Çarşamba, Ocak 05, 2011

2011 e çağrı!


Sanırım bu blogu artık günlük değil de yıllık olarak kullandığımı kabul etmem gerekiyor!
Henüz gülme işaretini bile nasıl yapacağımı tam bulamadığım yeni bilgisayarımda-kendisi herkesin bayıldığı bi mac bişi oluyo ve ben hala kıymetini tam bilebilmiş değilim- geçen senenin muhasebesini yapıyorum şu an.
Bu blogu ilk yazmaya da koca kişisinin doğum günü hediyesi olarak aldığı bilgisayar sayesinde başlamıştım...Nelerr nelerr oldu o ilk yazıdan sonra hayatımda...Bu aylarca yüzüne bakmadığım blog bana o zamanlar ne büyülü bir dünyanın kapılarını açtı aslında...
Ve ben ne yaptım...yine her zamankini...
Yeni bi yenilikle karşılaşınca eskiyiverdi heyecanım...Yeni heyecan çook büyük sorumluluk vermişti bana ve başka hiçbişi yapamadım neredeyse 2 yıl...O 2 yıl deli gibi sadece anne olarak hayata devam ederken,(virgülü ve aç kapa parantezi bulmam da uzun sürüyo hala hehehe] kendimi ne çok boşladım...Ortaya Diloş gibi süper bi eser çıkardım ama anası olacak beni epey bi geride bıraktım...
Sonra zaman geçti,geçtiiii...Bizim zeytin gözlü hanım epey bi arkadaş modeli oldu bize...Önce 2 saat oyun grubu,derken 4 ay önce yarım gün öğlen 12den akşam 5 e kadar okula başlaması ile büyüdü aciip bişi çıkıverdi ortaya...O çok mutlu,hayat onun için süper keyifli...Annesi de artık bi baltaya sap olmalıydı dii mii..Hani tam 5 koca saat vakit geçireceği bi çocuk da yoktu gün içerisinde...
Ama yokkkk...Çocuğu okula bırakıp dili dışarıda salak salak gezen bi tip oluverdi Diloşun pek aklı evvel annesi!
Neredeyse gezmekten okuldan alma saatine geç kalacak durumlara düşüverdi bazen!
Bir de etrafına neşe saçıyo ya gereksiz bi şekilde bu anne insanı...heh işte onu gören diğer çocuğunu okula gönderen anneler bulmasın mı bu ablayı...Oldu mu sana Dilanın annesi bir gün insanı...ALLAHIM gün ne yaa gün ne! BeNN, kısır bile yapmayı bilmeyen bi insan nereden girdim bu çaresiz gün kadını tipine!
Yok,gerçekten yargılamam kimseyi...Herkes istediği gibi yaşar,keyif aldığını yapar...Kısır yapmayı bilen,seven,günlere giyinip süslenerek gitmekten hoşlanan tabii ki yapacak,vakti oldukça,mutlu oldukça...
Ama ben öyle saçma bi döngüye girdim ki ulen hem gidiyorum hem söyleniyorum,hem gün adabından bihaberim hem de haftanın en az 2 günü bi sürü yeni arkadaşın evinde topuklu ayakkabılarla en şık kıyafetlerimi giymek isteyip hep de topuklu ayakkabıları yanımda götürmeyi unutup,o evin terliklerine mahkum oluyorum!

Uzun lafın kısası...Enerjim bol arkadaşım...Mutlu bi insanım genelde...Diloşu da car car bizimle çene yarıştıracak kıvama getirdim...Bişiler yapmak istiyorum bi dolu fikrimle...Ama o fikirler havada kalıyo,bir türlü yerine oturamıyo...Ben kafadan yeni proje üretip gerçekleştirene kadar başkası mutlaka onu gayet mantıklı bi şekilde uygulamış oluyo...
Bu sebeple 2011,
senden sağlık,huzur getirmeni diliyorum elbet...
Ama en çok bana akıl fikirle beraber ne yapacağımı bilmemi ve harekete geçmemi sağlayacak bir yol açmanı diliyorum!
İnan ekonomiye katkım şu an tüketici olarak pek verimli olsa da aile ve iç huzurum için hiç normal değil...Ben bi ne yapacağıma karar versem,bişiyin ucundan tutsam en kralını yaparım biliyorum.O zaman bak hem ben,hem çevrem,ülkem ve dahi tüm dünya daha çok kazanır...
Hadi 2011 göreyim seni...yeni yıl yeni umutlar geyiğin ötesine benim için artık geçmeli;)
--hala tam olarak gülme şablonunu bilgisayarında bulamamış ama kendine her konuda çok güvenen macera dolu kıristıl, okuyan varsa bu blogu hala ,herkesin mutlu olacağı doğru seçimleri yapacağı güzeeel bir yıl diler veee gider!
sevgiler!

10 Comments:

Blogger d@li said...

Hoşgeldin kız

Gülücük mü istediğin

:)

copy paste yaparsın artık..

