEN YAZ...

Mart 08, 2009 11:26 PM  
Blogger mummy said...

Gene ağzım kulaklarımda okudum:))
Bi sonraki yazı üç ay sonraya mı gelecek gene??

Mart 09, 2009 1:01 PM  
Blogger enne said...

Çocukla yapışık yaşamaktan korkuyorsun ya? çaresi var, ikinciyi yapmak:) O zaman ikisinden de kaçma istediğin anlar oluyor:)))

Yazmana sevindim. Senin yazıların benim de enerjimi yükseltiyor, dütten yazmaya devam et, olur mu?

Mart 09, 2009 1:33 PM  
Blogger Biyonikkedi said...

Gırisdalim
Minik bir gıristal yetişiyor farkındasın dimi:)Ulen resmen kendini klonlamışsın,Rayza bozulmuyor mu bu işe:)
Davetin var mı bu arada senin?
Diloşa bakınca benimkiler harbiden eşşek kadar oldular be :)

Mart 10, 2009 10:50 PM  
Anonymous hilal said...

kristalcim hiç ailenle eşinle ilgili hikayeler anlatmıyorsun.Ayrıca senin yakın arkadaşların vardı begocan müge falan onlar ne yapıyor merak ediyorum..

Mart 15, 2009 9:17 AM  
Blogger Aslı Cin said...

Kristal, doğdu doğacak derken, ben oraya geldğimde sanırım koca kız olmuş olacak, nasıl da geçiyor günler yahu? İyisindir umarım görüşemiyoruz. Öpüyorum sizi çok...

Mart 31, 2009 9:03 PM  
Blogger Çocuk gibi said...

Yazdıklarını okurken tarih tekerrürden ibaret misali anılarım canlandı be crystal :)

İnsan küçük hanımlar ve küçük beylerden sonra çok değişiyor....

Milattan önce ve sonra misali :)))

Nisan 06, 2009 4:42 PM  
Anonymous selma said...

Kristal hanim yeter artik gezdigin yaz bir seyler yahu.Özlettin ve bizimde hakkimizdir senin hayatinda yasakdiklarini ögrenmek canim. bloga girdin sorumluluklarini unutma. Bu maffia gibi. Girersen cikamazsin. Bilmem anladinmi, tehdit gibi oldu ama yazamana baslatir insallah

Temmuz 05, 2009 1:07 AM  

Yorum Gönder

<< Home

Salı, Kasım 25, 2008

Arakçı Tilki:)



17 Aylık bir Dila insanına şu sıralar söyletip söyletip güldüğümüz sıfat tamlamasının ta kendisidir Arakçı Tilki!ağakçı tiki gibi bişi çıkarıyo ağzından bi çırpıda ve hızla ve sonra hep beraber gülüyoruz doya doya:)
Sen aylarca televizyon seyrettirmemeye uğraş ama sonra önüne geçemeyeceğini anlayınca bari güzel bişiler seyretsin diye düşün ve bula bula Dora'yı bul:)
Annesi biraz daha inatçı olsa aslında Dora'nın kendi ismi olacağından habersiz olan Diloş Hanım da bir bayıl bu çizgi filme...ve hatta Dora'dan daha çok yan karakter Diego'ya gizliden gizli bir aşık ol:)
Kızım sürekli Diyegoo diye bağırır oldu evde:)
Son bombası da işte bu Dora'daki kötü karakter Arakçı Tilki kardeşimiz:) Arakçı gözüktüğü zaman 'ARAKÇI AYIP SANAA' diye bağırırsa Dora,arkadaşları ve bittabi izleyen sabiler,Arakçı araklayamadan kayboluyo:)
Her bölümde bi macera,dadından yinmio bu Dora'da..her macera sonunda da maminle beraber(kendisi maymun oluyo) 'başardık başardık' diye dans ediyo hanım kızımız:)
tabi bizim Diloş hanım da durmuyor,o da başarıyo,dansın kralını icra ediyo:)

Diceem o ki...
Hayat akıp gidiyo...dişi mi çıktı,kabız mı oldu,kakası mı geldi,çişi mi,yedi mi yemedi mi,uyudu mu uyumadı mı diyee diyee...17 ay doldu 1,5 yaşın kutlamalarına az kalıyo...

tabii kaç yaşındasın Diloşum sorusunun cevabını update etmek gerekiyor:)
parmakla yapılan 1'e eşlik eden ve çok sık sorulunca sıkılıp biy biy biyyyy diye sinirlenen Diloş'a yaşlandığını anlatmak ,1.5 sayısıyla tanıştırmak lazım geliyo:)

Sayı demişken...saklambaç oynayan Diloş'un saymasının da hastasıyım tabe annesi olarak:) duvara yüzünü dayayıp,bi,iki,iki,iki,ikiii diye bağırınıp epey saydığına kanaat edip yüzünde bir komik sırıtışla sobelenecek adam aramaya başlaması da çok güzel geliyo bana be anacım:)

Sonraaa 17 aylık Diloş insanı 3-4 ay önce başladığı evcilik oyunlarının kompetanı oldu diyebiliriz...kendisi elindeki hayali üzümleri tek tek koparıp,barbi diye adlandırdığı fekat barbinin üçte biri boyutundaki bıdık bebelere sırayla yedirmesi çok eğlenceli oluyo..Kendisi yemek pişiriyo,barbilerin altını değiştiriyo,onları yıkıyo falan..bööle bütün gün bi anaç tavırlar..he tabi bir de klasik tüm bebeler gibi,temizlik ustası...bırak bütün gün ev silsin,çamaşır silkelesin..kızın ruhunda bir acayip ev kadınlığı var hayır olsun demek istiyorum...Anneannesinin bir elçisi gibi son zamanlarda evde yerde gördüğü en ufak bir toz parçasını bana gösterip temizletiyor,bravo kendisine!



İşte biz bütün gün bu barbilerle yiyo yediriyo,içiyo içiriyo,zıçıo zıçtırıo durumlarındayız....Barbiler sayesinde tuvalet eğitiminde çığır açıciiz gibime geliyor,kendilerinin kendiliğinden barbi e-e diyip 2 bebeyi de alıp tuvalete koşup dandikten ikea lazımlığına oturup,onları da plastik sandalyeyi ters çevirip içine oturtup ıkınıp göya tuvaletini bile yaptığı oluyo...hadi bakalım,yakında gerçekten yapar belki...o zaman eğitim bile vermeden lazımlığa zıçan bi bebem olur belki,o çakma barbileri yapan çinlilere de teşekkürü borç bilirim o zaman:)





Diloş Hanımla böyle eğlene güle duralım,ben napıyorum diye bir durup kendime sorduğumda,bir aynaya baktığımda...onu yedirip,süsleyip,gezdirirken...yazın verdiğim kiloların aynısından bile fazlasını geri aldığımı,başka da bi numero yapmadığımı görüp sinir oluyorum kendime...Tam iş kurucam diye bayramda gaza gelip gecenin 11inde Diloşu uyutup Amerikadaki firmayı aradığımda aldığım cevap ve akabinde patlayan kriz de zaten senin neyine iş dön de kıçını bi küçült önce diyo belki de bana...
Bilmiyorum...bu ara sadece anneyim ve aslında ben bi sürü şey olsam daha iyi olabilirim...
bekliyorum...
Çalışan annelere de özeniyorum hatta galiba onlara gıcık oluyorum...Hele bu ara Diloş son 2 haftadır hastalıklarla boğuşurken iğrenç mızmız ve epey acaip huylara bürününce...ve son günlerimi sabah 8 akşam 9 mesai şeklinde onu eylemeye çalışıp, ne yaparsam yapayım mutlaka bir mızırdanma görüp de delirincce...sabah işe gidip akşam da eve gelip 3-4 saat vakit geçirsem yavruyla daha mı sağlıklı bireyler oluruz sorusuna takılıyorum...

Diloş hasta demiştim di mi...O kadar da gürbüz görünümlü anacım...yine de hastalanma oranı çok da düşük değil,onu anlamıyorum...Geçen hafta çok zor geçti.Önce bi ateşi çıktı sebepsiz...aynı gün düştü.sonra 3 gün sonra öksürük,burun akıntısı ve manasız kaprisler...doktora da gittik bişi yok...öksürük şurubu...ama yan etkisi olabilir bişi...sonra pazar günü 2 kere yarımşar saatten içine cin girmiş gibi bağıra bağıra ağlayıp kafasını ordan oraya atan,asla sakinleşemeyen...aralarda dokaaa dokaa diye inleyen Diloş...bi ara uyuuu uyuu diye bağırdı...
Sonra dün yeniden doktor ama bu sefer en tecrübelilerinden olan bi tane doktor...ve teşhis 1.dakikada, orta kulak iltihabı...
canım bebeğim,o kadar acı çekiyodu ki...sonra anladım;o doka diye bağırışı ,kafasını tokası acıtıyo sanmasındanmış...ulen ben de takıyorum tokayı bağırıyo,açıyorum tokayı yine bağırıyo,aptal olmuşum....
Uyuyunca geçiyo diye uuyuuu uyuuu diye inliyodu....
Şimdi daha iyiyiz,sonunda 17 aylik hayatında ilk antibiyotiğini de tattı canım benim.
Ama çok beter bii durum bu orta kulak iltihabı Allah tüm bebeleri bundan ve her türlü hastalıktan korusun...

Durum bu...hasta olduğu günler dışında pek tatlı,sakin bi kızım var benim...Bu ara hem hastalık hem de 2 yaşa doğru ilerleme nedeniyle ara ara bi çıldırıp sinir gösterileri olmaya başladı ama sanırım...Hayırlısı...Daha kimbilir neler olcek...
Ha aslında en önemli konum var parmak emme...ama onu da bi sonraki postta yazarım belki...(o kadar uzun ara verince postlara belki yazana kadar emmeyi de bırakır:)nerdeee ve keşke:)

Bu fotoğrafları Amerika vizesi için çektirdiydik bu ay...Vizesi de oldu kızımın...fakat gitmekten vazgeçtik bu sıra...Belki seneye...

Fakat benim için şu sıra en büyük bomba başka bir seyahat...Bir aksilik çıkmaz da herşey yolunda giderse; 1.5 yıl sonra ilk defa Diloş Hanım bizden ayrı 3 gece 4 gün geçirecek anneannesi ve dedesiyle...Pek heyecanlıyım...Yılbaşında Roma'da olur muyuz...bakalım,İnşallah diyor...
Diloş'un beni çok güldüren bir olayını anlatarak bu pek uzamış yazıyı bitiriyorum...
Efenim, yatakta yatmış kendisiyle cilveleşip kıkırdıyor,gıdıklıyoruz birbirimizi(ahan da girişe bak,yazının sırf burasını okusa biri,ne farklı bi konu gibi aslında:))

Diloş yüzüme bakıyor,inceliyo gayet dikkatli...ve bi anda pek sevinerek uğ bee diyo..
O ne be diyorum,sonra bir daha kıkırdayıp yüzüme dokunuyo uğğ bee diyo...Ben uğ bee nin ne olduğunu o an anlıyorum fakat ne alaka diyorum...Sonra diloş dudağımın üstündeki yıllardır 'etbeni mi ne beni bu ' diye sorguladığım ben' e dokunuyor yine..ve yine aynı uğğ beee...

AH BEEEEEEE CANIM DİYORUMM:)

Bu ara kafayı arılar,böceklere,kelebekere takan Diloş uğur böceklerinin de hastası...Benim o ben' e diyor uğğ bee... diye...sonra aynaya bakıyorum gerçekten de ben diil,bi ara inandığım hiç geçmeyen sivilce de diiil yahu o; yıllardır bulamadığım cevabı kızım buluyor...Uğur böceği len ooooooooo:)

Diloş'u çok,pek çok seviyor...herkese de sevgi saygı hürmet gönderiyorum...
Issız Adam da güzeldi araya onu da sıkıştıriiim,sayesinde aylar yıllar sonra hafif çakırkeyf bile oldum,teşekkür ediyorum:)

10 Comments:

Blogger nilly said...

Senden yazi gorunce ben pek seviniyorum. Bende bu ara cok fazla girmeme ragmen hadi bir bakayim dedigim anda senin yazinla karsilasinca pek sevindirik oldum. Allah seni inandirsin tam yatmaya gidiyordum vazgectim okudum. Oncelikle Dilos hanima gecmis olsun dileyeyim. Insallah hemencecik iyilesirde biciriklarina devam eder ve sende yazaya bu kadar uzun ara vermezsin :)

Kasım 26, 2008 1:11 AM  
Blogger nilly said...

Birde resimler cok guzel olmus diyecektim, unutmusum :)

Kasım 26, 2008 1:15 AM  
Anonymous Adsız said...

crystalcigim,

dilos sanki anneannesine benziyor. eger simdiye kadar annenin herhangi bir resmini sitene koymamissan, bil ki atiyorum :)

öznur (seni hep okuyan ama ilk defa yorum yazmis bir zat)

Kasım 26, 2008 10:32 AM  
Blogger nagişim said...

ben de her okuyucun gibi sugibinib linklerinde blogunu güncelledğini görünce gözlerime inanamadım...
yazdıklarını bi çırpıda okudum maşallah diloş hanıma çok tatlı bu arada benim de oğlum oldu...şimdi şifreledim sen beni hatırlamazsın ama ben sana "baskül ailesi " diyim<..
istersen o günlere geri dönelim ipin ucunu tutup önümüzdeki yaza çıtır anneler olarak girelim???

Kasım 26, 2008 7:24 PM  
Anonymous Adsız said...