Ocak 06, 2011 7:09 PM  
Blogger Bng.U said...

geldin bari bu kez gitmeeeeee :)

Ocak 06, 2011 11:40 PM  
Anonymous CeM said...

Belki eskilerden hatirlarsin beni Crystal, az bu bloglarda gunlerimizi tuketmediydik blogular olarak. Sanki her gun yazmak zorundaymisin gibi insanin uzerinde bir yuk vardi o zamanlar ama sonra tabi 'nerde cokluk orda mokluk' misali buralarinda icine edip insanlari sogutular bloglarindan.

Kizin ayni sen, eniste bey resimde olmadigi icin oyle demek zorundayiz =P Umarim 2011 ailecek size mutlu olacaginiz gunler getirir. Bosver isi misi, huzurun ve sagligin yoksa istersen Amerika'nin basbakani ol mutlu olamiyorsun. Bak Obama'ya, adamin saclari 2 yilda nasil beyazlasti =)

P.S:sen Amerikaya gel, Mado seni bekliyor ;)

Ocak 19, 2011 12:14 AM  
Blogger enne said...

Blog listemi tararken hiç bakmadıklarıma da bakayım dedim de açtım sayfanı:) Seninki gerçekten yıllık olmuş yalnız, hahaha. Diloş çok mutlu görünüyor, annesi de öyle. Sayfanı okurken ben de mutlu oluyorum, o nedenle daha çok yazmanı diliyorum, tamamen bencil sebeplerden yani:))))) Nispet yapar gibi gülücüklerle doldurdum yazıyı sanki:)

Şubat 02, 2011 6:10 PM  
Anonymous Adsız said...

Seni ne çok ama ne çok özlemişim gıristalimaşkım:(
Burnum sızladı yeminle,kızınla seni görünce.....
SeniÇokSeviyorum

Biyo

Şubat 03, 2011 10:13 PM  
Blogger age35 said...

Hakkaten yıllık oldu bu=))

Şubat 23, 2011 10:37 PM  
Anonymous Adsız said...

ben seni izliyorum ve hiç vazgeçmedim ama kütfen arayı bu kadar açma olur mu...

Sevgiler..

Mart 01, 2011 1:29 PM  
Blogger Aylin said...

Bu yorum yazar tarafından silindi.

Mart 03, 2011 11:38 AM  
Blogger Aylin said...

Merhaba,
Mail adresinize ulaşamadığım için buradan yazıyorum. Bir sosyal sorumluluk projesiyle ilgili görüşmek isterim sizinle. aylins@sesliharfler.net adresinden bana ulaşırsanız çok sevinirim.

Şimdiden teşekkürler.

Mart 03, 2011 11:39 AM  
Blogger Çocuk gibi said...

Kızın büyüdü ve boşlukta kaldın dimi yay insanı :)

Acele etme sen ayak diresen bile bir yay kadını olarak yakın zamanda kendine ilgilenecek birşey bulacağına eminim. Yay burcu için boş kalmak kolay iş değildir !!

Kızında pek tatlı olmuş bu arada :))

Temmuz 06, 2011 12:02 PM  

Yorum Gönder

<< Home

Perşembe, Ocak 14, 2010

şimdiye kadar aklın nerdeydi düdük cemile!

Belki bu blogu bu kadar boşlamasam geçen gece o ana kadar pek severek seyrettiğim diziye gıcık olmicek,noluyo len bana verdiğim tepkiler sapıtma dozunu aştı diye kendime gelip psikologa mı yoksa psikiyatriste mi gitsem acep diye düşünmicektim...
Blogum bana terapi görevini görecekti belki de...
Ama yapamadım...Günler,aylar ve hatta yıllar gayet tam gaz ilerlerken,ve eskiden neredeyse aklıma her geleni yazmak için an kolladığım bu bloga elim gitmez oldu.
Bırak blogu telefonda mesaj bile yazasım gelmedi hiç içimden...
Sonra depresyon mu desem,bunalım mı artık adı her neyse habire kahve içmeye gelen kapı komşum gibi oldu...
Doğum yapan her kadın en azından bi psikolog görmeli dedi bir kaç gün önce bi arkadaş...5 yaşında oğlu olan ve 2 sene önce herkesi deli kendini akıllı sandığı bi dönem gittiği doktorla aklı başına gelen tatlı bi kadın kendisi...
Düşündüm de; doğru olabilir belki de...
Günümüz şartlarında herkes zaten sıyırmaya o kadar meyilli ki...Eskiden gayet doğal ve yaşamın getirdiği bi durum olan anneliği şimdiki kadınlar pek kaldıamıyo gibi...O kadar çok ciddiye alıp o kadar çok araştırıp taraştırıp proje haline getiriyo ki günümüz kadını bu anneliği...İşte hayat ondan sonra ananı belliyo ...

Yani bana olan sanki bu...ya da biraz daha ötesi...

Fakat işte önce ;elimde 3 tane bit boyunda oyuncağı fişi olmadan değişim yapmaya çalışıp başaramaz ve mağaza müdürü genç çocuğa deli gibi kızarken kendimi görünce...(ben eskiden her türlü tezgahtar ya da kibar adıyla satış danışmanı bidi bidi... arkadaşlara en dost tüketiciydim!)
Sonra o dizideki sahnede kendi kendime konuşup dizinin en has kadınına küfrederken halimi farkedince...
Dur tatlım,dur bebişim dedim...Sen istersen artık git bi psikolocink destek al,bu böyle olmicek...Dizi karakterlerinden tut mağaza elemanlarına herkes senin hiddetinden nasibini almaya başladı...Zavallı kocan,anan baban ve hatta bi denecik baldan tatlı kızoşun tehlikede!
Gitmedim hala hali hazırda bi yere,birine...Çok heyecanlıyım gidip de ne anlatıcam zaten gevezeyim,bu delilik halimle bi de tur bindiricem eski gevezeliğime diye endişedeyim...Ama gidicem...Karar verdim,ben de gidip o sahtekar terbiyesiz Cemile gibi oturucem o koltuğa...anlatıcam da anlatıcam...inanıyorum,blogum bile faydasını görecek o koltuğun.İçimde iyi hisler var...bak buraya yazarken iyice inandım...Du bakalım gidiim görücem.

Ama gitmeden anacım...
O cemile terbiyesizine iki çift lafım var...
Ulen dedim çünkü o an; bloga yazıyor olsam kesin bunu yazardım...Sonra dedim ki salak, parayla mı kendi bloguna kendi yazını yazmak...Yuh artık bırak bu tembelliği...bari bunu yaz...belki gerisi gelir...

İşte o Cemile oldu beni uyandıran...Bu haftaya kadar pek hevesle izlediğim 'Bu kalp seni unutur mu' Cemilesi...
Ben ki inanırım aşka...Aşık olanın gözünün bi mok göremeyecek kadar şuursuz olmasına...Evli insanların da arasına başka bir aşk girebilitesine,böyle bir durumda talihsiz bi olay olmasına rağmen yine de aşkın gücüne...

Ama çocuk konusunu öyle işlemicekti canım cicim o dizi...Sen çocuğu doğur,tamam...Sonra diğer adama iyice aşık ol,o da tamam...Ayan beyan adamla başla fingirdeşmeye,ve hatta dürüstlük adı altında kocandan da ayrılmaya uğraş o da tamam..
Hiç lüzumun yokken,hatta maaş bile belki almazken genç kız tripleriyle okula gider gibi o işe git,aşık olduğun adamla dizdize göz göze çalış...Olur o da olur...minnacık bebene bakıcı,annen ve bazen kardeşin baksın...
Sonra kocan iyice kıllansın,kıllandıkça delirsin ve en son gidip trafik kazasında yatalak olsun...Sen yine de git o adamla çaresizce fingirdeşmeye devam et...Peki...
Adamla el ele gözgözelik yetmesin,yeni yetme gençler gibi boş evlerde işi iyice ilerlet....
Ve de hamile kal...Ha bi de raporu romantik bi belge gibi sakat kocanın da hala yaşadığı evde sakla...Sonra kocan tam da ayrılmaya ve sana o sadece sepet gibi elinde tuttuğun çocuğunuz ve aşık olduğunn adam ve yine sepet gibi tutacağın bir diğer yeni doğmasını istediğin çocuğunla yeni hayatına gitmene izin vereceği günün gecesi o raporu bulsunn...
Ve sana git Cemile tamam desin...Ama çocuğum benimle kalacak diye eklesin...
Ve sen o an yıkıl...
AMA AMA kızım...Onu benden ayıramazsın diye ağla..Annesiyim ben onun diye hönkür...
Hade leeennn derler...derim len ben sana...

Çocuk sahibi olmak kolay Cemilecim...Bak 2.yi de yapıveriyodun az kalsın...
AMA o çocuğun sorumluluğunu almak öyle kucağında emanet havlu taşır gibi olmuyo tamam mı canım benim:)

2,5 Senedir sütüydü,gazıydı,dişiydi,sosyal hayatıydı,2 yaş sendromuydu,otuydu mokuydu...aha bak bööle senin gibi dizi kahramanıyla annelik yüzünden kavga edebilecek kıvama geldim len ben!

Senin gibi anne olmaz olsun,de git karşımdan,o bölüme kadar sana verdiğim desteğe yazıklar olsun,nasıl düşünememişim napıo len bu kadın ,insan kedisine bile daha çok bakar,çocuğu habire bırakıp bırakıp kaçıp sevgilisine gidiyo diye farkedememişim, o aşk ortamlarının gazıyla pek doğru bakamamışım diziye!

Ben de Cemilenin karakterinde olsam en az 5 çocuk doğururum,Tayyibimin Türkiyesine de katkım olur,ne 2 yaş sendromu bilirim,ne gam ne keder....

Ama öyle olmuyo işte bu işler...