Selam Crystal, yazılarını büyük bir keyifle okuyorum..Yazım diline ve doğallığına bayılıyorum desem yeridir..Seni okurken sürekli gülümsüyorum. Ne kadar pozitif bir insansın, süperrr...Benim kızım da dünyalar tatlısı 20 aylık bir bebek..Henüz 15-20 kelime haricinde konuşmuyor..Sevgili Diloş maşallah pek konuşkan..Bu işin ağırlıklı genetik kökenli olduğunu biliyorum, ama yine de küçük hanımın bu kadar çabuk konuşması için bir şeyler yaptın mı ? Yada onunla çok mu konuştun diye sormalıyım..Ben çalışan bir anneyim ama evde de annem ve bakıcı var. Önerilerin varsa çok sevinirim. Diloşu o şeker yanaklarından benim için de öp. Sevgiler.

Kasım 29, 2008 10:46 PM  
Blogger AycA said...

ay yine çok güldüm :) sen çok yaşa e mi arkadaşım.. ne kadar pozitif bir insansın sen yaaa...)
uğğ beee bittim :) özledim sizi valla

Aralık 05, 2008 12:15 PM  
Anonymous Yumurcak said...

Her zamanki gibi harika yazmissin, ama cok ara verdigin icin rastlayabilirsek okuyoruz. (Hos, sana diyorum da ben yaziyor muyum? hayir)

Dila'nin bu postta alttaki fotografina bayildim, süper düper bi kücük hanim olmus kendüsü.

Senin Dila kişisi fena canlar yakacak bir afet-i devran olma yolunda hizli adimlarla ilerliyor.. Boyle giderse erken kaynana olacaksin, soylemedi deme :)

Hepinize sevgiler,

Y!

Aralık 14, 2008 2:26 AM  
Blogger Çilekli Pasta said...

Sen hep yaz Kristal, gerçekten okurken acayip pozitif oluyorum :)

sevgilerimle, dilaya öpücükler :)

Aralık 23, 2008 2:27 PM  
Anonymous Adsız said...

Merhaba pediped nerde satılıyor diye sormussunuz aylar once blogumda ancak gordum..www.pedipedtr.com dan online veya istinye park jujube- bagdat caddesi kids walk-kanyon pilli carrerada bulabilirsiniz.

Aralık 27, 2008 3:10 AM  
Blogger mono said...

çağan da hastası dorayla arakçı tilkinin.. damla da süper bi kız olmuş tamn yemelik...

Ocak 02, 2009 2:58 PM  

Yorum Gönder

<< Home

Çarşamba, Ağustos 06, 2008

özledim



Epey uzun bir zaman oldu yazmayalı...Değil blog veya gazeteye bir yazı,telefonda mesaj bile yazmadım aylardır ben...
Sıkıntı ve muz kabuğu zaman zaman kapımızı çalsa da,hayat pek telaşlı,yorucu genelde eğlenceli ve pek bir öğretici geçiyor Diloş Hanımla...
14 ayı geride bırakacağız 2 hafta sonra...O kadar çok şey yaşadım ki nereden başlayacağım bilemiyorum anlatmaya...
En sondan belki de...
Mesela şu an saat gecenin 1.20 si ve Diloş Hanım Annneee,anneee...ve sonra cevap alamayınca Babaa diye seslenip bağırdıktan sonra tekrar uyudu...Benim de uykum kaçtı bu gece yarısı aktivitesiyle...e başlayayım artık yazmaya dedim.
Tekrar uyudu dediysem,ben hanımın yanına gittim,kucağıma aldım,loş odasındaki pembe koltukta oturdum ve fakat nafile...Hanım huzursuzdu...Şu an babasının yanına attım onu,öyle uyuyor...
Hiiiç öyle aman yatağa alma,alışır sonra demeyin,demesinler...Demeseydim:)
1 yaşına kadar,4 aylıktan itibaren akşam 9.30 da yatıp sabah 8lere kadar deliksiz uyuyan Diloş Hanım 1 yaş itibariyle geceleri mutlaka 1 kez uyanmaya,bazen uyanıp yatağına koyduğumda çıldırmaya ve artık ilk uykuya dalma olayını yatağında yapmamaya başladı...
Ağlatarak uyutma? Asla...Bu yöntemi yapabilenleri takdir ediyorum...Yok aslında etmiyorum.Nasıl yani diyorum...Sesi kısılana,aklını-aklımı kaçırana kadar bağıran bir küçük insan yavrusunu nasıl ağlatabilirim ki gecelerce?
İnsanoğlu bir garip...ne kadar istemese,onaylamasa da bazı şeyleri sırf gaza gelip,sırf olması gereken bir tek doğru varmış gibi yapmaya çalışıyor bazen...
Ben de denedim yani,kitaplarda okuyup,bir kaç arkadaşımdan duyup Diloş'u ağlatmayı...
Ama napiiim, aylarca sorunsuz uyuyan bir minik insan bir anda değiştirince halini,alışamadı bünye tabii...Saçmalamak doğamızda var yani!

Neyse neyse...kısa bir yazı olacaktı bu...dönüyorum temalı...
Diloş geceleri böyle bu ara sapıtsa da,genel olarak pek eğlenceli bi arkadaşımız...
O kadar eğlenceli ki kendisini tatil arkadaşı olarak benimseyip,gayet cesaret örneği göstererek eşek ölüsü kadar para bayılıp bir gemi seyahati bile yaptık 10 gün önce...
Gemi diyorum,13 aylık ve yürümeye tam da bu tatilden 1 hafta önce başlayan dünyayı tanımaya en bi hevesli insan evladıyla gemi seyahati!İnsanlar tatil köylerine bile bakıcıları,olmadı anneanne babaanne karması ile falan giderken,biz çekirdek aile ve İstanbul'dan çıkıp Venedik'e falan giden ve gittiği limanlarda ada vapuru misali 3 ila 8 saat kalan bir gemi ile seyahatten bahsediyorum!

Hangisini yapacaktık?Gittiğimiz şehirde kalınan o kısıtlı sürede 40 derece sıcakta deli gibi turist mi olacaktık,yoksa tek derdi yürümek ve oynamak olan sabi ile atraksiyonlara mı girişecektik...Herbişiyi yaptık evet herbişeyi!


Sonuç;Diloş pek bir eğlendi fakat ileride hiiiç bi hatırası olmicek!
Biz,öküz gibi yorulduk,ve evet ileride o gittiğimiz limanlarda hatırlayacağımız pek yöresel bir anımız olmicek!

Yani uzun lafın kısası,galiba kendime geliyorum...O eski çılgın hallerim tam olarak eskisi gibi olmaa da, biraz biraz kendime özgü hallere geri dönüyorum...Bunun en bariz örneğini son tatilimizle yaşadık...

Hayat güzel,telaşlı ve bir o kadar yorucu...
Ama Diloş da pek bir lokum be kardeşimm...Kızım diye demiyorum,iyi ki doğurmuşum canım cicim seni diye ekliyorum:)

Ha bu arada,kendisi 13,5 aylık hayatında epey eğlenceli bir diş buğdayı partisi ve bir de pek kalabalık bir doğum günü partisi de geçirdi.1 yaş doğumgünü partisinde çocuğun kendisi eğlenmez diye düşünmek yanlışmış,valla bizim hanım pek bir eğlence ve parti kızı olup çıktı!

Diş buğdayı aktivitesini anneanne ve dede organizasyonu ile bir otelde yapmıştık,evin sağlam kalması açısından iyi fikir olduğunu düşünüyorum!Dolayısıyla doğumgünüsünü de açıkhavada yaptık.18 Haziran 2008 günü Yeşilköy Rönepark'taki çay bahçesinin bir kısmı düğün yeri gibi süslendi ve palyaçolu bol çocuklu(18-19 adet her yaş grubundan sabii) eğlenceli bir Diloş iyi ki doğmuş şenliği yaşandı!

Bloguma tekrar geri dönme isteği de bu tatiller ve partiler ve bilimum aktivitelerden sonra geldi zaten...Çünkü ben son 1 yıldır yaptığım hiçbirşeyi tam olarak hatırlamadığımı farkettim...Mesela doğumgünü oluyor,akşamında pestilim çıkmış,bel ağrısından ölmüş,ayaklarım patlamış ve beynim su kaynatmış olarak eve geliyor ve o günü asla yaşamadığımı farkediyorum...Tatil bitti,Diloş Venedik'te mi kuşların arasına dalıp yerlerde debelendi yoksa sıcaktan fenalık geçirip sinir krizi yaşadığı ve bize yaşattığı yer Dubrovnik miydi mesela hiç hatırlamıyorum:)
Dolayısıyla elimde kalan resimler oluyor,bir yerlere not düşmem gerekiyor...

Hiç öyle tahmin ettiğim gibi bir anne olmadım.Zaten bişi tahmin etmiyordum aslında ama...Ne biliim mesela her yaptığını kayıt eder,her bilgisini not ederim en azından sanırdım!Yok,öle bişi yok...Çocuk 7 aylıkken ayağa kalktı,ve heh erken yüricek bu arkadaş dediler,dedik, günlerce,aylarca yürümesini bekledik,sonra beklemekten sıkıldık,çünkü kendisi emeklemeyecek kadar tembel,bi yerlere tutunmadan yürimiicek kadar temkinliydi...dolayısıyla aylar sonra teee 13.ayında bi zaman yürüdü...ahan da tarih sor...yok! Neyse kameraya o kendi kendine gaza gelip koridora çıkıp,basıp gittiği o ilk anları aldım Allahtan!

Dolayısıyla bloguma biraz tarih düşiyim bari dedim...
En azından 1 yaşından sonra bile başlamak da bişiydir dimi:)

Bir de hiç öyle sandığım gibi korkak bir anne de olmadım zamanla...Bugün yataktan aşağı attı mesela Diloş kendini,yataktayken bağırıyodu al beni diye,aşağı atliince sustu...He tamam bişi olmadı demek dedim...Düşe kalka büyüyecek bu küçük kız, ve ben buna alışmaya gayet hazırım galiba...Allah büyük kazalardan korusun tabii ama,korktukça daha çok bişiler oluyo gibi geliyo bana...Sonra o hijyen manyak anne halimi gayet attım üstümden...İlk başlarda her annede belki olduğu gibi steril manyaklığı vardı...Ooo zamanla bu sabiler seni gayet eğitiyo...Şimdi yere oyuncağı düşüyo,bardağı düşüyo hop üfle ver eline...oo kimbilir görmeden neler alıyo yerden ağzına, bak bişi olmuyo diye rahatlatıyorum kendimi!

Yerlerde debeleniyo,yemek yerken saçının her tutamı aynen o yemekten oluyo mesela...Önemli değil...Benim için tek ve en önemli şey,Diloş doğduğundan beri asla vazgeçmediğim saplantımm; her gece banyo yapması...Aylarca sosyal hayatımızın içine etse de mutlaka yatmadan banyo yaptırdım Diloş Hanıma...Hala da yapıyor ve bence çok iyi oluyor...Yatma rutini için süper bir başlangıç..Bu bebeler alıştıkları şeyleri düzenli olarak yapmayı seviyor...Hatta yaz sıcaklarında,bu ara günde 2 kere yıkanıyor arkadaş,gayet su kurbağası tadında...

Anlatacak öyle çok şey birikmiş ki devam etsem bitmez zati bu post...
Diloş'un epey yoğun ve sosyal hayatı var mesela anlatacağım...Benim kadar hatta benden çok arkadaşı var!Bir yakın çevre,yakın arkadaşlarımın çocukları var sık gördüğü...Bizim sitede her gün gördüğü ve benim de anneleri ile arkadaş olmama sebep arkadaşlar edindi bir de...He bir dee, blogcu annenin bebesi de blogcu olur misali; benim çok yoğun arkadaşlarımın bebelerini bizimle aynı sıklıkta dışarıya çıkaramaması ve buluşamamamız sebebiyle bloglardaki blog annelerinin birbirinden güzel yavru blogcuları arkadaşı oldu Diloş'un...Süper düper bir yapılanma yapan Ayça sayesinden epey faal bir oyun grubu oluştu güzel bebeler için...Hatta gruplar büyüdü,bölündü,yaşa,lokasyona göre gelişim gösterdi.Şimdi her hafta çocuklar için buluşulup mutlaka bir aktivite yapılıyor.İsteyenler Ayça'nın sitesinden sanırım gruba üye olabiliyor...Buradan Diloş'un Erin,Marcello,Efe,Damla,Aslan ve Kerem ile arkadaş olmasına sebep Ayça'ya teşekkürlerimi gönderiyorum...Blog gerçekten faydalı bişi,her konuda diye ekliyorum...

Sonra emzirme var mesela anlatmak istediğim...Emzirmeyi kesmemle başlayan süreç var mesela son 1 aydır....Değişen ruh halleri var kendisinin....Oooo bi dolu şey...
Sonra bakıcı mevzuları...Arkadaşlarımın bakıcılarla yaşadıkları,benim asla bakıcı almam demem ama bazen fenalık bastığından acaba mı diye kafa karışıklıklarım...Diloş'u çok seven ama asla klasik anneanne tipinde olmayan ve beni genelde kendi halime bırakan annem var mesela...Diloş'un anne bağımlısı olma yolunda ilerlemesi var bu sebeple...
var da var...

Yani hayatımda sadece O var...
Bundan böyle umarım ve dilerim de uzuun bir süre de böyle olacak...Ama Herhalde belli bir zaman sonra alışıp,başka konulara da ağırlık vereceğim di mi?

13.5 aylık; çevresiyle acayip barışık,en sevdiği yemek semizotu,en sevdiği atıştırmalık her türlü hamur işi,en sevdiği hayvan Miyav ve en sevdiği şarkı *malesef* haydi lili lili lili lili yar olan ,bisikletiyle sabah çıkıp akşam eve gelsek sıkılmayacak olan, bisikletin üzerinde kafası düşüp uyuya kalan, tüm erkek cinslerini gayet ayırt eden,gittiğimiz restoranlarda en yakışıklı garsonu,mağazalarda en havalı satışçıyı bulup ona abiiii diye seslenip göz süzüp,kaçamak gülüşler atan,bişi yerken mutlaka etrafında kim varsa taa en uzak masadakine bile elindekinden ikram eden,hatta mümkünse zorla ağzına sokup yediren,muzur bakışlı,poposu gamzeli,bugüne bugün 7 minik dişli,saçları doğuştan gölgeli,kurulmuş bir bez bebek tipli en bi siyah zeytin gözlü benim tombikcan kızım Diloş hayatın gerçekten kendisi...

son olarak kendime not, unutmamak adına...bir kaç haftada acayip hızla çoğalan kelimeleri:
anne- son 2 aydır acayip düzgün,ve bazen de annejim
baba- bazen babeeee bazen babaaaaaaaaa,bazen de babammmmmmm
dede-bazen didiie
anneanne-son 1 aydır kesildi,anneaa diyor ona da
abi
abijim :abicim:)
miyuv: miyav
beyyu:berru(ilk göz ağrımız,begocanın kızı)
ede: ece ve ege
emme: emre
av av :hav hav
mama
meme
atti :attı yerine göre de açtı,yani aç
düttü:düştü
del: gel
bitti
ditti:gitti
biy: bir
diyu: didem-halası
diya: dila
edua :eda
abia: abla sanırım:)
diir: demir(her sabah Diloş kahvaltı yaparken balkonun önünden bakıcısı tarafından pusetle gezdirilen komşumuzun Diloşla arası 1 ay olan oğlu,pek hevesle bekliyor sabahları bizim kız,hayırlısı:))

bu kadar uzun posttan da anlaşılıyor ki ben yazmayı pek bi özlemişim...İçim öyle dolu ki,aslında başıma öyle çok şey geldi ki...
bir ara sondan başa doğru gidersem,belki de ara ara...anlatırım...
Ama mutlaka bundan sonra ; başıma gelecekleri paylaşacağım...
paylaştıkça iyi geliyomuş;blogumu çok özlemişim, hatırladım!hadi hayırlısı bakalım...

21 Comments:

Anonymous Adsız said...

donusun super oldu kristıl hanımcım...cok oslemisiz seni..
yanlız tekne fotolarindan birinde hamile gibi cikmissin. hamilemisin yoksa durusun mu oyle gostermis...
hep yaz olur mu.

Ağustos 06, 2008 11:31 PM  
Blogger crystalsdreams said...

aylar sonra yorumlara cevap yazmaya bile vakit buluyorum oley:)
ki bu yorumu cevapsız bırakamazdım:)
canım isimsiz arkadaşım,güzel okuyucu:)bu kadar dikkat nereye kadar:)o kolajın içinde nası gördün yaa o resmi:)
evet biraz göbek kaldı tabee,arada pörtlüyo kılıklardan...fekat aldıım kiloları verdim ben aslında,tam 27 kilo falan...ama zati öküz kilosuyla hamile kalınca,eski daha eski halime dönmek zaman alıyor ki bu ara yine yiyoruz efem...
neyse konumuza döniim hemen...o resimde o yelekimsiz uzun bol şey diloşu da kucağıma alınca iyice kabarmış,bizim göbek de olduundan daha koca koskoca gibi durmuş...yok bakınız diğer resimler yok o kadar büyük karın yok cicim:)fekat kalan göbek de accık şişirirsem hamile göbeği olabilir evet..
ama no,ben hamile değilim,bu soruları da duymamış oliim:)
sonra yaz diyosun,nası yazim anacım daha ilk yorumda bomba:)
ulen daha lohusalık sendromunu yeni atlatmış,göbeğimizle yeni barışmışız,ay nereden koydum o resmi yaa:)
güzel geldi valla gece gece,iyi oldu,akıllarda soru kalmadı:)
öperim çok...hamilelik yok,ok:)

Ağustos 07, 2008 12:34 AM  
Blogger nilly said...

Oh ya, sonunda sende birseyler yazdin. Ilk blog gunlerimden tanidigim herkes teker teker kopmustu buraladan.Simdi yavas yavas geri geliyorsunuz :) Dilos cok tatli olmus annesi. Buyudukce daha da guzellesiyor ve esmer bir afete donusuyor. Masallah diyelimde nazara gelmesin :)

Ağustos 07, 2008 6:36 AM  
Blogger Benim Hayatim said...

Çok tatlı çok Crystal bittim kızına. Şimdiden kokoş. O bikinili kıyafet, tokalar süper düper. Sen hep yaz. Merakta bırakma bizleri.

Ağustos 07, 2008 9:46 AM  
Blogger hayal said...

Tam da ah anacım o oyle degil o aglatma meselesi degil diyecektim ki buraya, telefonda konustuk zaten :) Onyargılara son! Dınınınnn.. Aglatmadan aglatarak uyutun dınınınn
:) hahaha

Ağustos 07, 2008 8:04 PM  
Blogger mesecina said...

şükürrrrr! hoşgeldin tatlı diloşun annesi:)

Ağustos 07, 2008 11:21 PM  
Blogger Oyun Grubu said...

biz de sizi özledik şekerim ..aaammmaa ara verdin.. hem yazmaya hem bize :(
katılın artık unutacak oğullarımız diloş hanımı

Ağustos 08, 2008 12:07 PM  
Anonymous Ayça said...

oyun grubu kişisi ben oluyorum tabii bu arada :) öbür hesap açık kalmıs

Ağustos 08, 2008 12:08 PM  
Blogger Elif said...

Kızı uyuyunca kendini bloglara atmış bir anneden merhaba... Keyif keyif okudum bir solukta :)
benzerlikler bulmak her anneyi mi rahatlatır, ben mi böyleyim bilmiyorum ama her durumda yalnız değilim moduna girmek güzel...
Tam da doğumgünü partisi plalarken yesilköy röne park güzel öneri oldu, eve de yakın... tek sorun pazar gününe denk geiyor olması, bakalım.
sevgiler...

Ağustos 09, 2008 12:19 AM  
Blogger enne said...

Dönüşün muhteşem olmuş! Bir solukta okudum, şimdi dönüp resimleri inceleyeceğim. Ben de 2. çocuğu yaptım bu arada biliyor musun:) Candeniz 3 ayını bitirdi. Şimdi tabii düşünmezsin ama 2 çocuklu olmak da çok zevkli canım!!!

Ağustos 09, 2008 10:23 PM  
Blogger Nenoni said...

sen bloğunu özlemişsin biz de seni özlemiştik.kızın çokk şeker.
sana bir not:çook ilerde tarihleri zaten hatırlamıyacaksın ama ilk yürüyüşünü ilk deniz maceranızı... gibi şeyleri her bebek gördüğünde hatırlayacaksın.benim mamulim gibi 25 yaşında kocca dana olduklarında bile:))

Ağustos 11, 2008 11:05 AM  
Blogger yapıncak said...

Zeytin göz Diloş'la tanıştığımdan beri, arada sayfana bakıp haber bakıyordum. Bugün bir çırpıda bolcasını döktürmüşsün. Hoşgeldin. Güzel kızınla sana sevgiler burdan,

Ağustos 13, 2008 9:30 PM  
Blogger crystalsdreams said...

Nillycim,oluyor öyle arada bi kopuyo insan,ama bırakmıyor da bu mereti:) özlüyor...iyi oldu,iyi geldi yazmak tekrar,vakit bulsam neler anlatıcam:)öperim çok...

benim hayatım'cım:) anası kokoş olunca kızı da öyle yapası geliyor tabe,şu an kolay istediğimi giydiriyorum ama ya büyüdüğünde noolcek...en büyük korkum metalci falan olması Mazallah:)

Hayalcim,amazondan istiyorum bu gece bi sürü kitap,Ferber de listede...hayırlısı bakem...Ben de güzel ve sonucu sizinle benzeşen bi yazı dizisi yazarım umarım:)Maşallahlarımı da gönderirim Damlacığıma...

Mesecinacım,hoşbulduk:)ee evet ya artık kristıl diil de Diloşun annesi diye tanınır ve anılır olduk...hanım geldi ve bizim kimliği bile değiştirdi:)

Ayçaa,hala özeniyorum ve imreniyorum sana:)nasıl bu kadar becerikli olabiliyosun yaa:)o kadar güzel bir çocuk büyüt ve bi dolu faaliyet yap ve hatta zirvelere tırman falann,bi de üstüne hiç fire vermeden süper düper blog yaz...Maşallah hem anaya hem Erin Paşaya:)tatil dönüşünüzü dört gözle bekleyenlerdeniz haberin ola:)

Evet Elifcim,insanın bu dönemler kendini yalnız hissetmemesi en sağlıklı olanı...yalnız diilsin,diiliz,hepimiz aynı yollardan ayrı zamanlarda belki ve bambaşka güzel çocuklarla bazen sıkılıp bazen gülerek geçiyoruz...yolun devamı güzel ama ve daha güzel olacak eminim:)Rönepark'Ta pazar parti yapmak evet biraz zor olabilir...ama bi konuş istersen...

Enneeeee sana inanmıyorummm..Helal olsun helal olsun,ve tabii ki analı babalı bol bereket ve şans içinde büyüsün Candeniz...acilen blogları bi solukta okumam lazım,kaçırdıklarımı bir an önce telafi etmem lazım:)2 çocukla hayat eminim çok ama çok maceralıdır!Tekrar helal olsun:) ben alana mani olmiim fekat almiim:)

Nenoni,ben de sizleri herkesi özlemişim çok.25 yaş mı...of ne büyük tecrübe,ne dolu anı var sende...eskiden anlamıyormuşum,şimdi böyle tecrübeli annelerin önünde saygıyla eğiliyorum:)

Yapıncakcım,ben o kadar habersizim ki bloglardan,senin sağlığınla ilgili durumlardan yeni haberim oldu...bloguna geleceğim ama buradan da hemen söyliim,çok çok geçmiş olsun..ve hatta ilk fırsatta seni ariim...bize yaşattığın o güzel ve keyifli cumartesinin tadı hala damağımızda,sen müsait olduğunda tekrar denemek istiyoruz mutlaka:)çok öpüyorum ben de seni ve kızoşunu....

Ağustos 14, 2008 12:16 AM  
Blogger mummy said...

Bu sefer inansak mı acep?Hep dönüyom döndüm diyosun amma gerisi gelmiyo Diloşun annesi:)Hadi bakalım bu sefer inşallah...Öptük Diloşu da...

Ağustos 17, 2008 1:13 AM  
Blogger Aslı Cin said...

Ben okumaya döndüm blogları, haydi sen de yaz :)

Ağustos 17, 2008 9:56 PM  
Blogger CaDı said...

Yeniden Hoşgeldiiinn:) İki gün önce Mayonezin kızı olacağını öğrendik, dur buraya göndereyim de, bak bundan isteriz diyeyim:)) Maşallah pek tatlı annesi bu yaa..

Ağustos 18, 2008 11:20 PM  
Blogger Emre said...

Merhaba, bende sizin takipçilerinizdenim lakin ilk kez yorum bırakıyorum, Dila pek bi güzel çocuk ya bayıldım doğrusu, tatil yapma fikride süper gerçekten tebrik ederim, normalde pek kimse cesaret edemez sanırsam hem de yurt dışı gezisine, ama dönüşünüz süper olmuş bi çırpıda okudum yazınızı e devamını bekleriz efenim biz burdayız hep.

Ayrıca Mayonesimin ""MASAL"ı mı olacakmış çok sevindim çokkkk.

Ağustos 21, 2008 12:16 PM  
Anonymous Çilekli pasta said...

Sayfanı uzun zamandır okuyorum, o kadar içten ve gerçek ki insanın kanı kaynıyor. Yeniden yazmana çok sevindim.

Bundan sonra yazılarını bekliyorum(uz)
sevgiler

Ağustos 26, 2008 1:55 PM  
Blogger aqua / ~~denizbahcesi~~ said...

hoşgeldiiinnn

Ağustos 30, 2008 11:41 PM  
Anonymous Yumurcak said...

Senin su "Ce!" deyip kacmalarin yok mu.. hadi yaz artik ama!

Ekim 05, 2008 3:30 PM  
Blogger Sevgili Sayfa said...

Ooo hoooo!

Bloger kapandı, ortalık yıkıldı, sonra tekrar açıldı filan... Senden hala ses yok! Bi vurdumduymaz tavırlar, bi boşvermişlik :-)

Olmadı kristıl hanım, Dila'yı da seni de meraktayız haberin ola!

Kasım 04, 2008 1:10 PM  

Yorum Gönder

<< Home

Perşembe, Nisan 10, 2008

Bu bahar başka bahar!



yok yazı dizisi falan yok!
Tek gerçek var, o da Diloş:) her gün büyüyen,güzel kuzoş,kızoş...
Ben unuttum tüm o cinleri,o lohusa günlerini...hatırlamak istiyorum,yazıcam diye...2 aydır elim gitmiyor...Çünkü Diloş her geçen gün daha da tatlı oluyor...
Bugün çektim bu resmi,her gün çekilen onlarca kareden biri...
Cici bebe verdim eline ilk defa...her biyeri minik minik bisküvi olup,mmm mmm yapa yapa yerken minik elleriyle o bisküviyi...amaan be dedimmm işte hayat,işte gerçek sevgi...
her an emekle,özenle geçiyor...yorgunluk oluyor,inişler de..
ama Diloş'un her bir bakışı herşeyi unutturuyor...
10 aylık olacak bir hafta sonra kızım...elinden tutunca yürüyor,köfteleri lüp lüp yutuyor...kendince bir sürü şey anlatıyor...
bugün akşamüstü çay keyfi yaptık kızımla balkonda...köpeklere bağırdı,bahçedeki tüm çocukları çağırdı...
zaman geçiyor,Diloş'un bir bakışı herşeyi siliyor...aklımda sadece o ve güzel gözleri kalıyor...
İyi ki doğurmuşum be..iyi ki...
darısı tüm isteyenlerin başına..


yani diyeceğim o ki...
hüzün epey geride,bahar evimizde...aslında artık hep bahar var bizde...Diloşla başka mevsim olmaz ki:)

yorumlara toptan cevap buradan veriyorum;herkesi seviyorum,kızımla pek geziyoruz,bloga uğramaya pek vakit bulamıyorum...vakit buldukça bu sayfa hep doldurula,bundan böyle Diloş neler yapıyor anlatıla!