Neyse işte sayın arkadaşlarım...Ben kafayı fena bozmuşum...En kısa zamanda tamir ettirip geleceğim umarım.

He bu arada...
Diloş'u anlatsam Cemile ile garibim çocuğundan daha iyi dizi olur bizden...
2 yaşının ennnn parlak günlerinde yaptığımız Amerikanya seyahati, sonra 1 ay yaşadığımız Bodrum günleri,geceleri, sonra Diloş Hanımın oyun grubuna başlamasıyla şenlenen evimiz...Ahh ah konular çok da...
Resim falan yükliim ben bi ara...
Doktor moktor hikayelerimle bi yerden başliim artık..
Gelmiş gelmiş..
benim bi içim vıoarggghh diye fena kabarmış,anladım..anladın sen de onu da anladım.
e o zaman hadi kal sağlıcakla...
gelirim.
çok öperim.

17 Comments:

Blogger fazi said...

Tekrar yazmaya başlamana çok sevindim.Her gün yaz :) her gün okuyalım :)

Ocak 15, 2010 9:48 AM  
Blogger Sugibi said...

bak ben de yazacaktım o konuyu. hiç inandırıcı değil o mesele. yani henüz bebeğin 1 yaşındayken gidip başkasına aşık olmazsın bence. zaten önceliğin koca değil çocuktur o dönemde. dünyanın en büyük aşkını yaşarken gidip başka aşkın kollarına atmazsın kendini. o dizinin senaristlerinin anne olmadıklarını düşünüyorum yoksa her anne bilir bunu.
bir de aşk nedir ulan, herşeyi haklı çıkarabileceğin, istediğin herkesin üzerine basabileceğin bişey midir.

daha sık yaz. özledik destansı yazılarını:)

Ocak 15, 2010 11:04 AM  
Blogger azna said...

Özledik evet :) Bekliyoruz yeni yazılarını ...

Ocak 15, 2010 12:28 PM  
Blogger mesecina said...

her seferinde "dönmene sevindim" diyoruz, uzuunca bi süre kayboluyorsun yine. bu sefer öyle yapma cicim diyecem, sende bana "sen kendine bak godik" de! mayıstan beri bende yazamıyorum.
piskoloncik tedavide bi yere kadar işe yarıyor, ama tanımadığın birine hönkürmek insanı rahatlatıyor.
diloşu meraktayız..
sevgiler...

Ocak 15, 2010 2:44 PM  
Blogger d@li said...

ay ay ay kimler gelmiş kimler..
naber anne

Ocak 15, 2010 8:21 PM  
Blogger tavsan said...

Krisral kiz, evet git doktora, icini dok rahatla; burayi da boslama boyle; eglenceli oluyor seni okumak; hosgelmisin!

Ocak 15, 2010 10:12 PM  
Blogger Çiğdemmm said...

Diziyi izlemediğimden Cemile'yi tanımam.. Ama şu andan itibaren seviyorum kendisini!! Seni, yolunu 4 gözle beklediğim bloguna döndürdü ya kahramandır o vakit :)

Yazz gene, takip etmek inanılmaz keyifli :)

Ocak 18, 2010 5:33 PM  
Blogger Püstüklü Mama said...

Aaaa! Sonunda yahu! :))

Ocak 25, 2010 1:12 AM  
Anonymous Adsız said...

Good day, sun shines!
There have were times of troubles when I didn't know about opportunities of getting high yields on investments. I was a dump and downright pessimistic person.
I have never imagined that there weren't any need in large initial investment.
Now, I feel good, I started take up real income.
It's all about how to choose a proper partner who utilizes your funds in a right way - that is incorporate it in real deals, parts and divides the profit with me.

You can get interested, if there are such firms? I'm obliged to tell the truth, YES, there are. Please be informed of one of them:
http://theinvestblog.com [url=http://theinvestblog.com]Online Investment Blog[/url]

Ocak 27, 2010 7:08 AM  
Blogger turkuaz kıyılar said...

Nihayettt:)
sessiz takipçilerinden biriydim, umudumu da yitirmiştim ama blog listemden silemedim birtürlü, ara ara hep yokladım. Şimdi birkere daha bakayım dedim, amanin yazmış bizim crystal:)
Hep yaz lütfen, çok keyifle okuyorum, hem bir doktor tavsiyesi falan alırım, biraz ihtiyacım varda:)
sevgiler crystal...
tekrar tekrar hoşgeldin....

Şubat 10, 2010 5:38 PM  
Blogger turkuaz kıyılar said...

Nihayettt:)
sessiz takipçilerinden biriydim, umudumu da yitirmiştim ama blog listemden silemedim birtürlü, ara ara hep yokladım. Şimdi birkere daha bakayım dedim, amanin yazmış bizim crystal:)
Hep yaz lütfen, çok keyifle okuyorum, hem bir doktor tavsiyesi falan alırım, biraz ihtiyacım varda:)
sevgiler crystal...
tekrar tekrar hoşgeldin....

Şubat 10, 2010 5:38 PM  
Blogger turkuaz kıyılar said...