22 Comments:

Blogger HUYSUZ VE TATLI said...

diloş hanım pek tatlı, yerim onu. siz de biraz daha sık yazın lütfen kristıl hanımcım. öpücükler...

Nisan 11, 2008 1:55 AM  
Blogger Fato said...

Sevgili kristıl,Diloş gerçekten çok büyümüş ve sizede çok benziyor maaşallah,fakat ağzımıza bir parmak bal çalıp aylarca yok olmak olmazki,bizi habersiz sensiz Diloş'suz uzun süre bırakma, arada çiziktir. lütfen sessiz takipçi
Fato

Nisan 11, 2008 10:22 AM  
Blogger mummy said...

şükür kavuşturana..siz yazın da canınız ne isterse onu yazın..Diloşun ve annesinin maceralarını okumak istyoruz burdan..Bu arada ne kadar büyümüş ve tatlılaşmış maşallah...Sağlıcakla kalın..

Nisan 11, 2008 10:25 AM  
Blogger bgm said...

Diloş, cok tatlı olmus. Allah nazarlardan korusun... Darısı benim kızımın başına...O da 10 aylık olunca bu kadar şeker olur umarım. Bu arada şu 10 aylık devreyi donem donem yazsan ben de başıma gelecekleri bilirdim... :))
Sevgiler,
Begüm.

Nisan 11, 2008 11:15 AM  
Blogger moonu said...

yaykardeş crystal'im,darısı başıma...bundan aynıııısından istiyorum...gıdısından koklaya koklaya öpüyosun ve ısırıyosun kızoşunu benim için...çooook öptüm seni de...

Nisan 11, 2008 10:08 PM  
Anonymous Adsız said...

balbadem kızım bu balbadem
şimal

Nisan 11, 2008 11:08 PM  
Anonymous Adsız said...

balbadem kızım bu balbadem
şimal

Nisan 11, 2008 11:08 PM  
Blogger DAMLA said...

Ben bu Diloşu yerim yerim yerim walla!...

Nisan 13, 2008 8:53 PM  
Anonymous Yumurcak said...

Aha! bir genç kaynana adayı daha! :)

Nisan 13, 2008 10:37 PM  
Blogger AycA said...

İşte bu...:) gelmiş kendine kıristıl hanım .. :)
yaz ki bizde okuyalım diloş hanım'ı

Nisan 14, 2008 10:03 PM  
Blogger nilly said...

FBdan gordum resimleri. Cok tatli masallah annesi. Hele o gozler yok mu gozler. Sanada inanilmaz benziyor.

Nisan 15, 2008 12:10 PM  
Blogger aqua / ~~denizbahcesi~~ said...

kristıl aynı sen bu cok guzel nazar degmesın

Nisan 16, 2008 1:35 AM  
Blogger gazel vakti said...

Yaşasın anneliği benimseyen anneler. Çocuklarına aşık anneler klübüne hoşgeldiniz. Dila çok güzel maaşallah. Hep güzel günleriniz olsun böyle kızanınla beraber.

Nisan 16, 2008 1:39 PM  
Blogger Dikkat!! Biyo Var ! said...

Hık demiş burnundan düşmüş.
Kendini doğurmuşsun ayol :)

Nisan 17, 2008 11:43 AM  
Blogger annecugun said...

zeytin gozlu kizini yerim ben, cok tatli bisey bu masallah...kristil e hadi ama, yaz artik...ilham perisi seninle olsun,

sevgiler

Nisan 19, 2008 6:36 PM  
Blogger pastacirapunsel said...

Dört gözle beklenen yazı:))

Bu fotoğraf harika, ama ben Ayça'nın sayfasındaki haline de bayıldım:)))

Sımsıcak seviler, Dila Hanım'a öpücükler....

Nisan 26, 2008 10:58 PM  
Blogger böğürtlengözün annesi said...

Diloş kızınla boolll eğlenceli,gezmeli günler sana... :)

Nisan 29, 2008 10:55 AM  
Anonymous Tugba said...

O kadar tanıdık ki hissettiklerin... Ben baharı tam 20 ay bekledim ve bir sabah uyandım tüm cinler gitmişti, güneş açmıştı... Çok şeyler götürdü belki o 20 ay benden ama inan unutuluyor herşey.

Mayıs 05, 2008 12:01 PM  
Anonymous Adsız said...

Merhaba, bloğunuzu zeevkle okudum. Kızınızın odası da çok güzel olmuş. O duvar kağıtlarıbı ve perdeleri nerden aldınız acaba sorabilir miyim:)
Selen

Mayıs 07, 2008 5:37 PM  
Blogger zilsizzarife'nin yeri said...

Crystal ilk anneler günün kutlu olsun:)

Mayıs 11, 2008 11:40 PM  
Blogger CaDı said...

Ayyy Annesinin kuzusuuu, masallaaah! Cry ben nasil bu kadar girmemisim bu sayfaya yaa! Allah im sen boyle tatli bir bebiste bizim m...e nasip et, anladin mi sen onu:))

Mayıs 27, 2008 3:37 PM  
Blogger CigDem said...

Cyrstal özledim artik yaaa :(( Dilos un yeni resimlerini de görmek istiyorum, nasil büyüdü, neler yapiyor, moraliniz nasil ... cok fazla actin yaw arayi ..

geri dön yaaaa ... dilosu da al yanina gel buraya :)

Temmuz 31, 2008 11:58 PM  

Yorum Gönder

<< Home

Pazartesi, Şubat 04, 2008

post dizisini takdimimdir...LOHUSA Cinleriyle geçen günler ve sonrası....





Geçen hafta gittim gelin olarak girdiğim evimize...Her bir köşesini özenle,inanılmaz büyük emeklerle yaptırıp döşediğimiz, yaptırdığımız tadilatlar nedeniyle evlenmeden koca ile birbirimizi bazen öldürme derecesine kadar gelmemize sebep,o yeşillikler içinde güzel eve...Önce evliliğe alıştım orada,yeni bir evde,evin hanımı olmaya,otel hizmeti aldığım ana evinden çıkıp otel hizmeti vermeye başlamaya,yeni bir semte,yeni bir çevreye,bir sürü yeniye o evde alıştım.Çok ama çok güzel anılarımız oldu o evde...Diloş da o evi gördü ilk, o evde yaşadı dünyaya ilk alışma günlerini...
İşte geçen hafta o kadar çok sevdiğim ilk evimize giresim gelmedi benim.Kapısını açtığımız anda kasvet çöktü içime...Ruhum sıkılıverdi anında...Girmedim içeri,giremedim.Halbuki çok renkli bir evdi,aynı benim dünyam gibi...O renkleri artık göremedim.

Göremedim çünkü orada yaşadığımız 3 senenin son 3 ayı benim için 3 sene gibi geçti.Yaz akşamlarıydı o son 3 ayda yaşanan...Yaz en sevdiğim mevsimdi halbuki...Ama bu son yazın akşamları öyle kasvetli ve ağırdı ki..Geçmek bilememişti...

Dila'nın o güzelim ilk 3 ayını ben hiç mi hiç anlamadım...O ilk 3 ayı ben hiç yaşamadım.Şimdi geriye dönüp baktığımda çok kesik hatırlıyorum 4 ay önceyi..Hafızam o kadar kötü değildir ama, silmiş işte ağır depresif hallerimi...

Yok yok, hiç öyle fena bir şey değil doğurmak, dünya güzeli bir bebeğe sahip olmak...Ama işte hormonlar,etraf,bünye; yapıverdi beni çaresiz bir deli...

Doğum sonrası dünyanın pembeye değil de mora mosmora bazen de siyaha boyandığı bir ruh hali ile yaşadığım,yaşattığım sıkıntıları anlatacağım bir kaç post...
Şimdiden; dünya güzeli Diloşumun ilk günlerinde ona en mükemmel şekilde bakacağım diye kafayı üşütürken,türlü acayiplikleri yaşarken, bana verdiği müthiş destek için kocaya teşekkür ederim.İyi ki Diloş'umun babasısın be kocam...Sen olmasan kesin ama kesin 3. sayfa haberi olmuştum!

E o zaman yeni doğuracaklar, çoktan doğurmuşlar,lohusalığı pek mutlu geçenler,endişeden ölme raddesinde ilk günleri atlatanlar; ben pek çok kimsenin anlatmadığı, hatta doğumdan önce öylemesine bir konu başlığı olarak arada gözüme çarpan lohusa depresyonunu kendi yaşadıklarımla anlatıyorum...Umarım bir işe yarar anlatacaklarım:)En kötü, içimi döker, buraya not almış olurum...Unutmak daha güzel olsa da!

18 Haziran 2007 -Kristıl'ın annelikten pek bir habersiz hayatı,bir bıçak gibi kesildi!

Doğum öncesi, hamileliğimde nasıl karnımdaki bebeğe dışarı çıkamadan insan muamelesi yapamadıysam,doğuma giderken de bir o kadar habersizdim akşama tamamıyla değişecek hayatımdan,korkularımdan,isteklerimden,tüm hislerimden...
Yani ben hiç konuşamadım karnımdaki Diloşla...Hiç diyemedim o içerdeyken,'canım,bebeğim 'falan...Belki de hiç ama hiç hazır olmamaktı bu anneliğe...Belki de zaten kimse hazır olmaz ki anneliğe...Ama konuşan arkadaşlarım vardı,karınlarının içindeki dünyadan habersiz yavruyla muhabbet eden,sohbet koyulaştıran...Belki de doğurmadan bebeği,konuşmak lazım arkadaşla...Daha bir yaklaşır belki insan ruh hali olarak anne olmaya...

Neyse efendim,biz 18 Haziran sabahı bir telaş çıktık evden saat 6 sularında kocayla...Pek konuşamadık yol boyunca,heyecan fena halde,el ele tutuştuk yalnızca...Belki de hamileliğimin en romantik anı hastaneye o şekil gidişimizdir,çünkü genelinde zati manyak bir hal vardı hamileliğimde bende:)
Hastaneye girer girmez,ellerimizde sanki 3 aylık kalmaya gelir gibi bir halde olan çantalar,torbalar,valizler yollandık odamıza...O torbaların hepsinde ayrı ayrı süsler,püsler,şekerler,sepetler,tüller,yazılar,masa örtüleri mumlar doluydu...Sanki evlenmeye gelmişim anasını satiyim hastaneye!O derece bilememişim doğum olayını!

Doğuma girmeden tüm heyecanımı odanın dört bir yanını süsleyerek bastırdım...Hakikaten ben biraz uğraşsam iyi bir organizatör falan olurmuşum ama başka bir hayata kaldı bu yeteneğim:)
1 saate yakın kocayla odayı süsledikten sonra,elinde kurabiyeler,türlü türlü ikram edilecek ıvır zıvırla annemler geldi yanımıza...Ve nasıl geçtiğini anlamadığım dakikalardan sonra ameliyathaneye alınmam ve epidural anestezi için hazırlık yapılması..Benim acayip huylanmam...ama tabii ki anestezi uzmanının büyük başarıyla epidurali uygulaması...vee perde...Koca,hoca(yani doktorum)beraber geldiler içeri...Başladı gösteri!Garip ama ben tutturdum 'hissediyorum kestiğinizi' diye!Hemşireler,doktorlar koca falan gülüyor geçiyor,o sırada 2-3 kat kesmişler zaten beni,başlamış operasyon ama ben ısrarla bağırıyorum 'ay ay ay ' diye...Ama yeminle sürekli bir acayip hisle acı arası bişi duyuyorum,sinir bastı!Kocanın eline batırdım tüm tırnakları!O kadar çok konuşmuşum ki Diloş'u çıkaracakları sırada uyuttular beni 2-3 dakika,gözümü açtığımda pembe suratlı bişi vardı kollarımda...Hala da pek gür olan sesiyle ağlarken,kollarıma koymalarıyla susması bir oldu Diloş'un...Bence o an herşeye değer be Diloşum:)

Yani diyeceğim şu ki eğer normal doğum yapmaya korkan veya manisi olan varsa benim gibi, epidural anestezi bence kesinlikle tercih edilmeli...Tabii iyi bir anestezi doktor ile...
Benim en büyük paranoyam bacaklarımın uyuşukluğunun açılmayacak olmasıydı ki odaya giderken bile başlamıştım oynatmaya ayaklarımı.

Ve artık hayatın değiştiğinin resmi...Odaya girişim,içerde gülen,ağlayan bir dolu göz,yatağa yatırılışımm vee Diloş'un hemen getirilip emme halinin bir an önce başlatılması...O güne kadar emzirmeye bir garip bakan bende amanın bir çaba bir çaba...O nasıl bir hissiyattır,nasıl bir güdüdür gerçekten yaşamadan kesinlikle bilinmez...Ve ama işte orada kadın halinin rafa kalkması ve anne halinin can bulması yaşanır...Senelerce sakladığım göğüsler, artık neredeyse umuma açılmıştır...Sen kendini bilmeden binbir gayret minik bebeni yaşatmak için besleme derdine düşmüşken dünya umurunda değildir...'Ooo baba merhaba,oooo Ahmet Amca hoş geldin girsene!' halleri! Orada açtığın göğüs değildir, o Diloş'un besin kaynağıdır...Ki ben o güne kadar, hmmm asla babamın yanında emzirmem,yo yo mümkün değil dışarıda emzirmem falan derdim...Ohoo daha neler derdim de işte hepsinin yalan olduğu andır,yerdir..Anne olunca tüm doğruların değişebilir!





Doğum ve hemen akabinde bebekle olan iletişim işte böyle emme,emzirme,gaz,çiş,kaka,ağlatmama şekliyle başlar...Bir anda,gerçekten aniden,bir insan yavrusu girer hayatına yaşatmak zorunda olduğun...Hatta en mü-kem-mel şekilde yaşatmak zorunda olduğun...Bu 'en mükemmel,en iyisi, en doğrusu, en güzeli' zaten bir süre sonra benim sıyırmama yol açacak durumlardır...En iyi nedir, en doğruyu kim yapar, kim bilir!

Kıssadan hisse bu postu bitirmek gerekirse, lay lay lom doğuran ,bir parti tadına odayı,evi süsleyen ben,doğum sonrası hastanede bizimle sevincimizi paylaşan dolu,dopdolu akraba ve arkadaşımıza sevinen ben...Bir anda yepyeni bir dünyaya, emzirme dünyasına adım atarak ilk şaşkınlıkları yaşamaya başlarım...

Meğer emzirmek ne mühim işmiş!Bunun sıtmasının olduğunu,o, listede var diye alınan pompanın gerçekten kullanılabildiğini,bebeğin de emerken problemler yaşayabildiğini,veya iyi emen bebeğe hmm aferin güzel emiyor dendiğini!,göğüsten sütlerin akabildiğini,sütün çok olursa bebek de hepsini emmezse göğüslerin tıkanıp şiştiğini....bir dolu bir dolu şeyi...Diloşu kucağıma aldıktan hemen sonra görmeye,yaşamaya,öğrenmeye başladım...Her türlü koca karı laflarının,inanışlarının arasında kaldım...Hayatım Sadece 'Maşallah'tan ibaret oldu...Oooo uyuyor Maşallah,kaka yaptı Maşallah,emdi,Maşallah,gazını çıkardı Maşallah...Artık en ufak bir olumlu, iyi şeye,mesela oo köprü açık,trafik yok Maşallah şeklinde karşılık verir olduk koca ve ben....
İşte Maşallah Ailesi epey büyük sınavlar verdi güzel,tatlı,işveli,cilveli Dilooş Hanım'ın doğumu ve ertesi...

Bu postun özetinde şunu diyebilirim ki, lohusalık denen dönem çok sıkıntı yaşatabilir evet...Çünkü çok çok yeni,bilmediğin bir dolu şeyin yaşandığı,yepyeni küçük bir insanla devam edeceğin bir hayatın oluyor...Ve buradan yaşadıklarımdan özetle tek vereceğim tavsiye,ilk zamanlar,artık annenin alışma sürecine göre değişir bu zaman zarfı, mutlaka bir büyüğün annenin yanında olmasıdır...Bu anne olabilir,pek istenmeseler de kayınvalide olabilir....Mutlaka bir bilen olmalıdır anacım yanınızda...Olmayınca,ya da az olunca zaten pek karışık olan iç dünyana pek de karışık bir dış dünya eklenir ve zorlanırsın..Ya da bana öyle olur..Zorlandım:)

arkası bi ara efeniim:)
Bundan sonraki postta....ilk günler...Özgüven eksikliği ve mükemmeli arama feekat bulamama problemi!

26 Comments:

Anonymous Adsız said...

7 aylik bir hamile olaraktan dört gözle bekliyorum rehberlik kivaminda olan yazilarini :)

en basindan takip eden sessiz okuyu:)

Şubat 04, 2008 11:17 PM  
Blogger Minik Patikler said...

:) Ne güzel anlatmışsın, Allah bağışlasın tekrar tekrar. Sizi çok çok daha güzel günler bekliyor gerçekten her vaktin ayrı güzelliği var, tadını çıkarmaya çalış, atlatmışsın çok şükür..

Şubat 04, 2008 11:34 PM  
Blogger annecugun said...

oh be sonunda geldin sekerim, bence depresyondan ote nasil bir yasam kurgulayacaginin korkusu agir basiyor. ozellikle herseyi mukemmel yapmaya ve yasatmaya calisan kisilerde boyle bir donem geciyor. ve eminim sen mukemmeli yapmissindir. bu seni belki yormustur.

gozumun onunde canlandi, bebegi ilk yanina yatirdiklari an: tum caniyla aglayan bir minigin sirf annesinin yaninda mutlu mesut yatmasi ve merakli gozlerle incelemesi. o ani yasamak tum bu kadar zorlu donemeci gecmeye deger.

darisi tum isteyenlerin basina

Şubat 05, 2008 7:22 AM  
Blogger mummy said...

Çooook teşekkür ederim ayrıntılı cevabınız için..Lohusalık ağır geçmiş hakketen ama sevindim kötü günlerin geride kaldığına...Umarım bundan sonra hayat siz nasıl diliyorsanız öyle akar minik Diloş ve sizin için..Hep mutluluk getirir umarım...Sevgiyle ve sağlıcakla kalın..Öpüyoruz miniğinizi...

Şubat 05, 2008 11:44 AM  
Blogger mummy said...

Ha bu arada değinmeden edemiycem ya ne hoş anlatmışsınız şu emzirme mevzuunu..Göğüslerin artık umuma açık iki nesne haline gelmesi benim de en huy olduğum konudur..Geçenlerde yeni doğum yapmış bi arkadaşıma gittim..Ya hastane odasına bi girdim ki odadaki bütün kadınların elleri kızcağın memesinde..Şöyle tutacan makas gibi, şurası bebeğin ağzına girsin, şura dışarda kalsın...Aman yarabbi çocuk ulaşamıyo ki memeye emebilsin..Kızcağızın haline acıdım ama her çaylak anne yaşıyor anladığım kadarıyla aynı müstesna anları...Bakalım sizlerden edineceğimiz tecrübelerle elletmemeye gayret göstericiiz efenim...
Kalın sağlıcakla...

Şubat 05, 2008 12:38 PM  
Blogger Çocuk gibi said...

!!!!!!!!!!!!!!!!!
Bu ne hız crystal' im :))))
Bakıyorum 7 ayın acısını çıkarıyorsun :)
Yay burcu kadını kolay öğrenir zaten :))))))

Şubat 05, 2008 3:08 PM  
Anonymous Adsız said...

acaba bu lohusalık depresyonunda çocuğundan nefret etme duru mu olabiliyormu bir bilginiz varmı acaba

Şubat 05, 2008 10:34 PM  
Blogger bgm said...

Her an doğacak diye beklerken bu yazıyı okumam iyi oldu, teşekkürlerpaylaşım için. Bir kere daha aklıma yazdım, mükemmel olmak, ağlatmamak, hemen süper bir şekilde emzirmek gerek gibi ruh hallerine girmemek gerek diye ama o anda aklıma gelir mi bilemiyorum. Yalnız olmadığımı bilmek iyi gelecek, ileride, ondan eminim. bunun için bile teşekkür ederim...
Sevgiler,

Şubat 05, 2008 11:06 PM  
Blogger Mutluveumutlu said...

Merhaba, bende dönüşünü dört gözle bekleyenlerdendim. Çok sevindim tekrar yazılarınla burada olmana ve herşeyin yolunda gitmesine.
Sevgiler...

Şubat 07, 2008 3:27 PM  
Blogger Toplu İğne said...

gristılım, psikopatım; valla su gibi yazmışsın ben de kana kana su içer gibi okudum. kah korktum, kah istedim, kah tırstım, kah içlendim... neyse geçti gitti, dila tam da tahmin ettiğim gibi bir afet olmuş. ben cumartesi - pazar istanbuldayım. bu sefer ayarlayalım, aslıya da söyledim. öperim gıdından. bye

Şubat 11, 2008 9:58 AM  
Blogger arzu said...

Sessiz sedasız takip ederken bir gün bi gittiniz pir gittiniz.Diloş'a ömür boyu sağlık, mutluluk,anne ve babasıyla geçireceği güzel bir hayat diliyorum.Anne olmadığım için yazdıklarınızın çoğuna yabancıyım ama her halde Allahın kadın cinsine bahşettiği en muhteşem duygu annelik duygusu.Tadını çıkararak geçirmenizi diliyorum günlerinizi.Arayı çok açmayın olur mu?SEVGİLER...

Şubat 11, 2008 4:23 PM  
Blogger gazel vakti said...

İnatla açtım sayfanı her aklıma gelişinde. Keyifle okuyordum ahanda ben gibi bir diye. Biliyordum bi gün döneceğini.

Şubat 14, 2008 1:37 AM  
Blogger DAMLA said...

Sayfana şöyle bir bakiim derken gözlerime inanamadım!... Dönmüşsün...
Yazdıklarınla da beni şööööle bir 12 yıl öncesine götürdün. 28 yaşında doğurmama rağmen aslında hiç bir şey bilmediğimi fark ettiğim zaman yaşadığım panik. Kendimi montofon ineğine benzetmem, günlerce "evet-hayır" dışında kimseyle konuşmamam ve bütün bunları sadece kendim yaşıyor zannedip çocuğuma karşı iyi bir anne olamayacağımı düşünüp sürekli ağlamam!!...
Offf ne günlermiş?...
Neyse sen döndün, yazılarını bekliyoruz. Özledik çok:))
Dila'da muhteşem bir bebek...
Maşallah, maşallah :))

Şubat 15, 2008 9:15 AM  
Blogger zilsizzarife'nin yeri said...

Crystal,cok özlemişim seni ve yazılarını.Aman iyiki gitmiş lohusalık cinleri.Sen hep yaz olur mu.Diloş Hanımada kocaman öpücükler:)

Şubat 16, 2008 12:51 AM  
Blogger nagişim said...

şükür kavuşturana maşallah kzımıza da annesine de devamını bekliyoruz yazılarının merakla:))

Şubat 18, 2008 12:58 AM  
Blogger zehra said...

masallah cok seker bebeginiz
................
mutlu ,sagl�kl� ,huzurlu
,a�k dolu ,sevgi dolu
cok guzel bir hafta
diliyorumm

Şubat 18, 2008 6:49 PM  
Anonymous Yurtdışı Eğitim said...

kötü günleri atlattığınız için sevindim güzel haberlerinizi bekliyoruz...

Şubat 21, 2008 4:06 PM  
Blogger moonu said...

ya ama sen ağzımıza bi parmak bal çalıp gene yok oluyosun artalıklardan...ama ama ama :(

Şubat 22, 2008 1:21 AM  
Blogger LATî LOKUM said...

Anne Kristıl, lohusalık hallerinden sıyrılıp Dila ile yaşama hoşgeldin demene çok sevindim. En başından beri sitenin sessiz sakin takipçisiyim, henüz yazabildim. Dila'ya uzun ve sağlıklı bir ömür, sana da eşin ve minik beybin ile mutluluk dolu günler diliyorum. Lütfen çok ara verme postlara, özletme bu kadar..

Sevgiler

Seray

Şubat 28, 2008 4:25 PM  
Blogger KUGUU said...

Sevgili MASALLAH AILESI, bir mashallah da - ki sirf benden size kacinci hatirlamiyorum bile ama yine de bir kez daha ve daima- mashallah size canim benim:)) diyorum. Gule gule BUYUYUN/BUYUTUN:))

Mart 03, 2008 7:24 PM  
Blogger nilly said...

Eeee, kristil hanimcim, bekliyoruz devamini hala.

Mart 07, 2008 1:15 PM  
Blogger Yumurcak said...

delicik dolucuk içi dolu turşucuk ne zaman yazcan?

kıristıııl papuçu yarııım..

e hadi ama!

Mart 13, 2008 8:03 PM  
Blogger böğürtlengözün annesi said...

Öylesine tıkladım sayfana ama geldiğini görünce pek bir sevindim. Hayırlı olsun Diloş kızın. Maşallah :) Allah nazarlardan saklasın. Senin yaşadıklarını hatta çok daha fazlasını bende yaşadım ve sanırım çokda normal yaşananlar. Sen yine şanslısınki 4. ayında kendine gelip anneliği yaşamaya başlamışsın. Ben bu benim deyip sıkıca sarıldığımda bebeğime 4 yaşındaydı. Gerçi ben 2,5 aylıkken bebeğim babamı kaybetmenin etkisini ç.ok taşıdım üzerimde. Ama neresinden başlarsan başla annelik her haliyle çok çok büyük bir güzellik. Kızınla sana çok mutlu günler diler, yazılarını dört gözle beklerim...

Mart 14, 2008 2:05 PM  
Blogger palyanço said...

Merhabalar :)

sanırım bundan sonra en yakın takipcilerinizden biri olacagım bu yazılarınızın ustune.. son yazdıklarınızın bir cogunu okuyuverdim kasla göz arasında.. ne kadar da guzel anlatmıssınız herseyi.. daha 3 aylık yeni bi anne olaraktan oyle yüreğime dokundu ki :))

ellerinize, yüreğinize sağlık :)) sevgilerimle :)

Mart 22, 2008 4:43 PM  
Blogger KIZIMIN CİCİLERİ said...

Hamileliğimin son zamanlarını yaşarken okumaya başlamıştım ilk blogunu. İnsan hani hep kendine yakın birilerini görmek, duymak isterye bakalım o ne yapmış diye. İşte öyle anlarımda taşınma telaşındaki yazını okumuştum ilk. Sonrasında arada eski yazılarına baktım ve yeni yazılarını bekler oldum. Çok geç geldi ama görüyorum ki çok şey birikmiş ve de çok güzel aktarmışsın yaşadıklarını.Tebrik ederim, bir çok taze anneyi anneliğe hazırlayacak bir post olmuş. Minik kızın da çok tatlı Zeytin gözlü ve bizim kabaktan sonra rapunzel gibi maşallah.Allah bağışlasın ve birlikte hep güzel günleriniz olsun inşallah, hep mutlu kalın...