Nihayettt:)
sessiz takipçilerinden biriydim, umudumu da yitirmiştim ama blog listemden silemedim birtürlü, ara ara hep yokladım. Şimdi birkere daha bakayım dedim, amanin yazmış bizim crystal:)
Hep yaz lütfen, çok keyifle okuyorum, hem bir doktor tavsiyesi falan alırım, biraz ihtiyacım varda:)
sevgiler crystal...
tekrar tekrar hoşgeldin....

Şubat 10, 2010 5:38 PM  
Anonymous k.i.s.d. said...

Hey hoşgeldin.

O dizi ne be? Ne iğrençmiş!!!

Seyretme öle şeyleri psikolocik destek almana gerek kalmaz o zaman :)

sevgiler.

Şubat 11, 2010 2:12 PM  
Anonymous nilo said...

2008-ocak 2009 ocak ve 2010 ocak ayı aynı sayfada! bir sonraki yazı 2011 de mi olacak.

Şubat 25, 2010 12:41 AM  
Blogger Çocuk gibi said...

Crystal' in sen çok yaşa emi :))))))

Bence Cemile sana iyi gelmiş, kızıp siniri,
stresini boşatıp deşarj olmuşsun :)

Şubat 27, 2010 10:19 AM  
Blogger dilek said...

Merhaba,

Bebeğinizle yaşadıklarınızı bloğunuzda paylaşıyor olmanız pek çok anne için yol gösterici. Ben de size bebeğinizin banyosu için faydalı bilgileri bulabileceğiniz bir site önermek istiyorum. www.ilkbanyokeyfi.com adresinde, bebeğinize banyo yaptırırken nelere dikkat etmeniz gerektiğinden, doğru su sıcaklık ayarına, bebekler için banyonun öneminden, banyo için gerekli malzemelere kadar bir çok önemli bilgiyi bulabilirsiniz.

Ayrıca siteyi ziyaret ettiğinizde bebeğinizin ilk banyo keyfi resimlerini yükleyip diğer katılımcılar ile paylaşabiliyorsunuz ve GROHE termostatik batarya almak için de hemen %15 indirim çeki alabiliyorsunuz. Bebeğinizi sağlık ve mutlulukla büyütmeniz dileği ile…

Sevgiler…

Ağustos 17, 2010 3:57 PM  
Blogger Kon-Tiki (Ashley) said...

1 yıldır yoksunuz :(

Aralık 10, 2010 9:41 AM  

Yorum Gönder

<< Home

Pazar, Mart 08, 2009

dütten bejjjjj

Aslında yazmayı çok istiyorum; neler yaşıyoruz Diloşla,neler geçiyor başımızdan,başımdan,burda birr birr kayıt altında tutmak istiyorum...Ve hatta sadece Diloş ile ilgili değil,sayıp sövmek istediğim bir çok konuyu da eskiden olduğu gibi burada irdelesem diyorum...Ama neden niçin bilemiyorum,günler geçiyor,aylar hatta, ben bir bakmışım savrulmuşum bi rüzgara oturup iki kelam laf yazamıyorum...
Hamileliğimde geldi bu yazamama hali bana,hala gidemedi anasını satayım...Zaten hamileliğimde gelen bir acayip karakter hali de yapıştı üzerime...Kızgınlıklarım,içime attıklarım daha çok oldu...Eskiden böyle değildim ben...Kızardım sonra hemen biterdi...Şimdi daha şiddetli sinirlenir oldum...daha çok kaygılı olmamla paralel....
Sonra düşündüm de; eskiden ne macera heveslisiydim ben...Geride bıraktığım her gün, gülünecek,eğlenecek anılar koleksiyonuna sahiptim eskiden.
Beni anne olduktan sonra tanıyan insanlar var mesela, onlar bu halimi bile eğlenceli buluyor,sen olunca enerjimiz yükseliyor diyorlar...Ben de hep aynı yorum halinde, ben?eğlence?...sen benim eskimi tanısan şu anki bana ben demezsin bebetimm (bebeğimin diloş versiyonu) diyorum!
Mesela düşünüyorum...eskiden anlatacak öyle çok konum vardı ki...her telden,her türden,komedi,macera,duygusal ve hatta bilim kurgu...
Şimdi melodram bile olacak konum yok,bir doğa belgeseli benim hayatımın yanında gişe rekorları kırar yeminle...

He, Diloşla hayat çoğunlukla süper...Ama belki de benim anlatmak istediklerim bunlar değil...belki de ben aile ve çocuk konulu yazıların yazarı değilim...değilmişim...

Oysa bebetim her geçen gün beni eğlendirip şaşırtmaya devam ediyor.Her gün bir önceki günden daha çok şey bilerek başlıyor yeni güne...Her gün yeni bir ruh hali de o hain ikizler burcu ve 2 yaş ergenliğinin karışımı olarak da karşımıza çıkıyor ama yanında bonus olarak...
Bu ara bana taktı yine...Üstümde yaşamak,mümkünse kafamın üstüne yerleşmek istiyor...
Gel tabii Diloşcan başımın üstünde yerin var ama annen böyle anlarda o başın içindeki kafayı yemek üzere oluyor!