Nisan 01, 2008 10:31 AM  
Anonymous Adsız said...

slmmmmmm cnmmm nasılsınn mail guruptan irem*lara
cilerini kov bir an önce diloş hanımın maceralarını bekliyoruz hadi ama
mucukladık sevgi ile kucakladık irem*lara

Nisan 07, 2008 9:50 PM  

Yorum Gönder

<< Home

Pazartesi, Ocak 28, 2008

Anne Kıristıl cinleri kovdu,hayat yeniden başladı!


Yaşamadan anlaşılır birşey değil anne olmak...Yaşamadan bilinir bir şey değil, anne olmaya çalışırken,alışırken bocalamak,gel gitleri yaşamak,gülmek,ağlamak,korkmak,heyecanlanmak,şaşırmak...
Yaşamadan,gerçekten bileceğin bir şey değil bir bebekle tanışmak ve onu büyütmek için çabalamak...

Hayatta duyulan hisleri hep en uçlarda yaşamaya alışmış biri olarak, tabii ki anneliği de pek şahane yaşamaya başladım evet...Ama gel gör ki lohusa depresyonlarının da kralı bende yerleşip uzun süre gidemedi!Dila Hanım en güzel halleriyle büyürken, annesinin lohusa cinleri geldi gitti geldi gittiii...Vee sonunda gittiğine inandığı o deli günleri ardında bırakarak, anneliğin keyfini çıkarmaya başladı pek şükür Kristıl kişisi!

Taşınma telaşı,eve yerleşme karmaşası,yeni yaka,yeni semt aslında eski ama yeni yerler,yeni yüzler...Ve her gün yenilenen güzel Diloşş...Meğer ne zormuş anne Kıristıl'ın adapte olma süreci...Meğer kendini pek maceraperest,pek spontan sanan bu kişi,aslında ne kadar zorlanıyormuş her yeniye,yeniliğe....
İşte Diloş Hanımın doğumuyla kendini yeniden tanıyan,pek sancılı günleri aştıktan sonra tekrar eski ama yepyeni bir Kıristıl olan bu KİŞİ, yeniden bloguna bir şeyler karalama hallerine girdi...

Anne Kıristıl ve maceraları geliyor,gelmeli...Aylar sonra arada merak edip gelen olursa umarım yaşadığım maceralar birilerine iyi gelmeli:)

Bu blog bundan böyle sadece Diloş Hanım için yazılacak...E,Zaten benim için dünya sadece Diloş Hanım için dönüyor,hayatım sadece onun için yaşanıyor!
Vahim mi,yoksa olması gereken mi,yaşadıkça görmeli:)

7 ay 10 gün oldu Diloş doğalı ve ben kendime anca geldim,helal be,var mı ötesi:)



dipçik not:lütfen Hamza Yerlikaya kollara tikkat ediniz,anneliğin kazandırdığı tek kötü şey sanırım bu oldu:)kollar şahtı,şahbaza terfi oldu:)

Etiketler:

25 Comments:

Blogger Pinky said...

özlemiştim seni çok!İyiki geldin :) diloşu çok öpüyorum tabi annesinide

Ocak 28, 2008 5:10 PM  
Blogger mesecina said...

şükür! çok sevindim geldiğine, gitme sakın yine... dila hanımı çok öptüm.

Ocak 28, 2008 8:31 PM  
Blogger epsilon said...

hoşgeldin crystall tekrardan.umarım bu sefer bu kadar ara vermezsin..
Dila hanıma da maşallah.Allah nazardan saklasın...
bekliyoruz yeni yazılarını:))

Ocak 28, 2008 10:41 PM  
Anonymous Adsız said...

sevgili çocukluk arkadaşım bebeğin de senin gibi çok güzel.Hayırlı olsun.Tesadüfün bu kadarı ya çıkıverdin karşıma.Benim bebeğimde 20 gün sonra gelecek kısmetse, belki onlarda bizim gibi beraber büyürler.Şimdi sende kimsin diyorsun eminim.Beeeen hani o burnunu ısırıp habire kafasına terlik attığın(bunları hiç kabullenmedin:)) aa birde barbie oynadığın ve Halis amcadan beraber kaçtığın arkadaşın:)
Görüşmek üzere....

Ocak 29, 2008 3:21 AM  
Anonymous Adsız said...

Merhaba crystal, öncelikle dönüşüne çok sevindim, blogunun sessiz takipçilerinden biriyim, dila bebek maşallah allah nazardan saklasın çok tatlı olmuş, analı babalı sağlıkla ve huzurla büyütmen dileğiyle...
Bundan sonra lütfen bu kadar ara verme, birde dila bebeğin odasını merak ettim, 2. resim sanki onun odasında çekilmiş gibi, çok cici ve çok zevkli görünüyor, ileride benim bebeğimin odasına örnek teşkil etmesi için resim eklersen çok sevinirim..
Sevgiler
Yıldız

Ocak 29, 2008 10:06 AM  
Blogger berfin said...

öncelile merhaba,
tanışmıyoruz.sen yokken geldim buaralara ama blog dünyasına girişteki nedenlerimden biri senin blogun.çok üzülmüştüm gitmene.ben geldim o gitti diye.mesecina'mın blogunda gördüm geldiğini hemen geldim..
dila nazın doğumunu hatırlıyorum ozamanlar sürekli bakıyordun bloguna.ve hasatanenin sitesinden takip etmiştim.dila doğduğunda çok güzel bir bebek demiştim ama şimdi çok daha güzel.allah nazarlardan saklasın..
ve emin ol böyle bir güzellik için o kolların öyle olmasına razı gelirim.hatta hiç gocunmam.umarım tekarar gitmessinde görüşürüz.olmaz mı?

Ocak 29, 2008 2:56 PM  
Blogger limon said...

Merhaba cry..Siteni zevkle takip ediyordum ama ilk kez yorum bırakıyorum..Her Allahın günü de acaba geldin mi,bişeyler yazdın mı diye kontrol edip durdum ve şimdi yeni yazını görünce o kadar sevindim kii..

YA bu Diloş ne kadar güzel bi bebek Allah nazarlardan korusun..Bir de seni çok değişmiş gördüm ben..Annelik inanılmaz güzelleştirmiş seni..Sana moral olsun diye filan da yazmadım emin ol :))

Ocak 29, 2008 7:37 PM  
Blogger Yasemin/Beril said...

Merhaba Kristal,

Bende seni sessiz takip ediyordum, Dila'yı analı babalı büyütmek nasip olsun,ismiyle yaşasın.
Facebook'ta Su gibi ve Koyubeyaz'ın listelerinde de seni görmüştüm hatta bana en çok ilginç geleni senin listende ortak arkadaşlarımızın olması. Ender'le Gülay.Blogunda da bahsetmişsin onlardan. Nazlı ile benim kızımın arası tam 40 gündür yani Beril 40 gün büyük Nazlı'dan. Ayrıca düğünümüzde de eskort arabamızdı onlar. Eşimin ve tabiiki benim neredeyse 18 yıllık arkadaşlarımız yani. Ayrıca ben sanki seni,Dila'yı ve eşini galiba 29 aralıktı havaalanında gördüm. Hatta uzun uzun baktım o senmisin diye hatta sende farkettin beni. Dünya çok küçük. Benim web aresimde uğramak istersen: www.berilingunlugu.typepad.com
sevgiler...

Ocak 29, 2008 8:46 PM  
Blogger evrim (akira) said...

Selamm bende sessiz bir takipçiydim amaa Dila tatlısını görüpte sessiz kalmak mümkün olmadı o nasıl bir tatlılık yauuu.Bende isteriiiiim:)
Crystal daha çok fotoğraf koymalısın..

Ocak 30, 2008 12:26 AM  
Blogger annecugun said...

merhaba, iyiki geldin-hosgeldin..cok sevgiler (aylayildiz)

Ocak 30, 2008 5:44 AM  
Blogger Mücevher Kutusu said...

Benim açımdan bu günün en iyi haberi yeniden seni okuyabilecek olmam. Kızın çook güzel maşallah :*

Ocak 30, 2008 2:55 PM  
Blogger Öykücü said...

Hiç umudum yoktu valla.Şu boşluk başlığını görmeye o kadar alıştık ki:)))))))

Yeniden başlaman,depresyondan çıkman çok güzel.Kızın da kocaman olmuş maşallah:)Çok cici,çok şeker,çok tatlı bir şey.Dudaklarına ve şaşkın bakışlarına bittim:))

Sevgiler..

Ocak 31, 2008 1:11 PM  
Anonymous Adsız said...

Ay hoş geldiniz ne iyi ettinizde geldiniz tam da sizden ümiti kesmişken her gün bakıp o " boşluk" yazısını gördükçe artık dönmeyeceksin zannettim.Kızınız çook tatlı ALLAH bağışlasın!!!Odasınında resmini koyarsanız sevinirim çok zevkli döşenmiş görünüyor ucundan kıyısından .Yine çok açmayın arayı olurmu sevgiler !

Ocak 31, 2008 1:26 PM  
Blogger Biyo said...

Nihayet "BOŞLUK" DOLDU :)))
Hoşgeldin gırisdalim bidenem.
Sefalar getirdin.7 ayda kendine gelmen bile çok iyi.Ben son yazını okuyunca dönüşüne kafadan iki yıl vermiştim:/
Şimdi renklendi buralar!
Şimdi yemekte eksik olan tat atıldı!
Dila ne güzelleşmiş maşallah!Rayza hiç heveslenmesin valla kız aynı sen anacım!
Ama bu muhteşem dönüşe b iki fotoğraf kesmedi be gırisdalim.Sen de ne fotolar vardır hadi bizi foto manyağı yap:)
Çok Öperim seni.
Mailine bak davet atacağım sana.

Ocak 31, 2008 1:43 PM  
Blogger mummy said...

Selamlar...
Öncelikle gerçekten çok tatlı bir kızınız var..çok şanslısınız..
ben de huysuz ve tatlı'nın bloğundan tanımıştım sizi..yeniden yazmanıza sevindim.bu arada ben de kız bebek bekleyen bi anne adayı olarak Dila'nın odasını çok beğendim.Vanilya'dan yaptırdığınızı söylemiştiniz sanırım Huysuz'a..Ben gitmiştim modokodaki yerlerine tek beğendiğim model olan beyaz masif mobilya için de 5 bin üzeri bi fiyat vermişlerdi.Eğer bi mahsuru yoksa ne kadar mal olduğunu öğrenebilirmiyim aşağı yukarı..Bir de daha fazla resim istiyoruz tabi..Şimdiden teşekkürler...Kalın sağlıcakla...

Ocak 31, 2008 5:43 PM  
Blogger Charm said...

Merak etmiştim, hoşgeldin :)

Ocak 31, 2008 11:30 PM  
Blogger idil said...

ustteki resimde lahana bebek gibi cok sevimli heheh::)) masallah masallah

Şubat 01, 2008 1:23 PM  
Blogger Aslı Cin said...

Crycığım, ben kaçırdım mı buğdayı? Dün geldi aklıma, girip bakayım dedim ama bahsetmemişsin.

O kollar da göbek de iner, benim 1,5 senemi aldı tamamen inmesi :)

Şubat 02, 2008 9:01 AM  
Blogger aqua / ~~denizbahcesi~~ said...

sonunda ...

Şubat 02, 2008 12:48 PM  
Blogger KUGUU said...

7 ay mi olmus... Vay can,na CrystalCHcgm:)) Masallah DILAmiza. Ne tatli olmus, 41 kere masallah ona.

Şubat 04, 2008 10:25 AM  
Blogger Gökçen said...

Yavrucum sevindim gördüüme yazını ama gene olmuş bi 6-7 gün. sen dönemiceksin tam olarak anlaşıldı. yalnız ikinci resimdeki o cücük hali muhteşem diloşun. ben sana söyliyim, göz süzen nazlı nazenin bi kızın olucak büyüyünce. erkekten kaçır bunu tez kaynana olursun.

Şubat 04, 2008 12:02 PM  
Blogger Çocuk gibi said...

O dönemi atlatmanı sabırla bekliyordum, hoşgeldin :)))

Şubat 04, 2008 3:16 PM  
Blogger crystalsdreams said...

Pinkyciim,ben de herkesi çok özlemişimm...Seni de pek merak ediyordum,vakit buldukça tekrar eski performansımı bulup,herkesin bloglarını hatim edicem:)iyisindir diye umup,çok öpüyorum canım benim...

Yok yok gitmem artık Mesecinacım:)Döndüm artık ben,oh bee yazıyorum,rahatlıyorum anacım:)

Epsilon selam,ara vermicem yokk,iyi geldi yazmak valla...

Aaa inanmıyorum Evrencim yaa,bende telin yok benim mail adresim var blogda,telini yazsanaaaa...beraber büyüsün evet bebelerrrrr...:)

Berfincim merhaba,çok teşekkür ederiz iltifatlar için Diloş hanım ve kendi adıma:)ilk fırsatta hatim ediiciim blogunu,daha çok görüşeceğiz emin olabilirsin,sevgilerrr...

heytt Limonn kardeşşş,valla iyi moral oldu ama dediklerin:)Kollar hikaye Diloş şahane:)öptüm:)

Yasemin selamm,dünya ne kadar küçük işte:)mutlaka tanıdık ortak birileri çıkıyor ama işte böyle...Dün akşam Gülaylardaydık kulaklarınızı çınlattık,bir gün kısmet olursa görüşürüz umarım..Nazlı ablasından sonra bir de Beril Ablası olur Diloş Hanımın:)En kısa zamanda maceralarınızı okuyacağım...Bu arada, evet 29 aralıkta alandaydık,Diloşun ilk uçuşu,ilk yurtdışı tatili olacaktı...ama uçmaktan son anda vazgeçtik...onu da sonra anlatırım:)nerede bakıştık hatırlatsana,hatırliciim sanıırım:)

Evrimcim,teşkür ederizzz cicim..tatlı pek tatlıdır Diloş Hanım,darısı başınaaa evett şekerim:)

Aylayıldızcıımm,bir an önce görüşelim mi artıkk,Doğukanı tanıştıralım mı Diloşla artık:)çok güzel bir oğlun olmuş canımm,tebrik ederim..2nizi de çok öper,gerçekten bir an önce görüşelim derimm..

Mücevher Kutusu,gerçekten öyle mi yaa,çok sevindim o zaman siz seviniyorsanız yazmama...Ben bu gazla neler yazarım Valla:)

Öykücü,ben de bi ara çok ümitsizdim,nefes bile alasım yoktu bırak bloga yazı yazmayı,sırf Diloş için nefes alıyordum...Çok şükür kendime geldim...Ve hakkkaten şaşkın bakışlı şaşıran Diloşla geçen güzel günleri yazacağım artık...pek çok sevgiler efenim...

İsimsiz yorumcucuum,teşekkür ederiz güzel dileklerini için...koyarım tabi yakında odasının resimlerini Diloş'un...

Ah Biyocum:)Kocaya söyledim şimdi burun kıvırdı,benziyo işte diye söylendi ama evet Diloş aynı benim bebekliğim:)Maillerime anca bugün bakıcam,hemen alıveriim davetini,oley diyiim:)Benim için en güzel olay da senin yazdığını görmek oldu...çok uzak kalmışım be biyocum...çok özlemişim,seni de pek çok beaaa..oley ya:)

Sevgili Mummy,önce hayırlı ve güzel bir doğum dileyeyim size...Güzel kızınıza sağlıkla kavuşun İnşallah...Odayı evet Vanilyadan yaptırdık...gayet pahalıya mal oldu diğer bebek odası modelleri ile kıyasladığımızda...Ama ben ısrarla öyle pottery barn tarzı bi takım aradım ve en güzelini de Vanilya çalışmıştı...Odamıza dede sponsor olunca yaptırabildik biz de:) komple duvar kağıtları,onun kombini kumaşları,koltuk ve 4 parça takım aldık, 5 in tabii ki üstünde oldu fiyatı:)yani 5-6 gibiydi takım, ama bir de duvar kağıdı,kumaş,perde girince,çıktı o fiyat daha da yukarı!Fakat bişi söyliim...Ikeada beyaz bebek odası takımını da alıp,istediğim tarz çiçekli perde ve duvar kağıdı yapsam,odayı o renklerde aksesuarla süslesem aynı havayı yakalarmış...sonradan verilen paraya epey acıdım:)en kısa zamanda gönlünüze göre güzel bir oda bulursunuz dilerim:)


Hoşbulduk Charm:)

İdilcim,genel olarak bir lahana bebeklik hali hakim kendisinde evet:)

Aslıcıım,yok daha yapamadım buğdayı,ariiciim seni...2 hafta sonra olcek...Bi dee hala sen kol göbek mi diyosun,senin en kollu göbekli halin,benim en manken gibi hissettiğim halimden zayıftır valla:)çok öperimm

hakkaten aquacım,sonunda,şükür kvuşturana:)

kuğucum çok olmuş yaa...neler yaptınız ne ettiniz meraktayım...epey habersiz kalmışım:)bir dee bi tane de sana tatlı dileyelim mi en kısa zamandaa,soralım:)

yaa gökçen ben seni çok seviyor ve sana çok gülüyorum:)bu akşam bu yorumunu okuyup hemen yazdım,çünkü aynen senin gibi düşünüyodum şahsım ve blogla olan ilişkim hakkında:)
bi okul çıkışı hala aynı hattan gidiyosan,buluşalım bi güüünn...ciddiyim he:)bu arada zati zor anne oldum,tez kaynana olduuumdaki halimi düşünmek istemiyorum,lakin hakkat Diloş biraz cilveli yaauuww:)erkek cinsine pek ilgili kerata,yandık derim cicim:)

Canım Ç.G ciiimmmmmmmmmmm,bugün telefonda rehbere bakarken gördüm ismini ve aklımdan geçirdim...döndüm,iyiyiimmmmm:)hadi görüşelim:)

gayet enerjik sahneler dönen bi krıistıl olarak herkesi öper,görmek ister,artık sezonu açtıımızı sevinç ve kıvançla bildiririzz efemm:)okuyan yorum yazan,bizi seven,Maşallahlarını eksik etmeyen herkesden ALLAH razı olsun...seviyoruz ki biz herkesi,hayat yine pek güzel ki:)

Şubat 04, 2008 11:10 PM  
Blogger Çocuk gibi said...

Tamam ben bir fırsat yaratıp, oralara gelince seni arayacağım,
Normal hayata dönmeni, Dila Hanımcığımın tadına varmanı bekliyordum...

Bir cumartesi aniden gelebiliriz :)))))))))

Şubat 05, 2008 3:10 PM  
Blogger Yasemin/Beril said...

Cyristal'ciğim umarım iyi şeyler söylemişlerdir hakkımızda sevgili dostlarımız:)))
O gün ben de havaalanından turistlerimi karşılıyordum sanırım siz Gloria Jeans tarafındaki çıkış kapısına yakındınız ve oldukça düşünceli görünüyordunuz. Galiba Dila'da arabasındaydı???. Yanınızdan geçerken Dila'dan tanıdım Maşallah o kadar güzelki...
en kısa zamnada tanışmak ümidiyle mesela Gülay'larda. sevgilerimle...

Şubat 05, 2008 4:15 PM  

Yorum Gönder

<< Home

Cuma, Eylül 21, 2007

boşluk...

21 Eylül cuma saat 15.00 itibari ile evimiz neredeyse tamamen boşalmış bir halde...
salon,yatak odam,dolap odam...her yer boş...boşluk hakim evimizde...
taşınıyoruz.
yeni evimize gidiyoruz.
Hani hep yaşamak istediğim,dönmek istediğim çocukluğumun,gençliğimin geçtiği semte gidiyoruz.
Önce eşyalar cilalansın,azıcık değişsin yüzleri...onbeş gün sonra kalan eşyalarla gideceğiz yeni evimize.Yeni yepyeni bir oda olacak tabii o evde.Dila Hanım'ın odası...Kızceğizimin bu evde odası olmadı,3 ay odasızdı yavrukuşum...Üstelik beşiği de kendisinin büyüyen ebatlarına uymadığı için son 20 gündür portatif bebe yatağında yatmakta tombikcanım...

Hal bu,durum bu...evde ustalar çalışırken,Diloş uyuymamak için direnirken...Ben de 1 ay boyunca bloga yazıcam diye hayal kurup anca 1 ayda yine vakit bulurken...evde bir boşluk,yüreğimde daha acayip bir boşluk hakim olmakta...
Gelin geldiğim evi boşaltmak mı bu boşluğa sebep?
Hayır...boşluğun sebebi az önce aynada kendi yansımamı görmem belki...yorgun yüzümü,morarmış göz altlarımı,bitmiş enerjisiz kalmış kıristılı...
Lohusalık sendromu neyse bitmiyor anacım...Geldi gitmedi üzerimden...Kendime gelemiyorum bir türlü...olamıyorum eskisi gibi...çok arıyorum o neşeli enerji dolu her bir şeye yetişir halimi...
Ben bu kadar güçsüz müydüm ki teslim oldum şu sendroma...anlamıyorum...
Kendimi sevemediğim için hayat da bana zor geliyor...
Dünyanın en güzel,en tatlı Dilası benim kızım...Bunun için süper mutlu olmam ve hayata pespembe bakmam gerekirken...Beceremiyorum eskisi gibi musmutlu olmayı.
Güzel kızımla en canlı halimle ilgileniyorum ama kendimi çok bırakmış vaziyetteyim.Kendimi hiç sevmez bir haldeyim...Hamilelikten kalan küçülse de hala var olan göbeğim ve hala üstümde yapışık kilolar belki benim canımı sıkan...Belki de tüm olay görsellik...
Hayatta çok değer verdiğim bir şey görsellik..Belki de görsel halim korkunç olduğu için toparlanamıyorum...Toparlanamadıkça içten içe kararıyorum...
Oysaki önümde çok güzel günler var dünya tatlısı Diloşumla geçireceğim...
Taşınmaya uğraşıyorum ama kendimi toparlamayı beceremiyorum.
Buraya bile yazı yazamıyorum...üretemiyorum...
Sanki Dila'dan başka bir şey yok bu dünyada...Kendime gelemiyorum....
gözlerimin dolmasını engelleyecek bir formül bulursam,yeniden bir şeyler karalayacağımdır buraya...
şimdilik biraz bunalım var havada!

Etiketler:

21 Comments:

Anonymous Adsız said...

herseyin acemisi olmak zordur ama en zoruda anneligin acemisi olmak,bu lohusalik sendromu degil,annelige alisma,o ruhsal ve bedensel omrun sonuna kadar surecek ve tatili izni olmayan surece alismak zaman aliyor,kizim 3 yasinda ve o 2 yasina gelince yari yariya toparlayabildim kendimi,suan 3 yasini doldurmak uzere ancak tam anlamiyla artik bu hayat benim asil hayatim oldu,gecmise o laylaylom gunlere olan ozlemim bitti,artik bu benim hayatim oldu gercekten,butun annelerin gectigi seruvenden geciyorsunuz,yalniz degilsiniz...
mutluluklar ve gulucukler sizinle ve kizinizla olsun.
sessiz okuyucu betul

Eylül 21, 2007 3:45 PM  
Blogger Çocuk gibi said...

Aaaaaa seninde karamsar halin hiç çekilmiyor be crystal' im. Hiç kendini suçlama, bunların hepsi doğal olaylar. Ben kızımı 2.5 aylıkken kaçarcasına teyzesine bırakmıştım ya, sanıyormusun ki bu durum çalışma aşkımdan. Hepsi geçecek, sen yine eski crystal olacaksın, hemde daha enerjik, daha neşeli, daha üretken. Sadece biraz zamannnn.

Hani ben sana buralarda gelemedim ya, eltime gelir gelmez ilk iş sana Dila kutlaması, ev kutlaması ve ilk tanışma kahvesi için uğrayacağım. Tabiki benim milli kuyruk Pınar' la.

Aaaaaa silkelen ya, ben senin bu halini tutmadım. Hemen şimdi gidiyorsun, kızını kucağına alıyorsun ve onun güzel gülen yüzüne bakıyorsun. Kilolarla sonra uğraşırsın, sıkma canını :))

Eylül 21, 2007 5:11 PM  
Blogger SuGibi said...

ne olduğunu anlayamadan kendini anne adayı olarak bulmuş biri olarak- ki en yakın tanığı da sensin hazırlıksızlığımın, şapşallığımın- sana bu taraftan olayın nasıl göründüğünü söyliyim;
dünyanın en güzel şeyine sahipken insan neden mutsuz olur ki?

3-5 ay sonra bana bu cümleyi yedireceğini biliyorum ama böyle düşünüyorum şimdi.

o gün öyle (malımsı)bakışlarımı fark etmişsindir. bu mucize kıvancın mı dedim hep içimden. kıvancın mucizesi dedim. bir mucize yarattın sen, gerisi laf.

Eylül 21, 2007 5:36 PM  
Blogger Pretty Woman said...

Ama ama haksızlık bu. Kristılım enerji yumağım. Bak çok değil günde 1 saat kendine ayır bu 1 saatin bütün olması lazım değil. 30 ar dk lık 2 seferde de yapabilirsin. Mesela 30 dk lık bir arada evde öyle süklüm püklüm gezinme makyaj yap üzerine bişeyler giy dışarı çıkacakmışssın gibi. Diğer 30 dk da bize yaz :) ya da başka bir şey seni mutlu eden bir şey. Biz senin en kötü anda bire hoppidik hallerini okuduk hep. Bunalımdan çıkmak istemezsen eğer çıkmazsın... Biliyorum ki sen çıkacaksın. Sana göre bir şey değil bu. Hadi Toparla kendini. Dila bebek görsün annesi ne cabbar cevval bir hatun :)

Öpüyorum canım benim

Eylül 21, 2007 6:16 PM  
Blogger mesecina said...

kristılcım, yazmanı beklerken, o da ne! arşivinin en karamsar yazısı oldu bu belkide. önce koyubeyazcım tırstırdı beni zeynebin halleriyle, şimdi de sen. Başıma henuz gelmediği için burda atıp tutmak istemiyorum ama seni eskiden beri okuyan biri olarak içindeki gülen, pozitif kristalın mutlaka pat diye çıkıp gelecegine inanıyorum. Belki yeni ev modunu degiştirir. kendini salıverme, biz anne adaylarına güçlü bir örnek ol. Allah yardımcın olsun.
(yine kendimi hatırlatayım:) linda, seni görkemde görüpde yanına gelemeyen hatun :) artık yeni blogger ve tırsak bir anne adayı)

Eylül 21, 2007 6:53 PM  
Blogger aqua / ~~denizbahcesi~~ said...

öyle umutsuz-mutsuz yazma ya

Eylül 21, 2007 8:46 PM  
Anonymous Adsız said...