Dün çok fena geldiler bana mesela...Sen 20 hatta 21 aydır kendini ada bu cücük insana,şekil şemal,sosyal hayat kalmasın...Her şey bu hanıma göre planlansın ve yaşansın...O seni dakikada başka bi anneye satsın!
Arkadaşım nankör mü len bu bebe,çocuk milleti? hayır daha şimdiden böyleyse,bir kaç seneye arkadaşları için sonra da sümüklü bi oğlan için(erkek anneleri alınmasın ööle saydırıyorum şu an:)) satacak bu Diloş Hanımefendi!

Diloş bebekken pek sosyal bir tipken,bu ara öyle herkese pas vermemeye,girdiği yeni ortamlarda önce bir olay yeri inceleme yapmaya,utanmaya,sıkılmaya ve alışmak için biraz zamana ihtiyaç duymaya başladı...Bizim haftanın en az 3-4 hatta 5 ve aslında galiba her günü içinde bulunduğumuz tüm gezme,tozma,oyun grubu ve türlü sosyallik durumlarına rağmen...
Tanıdıklarıyla bıdı bıdı konuşurken,yeni gördüklerinin yanında benimle bile konuşmamaya falan başladı...Acaba diyorum fazla gezme tozma aşırı sosyallik de mi çocuğu etkiliyor olumsuz yönde...ama ulen öbür türlü de bana geliyorlar sürekli evde iyice şaşırırım ben!

Neyse efendim, bu tanımadıklarının yanında böyle çekimser kala dursun, bu ara hemen her gün görüştüğümüz,oturduğumuz sitede geçen yaz Diloş'un tostunu elinden alıp yemek suretiyle tanışıp pek sıkı kanka olduğu can arkadaşı Nehirciğin annesine bir aşık olma durumu var...Nehir'in annesi diyorum ama kendisi de benim yakın arkadaşım oldu geçtiğimiz aylar içinde,gayet kafa,eğlenceli kişilik 'deden'..yani Seden...

Ama bu Diloş olayı abarttı Seden ile ilşkisinde...Son günlerde,Nehir'i itip Seden'in bacağına yapışmalar,sabah akşam görüşmediğimiz anlarda her faaliyetinin arasında 'deden' diye sayıklamalar...Ulen dedim,yeter:) seni annen Seden olsun mu Diloş dedim saçmalayarak bi sabah, eyet dedi haspam yaw!
Dedim ki tamam anacım,bu bebe beni erken yaşta bırakır kocaya da kaçar bu satma huyuyla!

Olay bi de şöyle vahim bi hal aldı ve ben kendisinin acayip hassas bi kişiliğe sahip olduğunu iyice gördüm...
Dün sabah yine can arkadaşı Nehir Hanımla oynasın diye gittik 'deden'in evine...Bizimki beni yine bıraktı 'dedeen del,Dedeen boya,dedeeen mok şeklinde takılıyor...'deden' de bi ara malesef telefonla konuşma hatasına düştü...Diloş 3 kere 'dedeen,deedeen,dedeeen' diye yırtındı..'Deden' anında cevap veremeyince bizimkinde bir histeri krizi...bir ağlama,ne olduğumu şaşırdım...EYEEE diye yırtınıyor...eve gitmek istiyor hanım...ama susmuyor o hıçkırıkları,dinmiyor o gözyaşları...biz apar topar giyinip çıktık,arabada ancak sakinleşti...eve geldik...ben anladım ama sorayım kendilerine dedim...
Diloşçum niye öyle ağladın,ben çok üzüldüm dedim...Kendisi..'deden,deden' dedi ve sonra hıııı hıııı diye ağlama taklidini yaptı...Yani Türkçe meali,ben Sedeni çağırdım,ilgilenmedi ben de ağladım oluyor efenim!
Sonra tam 10 dakika boyunca kendimce mantıklı açıklamalar yapmaya çalıştım...Hı hı diyerek onayladı öyle her bişiye ağlanmayacağı,bu kadar hassas olunmamasını gerektiği konusundaki yorumlarımı ama bilmiyorum ne anladı:)


Velhasıl kelam...tüm hayatımı ona adamış olduğum bebe kişisinin aslında günün birinde zort diye beni kendimle başbaşa bırakabilecek olma ihtimallerini düşündürdü aslında belki de çok önemsiz olan bu durum ...ve korktum ben çok korktum...
Kendime tek iş olarak 2 seneye yakın zamandır Diloş'u görmekten...başka hiç birşey yapmamak,yapamamaktan korktum...
Öyle ya da böyle...Diloş büyüyor,ve canım kuzum hep güzel hatıralara büyümeye devam edecek umarım...Ama benim artık silkelenme vaktim gelmiş de geçiyor belki canım ciğerim...
Okula başlayınca ne yapacağım ben...ya da okula başladığında bana yapışık bi canlı türü haline mi getireceğim Diloş'u? ne olacak,nasıl olacak...Pedagoga falan gitmeyi düşünüyorum...aslında önce kendimi mi psikologa götürsem,bilemiyorum...

Ne zormuş bi insan evladını yetiştirmek...Doğan büyür zihniyetindeki analara bazen imreniyorum!


hiç bi yere yazmıyorum bari burada bi kaydı olsun diyerek not:
Diloş 'dütten'i keşfetti...Önce zorla,bir şey isterken lütfen de annecim diye kasıyordum kendisini..ben diyince o da diyordu...Sonra kendiliğinden dütten du ittiyom annedim...(lütfen su istiyorum annecim)şeklindeki cümleyi kurunca ben öldüm bittim,büyük tezahüratlar yaptım kendisine...ve artık her istediği,özellikle bizim istemediğimiz ama kendi istediği şeyler için dütteni kullanır oldu:)
Asıl bombası ise,kendisinin tuvalet olayına artık iyice yakınlaşmaya başladığını bu dütten ile göstermesi oldu...
Geçen hafta bezini değiştirip 1-2 saatliğine çok da yakın olan bi yere çaya gittiğimizde,eğilip annedim e-emm diyip büyük hacetini halletmesi sonucunda nasılsa yakın yer,zaten kakasını da yaptı zihniyetinde olan,yanına bezi bırak çocukla ilgili sadece su matarası alan dangalak anne bana ders verdi...'ee'si biter bitmez herkesin içinde sürekli olarak 'annedimm dütten bejjj,dütteen bejjj' şeklinde çığırmaya...yakınmaya,annesini tacizin kralını yapmaya başladı...nitekim 2 dakika içinde anne ve dahi anneanne kendilerini hala dütten bejjj diye ağlama safhasına geçmek üzere olan Diloş hanımla arabada bulup,hızla evlerinin yolunu tuttular!

Gökten üç bejj düştü hepiciini de Diloşuma verdim valla...yakında bez bırakma olayında anlatacak harika anılarım olcek kanaatindeyim:)

Zaten anca kaka anlatırım ben,noolcek,moktur işim,moktan çıkmaz başım dı galiba o özlü söz!

11 Comments:

Blogger suspect said...

bi solukta okudum şekerim :) dütten hep yaz :)

Mart 08, 2009 10:35 PM  
Blogger crystalsdreams said...

suspicimm belki de iyi gelecek cicim yazınca...ne biliim:)sizi görmek iyi geldi galiba:)öperim.

Mart 08, 2009 10:41 PM  
Blogger Benim Hayatim said...

Nasıl da büyümüş! Çok tatlı çok.

(Benim de böyle kurdelam vardı :)

YAZ SEN YAZ...

Mart 08, 2009 11:26 PM  
Blogger mummy said...

Gene ağzım kulaklarımda okudum:))
Bi sonraki yazı üç ay sonraya mı gelecek gene??

Mart 09, 2009 1:01 PM  
Blogger enne said...

Çocukla yapışık yaşamaktan korkuyorsun ya? çaresi var, ikinciyi yapmak:) O zaman ikisinden de kaçma istediğin anlar oluyor:)))

Yazmana sevindim. Senin yazıların benim de enerjimi yükseltiyor, dütten yazmaya devam et, olur mu?

Mart 09, 2009 1:33 PM  
Blogger Biyonikkedi said...

Gırisdalim
Minik bir gıristal yetişiyor farkındasın dimi:)Ulen resmen kendini klonlamışsın,Rayza bozulmuyor mu bu işe:)
Davetin var mı bu arada senin?
Diloşa bakınca benimkiler harbiden eşşek kadar oldular be :)

Mart 10, 2009 10:50 PM  
Anonymous hilal said...

kristalcim hiç ailenle eşinle ilgili hikayeler anlatmıyorsun.Ayrıca senin yakın arkadaşların vardı begocan müge falan onlar ne yapıyor merak ediyorum..

Mart 15, 2009 9:17 AM  
Blogger Aslı Cin said...

Kristal, doğdu doğacak derken, ben oraya geldğimde sanırım koca kız olmuş olacak, nasıl da geçiyor günler yahu? İyisindir umarım görüşemiyoruz. Öpüyorum sizi çok...

Mart 31, 2009 9:03 PM  
Blogger Çocuk gibi said...

Yazdıklarını okurken tarih tekerrürden ibaret misali anılarım canlandı be crystal :)

İnsan küçük hanımlar ve küçük beylerden sonra çok değişiyor....

Milattan önce ve sonra misali :)))

Nisan 06, 2009 4:42 PM  
Anonymous selma said...

Kristal hanim yeter artik gezdigin yaz bir seyler yahu.Özlettin ve bizimde hakkimizdir senin hayatinda yasakdiklarini ögrenmek canim. bloga girdin sorumluluklarini unutma. Bu maffia gibi. Girersen cikamazsin. Bilmem anladinmi, tehdit gibi oldu ama yazamana baslatir insallah

Temmuz 05, 2009 1:07 AM  
Anonymous Adsız said...