Bak simdiiii bu yazini sen beni aramadan once okusaydim konusurken sana neler soylerdim.Birincisi mutlu olmak icin cokca sebebin var ki sen herkesten iyi biliyorsun bunlari ikincisi seninde soyledigin gibi yalnizca yorgunluktan bu hisler ve yeni hayata alisma suresi.Kisa bir zaman icinde gececek ve ayni enerjine doneceksin eminim.Yeni ev sana dahada cok enerji verecek.Ayrica bugun beni cok mutlu ettin cok tesekkur ederim canim.
duygu

Eylül 21, 2007 10:33 PM  
Blogger Pareo Anne said...

seni çok çok iyi anlıyorum.
hayatı dolu dolu yaşamaya alışmış, aşırı sosyal insanlar sanırım hep böyle oluyor anneliğin ilk dönemlerinde. ben de aynı yollardan geçtim. istediğim herşeye sahibim, dünya güzeli sağlıklı bir çocuğum, harika bir kocam var, ama neden istediğim kadar mutlu değilim diye düşünüyor, bir de böyle düşündüğüm için üstüne vicdan azabı çekiyor, depresyonumu katlıyordum. ben profesyonel yardım almakta buldum çareyi. bana ilk tavsiyesi, her gün sadece kendine ayrılmış 1 saat. bunun yarım saatini muhakkak yürüyüş yaparak geçireceksin ki mutluluk hormonların tekrar salgılanmaya başlasın. üstüne başına özen göstereceksin. kendini güzel hissedeceksin tekrar. sonra her gün bir parça çikolata ve 1 muz yiyeceksin.
ayrıca adına deli çayı dedğimiz bir bitkisel karışım verdi. onu içtim bardak bardak. hem sütüm arttı, hem toparladım.
yaşadıkların öyle normal ki, hiç şaşırma. sadece biraz çaba ve sabır gerekli sana. zamanla geçecek. zamanla normalleşeceksin. bu hüzünler gidecek. ama biraz gayret de göstermelisin. kendini çocuğa adamak normal, ama kendini unutursan mutsuz olursun. mutlu anne mutlu bebek demektir unutma. 1 saat her gün kendine ayır. çık yürüyüş yap, alışveriş yap, kuaföre git. uykusuzluk ve yorgunluğun da çok etkisi var bu ruh halinde. kızın uyuyunca uyumaya bak. ah böyle dışarıdan akıl vermesi kolay. ama inan aynı şeyleri yaşadım. ben çok ağladım zamanında, ama bak hepsi gelip geçiyor. kendini ihmal etme sakın.
öperim, dilacığımı yanağından ısırıver benim için...

Eylül 22, 2007 12:06 PM  
Anonymous Adsız said...

Bu geçici bir süreç Gırisdalim Bidenem.

Hepimizin kendini bok gibi hissettiği anlar öyle çok oldu ki.
O yüzden şimdi sana"Aaa olmadı ama böyleee"yada"Hadi silkelen kendine gel"falan demicem.

Bu süreç nasılsa tarafından hasarsız atlatılarak yine o şen şakrak haline geri döneceğine einim ben.
Hele yeni evine taşın,yepyeni bir başlangıç yap,kilo kontrolünü yavaş yavaş eline al,bak kalıyor mu stress sıkıntı,buhran.

Zaman herşeyin ilacıdır.
Allah yeter ki sana,rayza enişteme,Bebek Dila'na ve tüm sevdiklerine sağlık,huzur versin.
Gerisi nasıl olsa kendiliğinden vızt diye gelir geçer.

Biyonikkedi

Eylül 22, 2007 9:04 PM  
Blogger gazel vakti said...

Kristılcım tebdili mekanda fehalık vardır sözünü yeni evine taşınınca anlayıp ben bu yazıyı nasıl yazmışım len diyeceksin kendine bundan eminim. Gerisini diğer arkadaşlar çok güzel yazmışlar bana yazacak bişey kalmamış. Ama çok doğru hepside ben yaptım sen yapma eve kapanıp nocak bu böyle deme. Sıkı giydir kızını onunla beraber yap yürüyüşünü gezmeni tozmanı. Yine pozitif enerji saç eskisi gibi bizlere ve tüm yakınlarına.

Eylül 24, 2007 12:18 AM  
Blogger tozbezi said...

canım kristıl,şimdi ne desem boş biliyorum ama ,vallahi geçiyor bunlar ,böyle oluyor insan mutlu olmalıyım neden bu kadar kötüyüm diyor kendine,bir türlü toparlanamıyor falan,bunun sebebi artık hayatının eskisi gibi olmaması bünye uyum sağlamaya çalışıyor ,yavrular çok tatlı çok seviliyor bilmezmiyim ,ama lütfen kendine zaman ayır,kuzudan ayrıl ara sıra,ha durum çok ciddiyse lütfen destek al ben almıştım zamanında anlatmışımdır bilirsin ,sana söyleyebileceğim tek bir şey var,günler o kadar hızlı geçecekki,bir gün bu günleri çok güzel günler olarak hatırlıyacaksın,o sırada dilada sana büyük ihtimalle bir karış dil eşliğinde cevap veriyor olacak,hayatta insan her şekle giriyor ama özü hiç değişmiyor merak etme zamanı gelince eski kristıl geri gelir,seni çok ihmal ettim bu konudada ayrıca çok üzgünüm ama sen benim yüreğimi bilirsin .. seni çok seviyorum tatlı arkadaşım ,en kısa zamanda görüşmek üzere çok öperim...

Eylül 25, 2007 9:22 AM  
Blogger kakaolusevgi said...

CANIM ANNE OLMAYAN BİRİ OLARAK,HEP SENİ VE DİLAYI MERAK EDİYORDUM.
SENİ ÖRNEK ALIYORDUM HEP KENDİME,NE TATLI BİR ANNE OLDUN SEN.MAŞAALLAH.
BEN SENİN YENİ EVİNLE,YENİ BİR ENERJİYLE BAŞLAYACAĞINI DÜŞÜNÜYORUM.
İÇİNİ FERAH TUT,SENİN MÜKEMMEL BİR KIZIN VAR.MAŞAAALLAH.EŞİNLE,KIZINLA MUTLULUKLAR.

Eylül 25, 2007 1:25 PM  
Blogger suspect said...

canım benim.. üzme kendini sen.. yakında eski formuna ve neşene kavuşursun. kızını koklar, seni de çok öperim..

not:geçtim geçen gün yeni evinizin önünden.. şimdiden hoşgeldin diyorum sana :)

Eylül 25, 2007 1:28 PM  
Blogger Aslı said...

Cry, geçecek o günler aldırış etme, içini ferah tut, kokla Dila'yı.

Hem ben çok seviniyorum yakına geliyorsunuz diye. Bekliyorum, çok geç kalmayın ;)

Eylül 25, 2007 4:03 PM  
Blogger nilly said...

Ben cocuk dogurmadigim halde zaman zaman oyle hissediyorum. Kim hissetmiyordur ki? Bu halini kisa surede atacaksindir. Bak burada bizlerle paylasman bile %5o'sini uzerinden atmissin demektir.

Eylül 27, 2007 11:11 AM  
Blogger Gün said...

Yok anacım inanmam bu yazıyı senin yazdığına, aaaaa silkelen bakıyım, sen dünyanın en büyük mucizesine sahipsin, hem de yeni evinde benimde taşınmak için yanıp tutuştuğum semtte yeni bir hayata başlayacaksın.

Geleyim hele bir ilk iş sizi yeni evinizde ziyaret etmek olacak söz :)

Eylül 27, 2007 12:04 PM  
Blogger mayonez said...

canımın içi sen ben ya da diğer tüm bayanlar manken gibi incecik değiliz ki sende doğumdan önce öyle değildin dimi? şimdi düşünme bu görselliği o kilolarının bir anlamı var boşuna yiyip yiyip semirmedin ki sen dünya tatlısı bir kız doğurdun anne oldun. hem zayıf annemi olurmuş be tüm anneler pamuk gibi yumuşacıktır..

dila bir yürüsün ya da emeklemeye başlasın göreceksin peşinde koşmaktan eminim iğne ipliğe döneceksin..

seni anlatamayacağım kadar iyi anlıyorum, burada tüm yazılanlar içini rahatlatamayacak onuda biliyorum yine en doğru yolu sen kendin bulacaksın, bende kendimi çok yaşı çirkin şişman hissediyorum kim ne söylerse söylesin bu psikolojiden arınamıyorum, keşke benimde bu saçma salak halil mutlu vari kollarım anne olduğum için bu kadar büyük olsaydı bir sebebi osaydı bari:(

hepimiz seni çok ama çok seviyoruz, inan yürüyüşle minnacık azimle verilmeyecek kilo yoktur. vicudunun tembelleşip yavaş çalışmasına ve seni böyle esir amasına enerjisiz bırakmasına izin verme..

kocaman öpüyorum..

Eylül 29, 2007 2:20 AM  
Anonymous Adsız said...

> >>OZELLIKLE SONUNU OKUYUNUZ LÜTFEN VE SAKIN OKUMADAN SİLMEYİNİZ>>>> * Sadece
> >>bu sabah için, ne giymek istediğinin seçimini sana
> >>bırakacağım>>>>gülümseyerek ne kadar yakıştığını söyleyeceğim. >>>> *
> >>Sadece bu sabah, çamaşırları yıkamaktan vazgeçipseninle parkta>>>>oynamaya
> >>gideceğim.* Bu sabah bulaşıkları lavaboda bırakıp, bulmacanın nasıl
> >>çözüldüğünü bana öğretmeni izleyeceğim.Öğlenden sonra telefonun fişini
> >>çekipbilgisayarı kapatacağımve arka bahçede oturup seninle köpükten
> >>balonlar uçuracağım. * Bu öğleden sonra dondurma arabası için
> >>çığlıklarattığında sana hiç kızmayacağım ve gelirse bir tane alacağım. *
> >>Bu öğleden sonra büyüdüğünde ne olacağın hakkında hiç canımısıkmayacağım
> >>yada seni ilgilendiren konularda ikinci bir düşünce üretmeyeceğim.* Bu
> >>öğleden sonra kurabiye pişirirken bana yardimetmene izin vereceğim ve
> >>çalışmayacağım.* Bu öğleden sonra Mc Donald's a gideceğiz ve iki tane
> >>çocuk menusuisteyeceğiz ki,iki oyuncak alabilesin. * Bu gece seni
> >>kollarımda tutacağım ve nasıl doğduğunu seni ne kadar çok sevdiğimi
> >>anlatacağım. * Bu gece küvette suları sıçratmana izin vereceğim ve sana
> >>hiçkızmayacağım. * Bu gece geç saate kadar oturmana ve balkonda oturup
> >>yıldızları saymana izin vereceğim. * Bu gece yanına uzanıp en sevdiğim TV
> >>programlarını bir kenara bırakıp parmaklarımı saçlarında dolaştırırken
> >>bana en büyük armağanı verdiği için Tanrıya şükredeceğim.* Kayıp
> >>çocuklarını arayan anne ve babaları düşüneceğim. * Yatak odaları hastane
> >>odalarında donuk bakışlarla, daha fazlaiçlerinde tutamadıkları
> >>çığlıklarıyla hasta çocuklarını seyreden anne babalar düşüneceğim.* Ve bu
> >>gece yanağına iyi geceler öpücüğü biraz daha uzuntutacağım kollarımda.
> >>*Tanrıya senin için teşekkür edip bize yalnızca birgün daha vermesi için
> >>yakaracağım..... Merhaba, Ben 29 yaşında bir babayım Eşim ve ben birlikte
> >>mükemmelbir yasamı paylaştık.Tanrı bizi bir çocukla kutsadı. Beyinkanseri
> >>teşhisi koydular Ve kurtulması için tek yolun ameliyat olduğunu
> >>söylediler. Ne yazık ki bunun için yeterli paramız yok. AOL ve
> >>Zdnet(Zimbabve) bize yardim etme kararı aldı.Bu mail ne kadar çokkişiye
> >>yönlendirilirse,her üç kişi için 32 sent Zimbabve doları olarak) fon
> >>oluşturulacak. AOL Mesajı takip edecek ve kaç kişiye ulaştığını sayacak.
> >>adres listenizdeki en az uç kişiye bu mesajıgönderin
> >>ACİL!!!!!ULASABİLDİGİNİZ HERKESE İLETİNİZ LÜTFEN eğer bir gün siz de böyle
> >>bir mesaj göndermek zorunda kalırsanız,okumadan silen ve iletmeyenler
> >>hakkında ne düşünürsünüz' Lütfen tüm tanıdıklarınızagönderin...Sevgili
> >>Arkadaşlar, Cerrahpaşa tıp Fakültesi Onkoloji Çocuk bölümünde yatan 7
> >>yaşında Lösemihastası Damla Ahşaniçin AB-Negatif taze kana ihtiyaç
> >>duyulmaktaymış.DOKTORLARA GÖRE EN AZ 6 AY DEVAMLI KANA
> >>ihtiyaçlarıvar..Yardım etmek isteyenler olursa aşağıda yazılı cep
> >>telefonlarındanannesine ulaşabilirler. Sizde e-postayı lütfen tanıdığınız
> >>herkese gönderin.Zor durumdaolan bu çocuğa yardım edelim. Herkese Sağlıklı
> >>Günler... Damla'nın Annesinin tel.no . : 0532 411 32 53
> >>bu tarz mailleri insanlara iletirken çok çekinirdim..hatta iletmek
> >>istemezdim..ama bu konuyu yani bu mailde geçenler araştırıldı... 2 yıldır
> >>fon alıyorlarmış mail gönderiminden. sizlerde daha fazla kişilere
> >>yollarayak belkide bir hayat kurtabilirsiniz....Yani yazılanlar gerçek.
> >>Sizde bütün listenize iletin.

Eylül 30, 2007 2:54 PM  
Blogger çilek said...

merhaba... herhalde dila hanım eli yüzü açılmış, uykuları düzene girmiş siz de evinize yerleşmişsinizdir.yok mu bu hikayenin gerisi, veya ne zaman gelecek?

Ekim 22, 2007 3:24 PM  
Anonymous Adsız said...

Selamlar..
Benim kizimin ismide Dilanur, ondan dikkatimi cekti:)
Insallah hersey zamanla düzene girecektir, yani baslarda zorluklar oluyor,bak zamanla büyüyecek anlamayacaksin bile ne cabuk gecti diye, o yüzden tadini cikar derim.
Sevgiler..
www.kelebekk.blogcu.com

Kasım 22, 2007 3:49 PM  
Anonymous izlesene said...

harika yazılar için teşekkürler

Kasım 30, 2009 3:43 PM  

Yorum Gönder

<< Home

Lilypie 2nd Birthday Ticker