Hello !.
You re, I guess , probably very interested to know how one can collect a huge starting capital .
There is no need to invest much at first. You may start to receive yields with as small sum of money as 20-100 dollars.

AimTrust is what you thought of all the time
AimTrust represents an offshore structure with advanced asset management technologies in production and delivery of pipes for oil and gas.

It is based in Panama with offices everywhere: In USA, Canada, Cyprus.
Do you want to become really rich in short time?
That`s your choice That`s what you really need!

I`m happy and lucky, I started to get real money with the help of this company,
and I invite you to do the same. It`s all about how to select a correct partner utilizes your savings in a right way - that`s it!.
I earn US$2,000 per day, and my first investment was 500 dollars only!
It`s easy to get involved , just click this link http://gimopynup.greatnow.com/bemeguf.html
and lucky you`re! Let`s take our chance together to get rid of nastiness of the life

Aralık 15, 2009 12:03 AM  

Yorum Gönder

<< Home

Salı, Kasım 25, 2008

Arakçı Tilki:)



17 Aylık bir Dila insanına şu sıralar söyletip söyletip güldüğümüz sıfat tamlamasının ta kendisidir Arakçı Tilki!ağakçı tiki gibi bişi çıkarıyo ağzından bi çırpıda ve hızla ve sonra hep beraber gülüyoruz doya doya:)
Sen aylarca televizyon seyrettirmemeye uğraş ama sonra önüne geçemeyeceğini anlayınca bari güzel bişiler seyretsin diye düşün ve bula bula Dora'yı bul:)
Annesi biraz daha inatçı olsa aslında Dora'nın kendi ismi olacağından habersiz olan Diloş Hanım da bir bayıl bu çizgi filme...ve hatta Dora'dan daha çok yan karakter Diego'ya gizliden gizli bir aşık ol:)
Kızım sürekli Diyegoo diye bağırır oldu evde:)
Son bombası da işte bu Dora'daki kötü karakter Arakçı Tilki kardeşimiz:) Arakçı gözüktüğü zaman 'ARAKÇI AYIP SANAA' diye bağırırsa Dora,arkadaşları ve bittabi izleyen sabiler,Arakçı araklayamadan kayboluyo:)
Her bölümde bi macera,dadından yinmio bu Dora'da..her macera sonunda da maminle beraber(kendisi maymun oluyo) 'başardık başardık' diye dans ediyo hanım kızımız:)
tabi bizim Diloş hanım da durmuyor,o da başarıyo,dansın kralını icra ediyo:)

Diceem o ki...
Hayat akıp gidiyo...dişi mi çıktı,kabız mı oldu,kakası mı geldi,çişi mi,yedi mi yemedi mi,uyudu mu uyumadı mı diyee diyee...17 ay doldu 1,5 yaşın kutlamalarına az kalıyo...

tabii kaç yaşındasın Diloşum sorusunun cevabını update etmek gerekiyor:)
parmakla yapılan 1'e eşlik eden ve çok sık sorulunca sıkılıp biy biy biyyyy diye sinirlenen Diloş'a yaşlandığını anlatmak ,1.5 sayısıyla tanıştırmak lazım geliyo:)

Sayı demişken...saklambaç oynayan Diloş'un saymasının da hastasıyım tabe annesi olarak:) duvara yüzünü dayayıp,bi,iki,iki,iki,ikiii diye bağırınıp epey saydığına kanaat edip yüzünde bir komik sırıtışla sobelenecek adam aramaya başlaması da çok güzel geliyo bana be anacım:)

Sonraaa 17 aylık Diloş insanı 3-4 ay önce başladığı evcilik oyunlarının kompetanı oldu diyebiliriz...kendisi elindeki hayali üzümleri tek tek koparıp,barbi diye adlandırdığı fekat barbinin üçte biri boyutundaki bıdık bebelere sırayla yedirmesi çok eğlenceli oluyo..Kendisi yemek pişiriyo,barbilerin altını değiştiriyo,onları yıkıyo falan..bööle bütün gün bi anaç tavırlar..he tabi bir de klasik tüm bebeler gibi,temizlik ustası...bırak bütün gün ev silsin,çamaşır silkelesin..kızın ruhunda bir acayip ev kadınlığı var hayır olsun demek istiyorum...Anneannesinin bir elçisi gibi son zamanlarda evde yerde gördüğü en ufak bir toz parçasını bana gösterip temizletiyor,bravo kendisine!



İşte biz bütün gün bu barbilerle yiyo yediriyo,içiyo içiriyo,zıçıo zıçtırıo durumlarındayız....Barbiler sayesinde tuvalet eğitiminde çığır açıciiz gibime geliyor,kendilerinin kendiliğinden barbi e-e diyip 2 bebeyi de alıp tuvalete koşup dandikten ikea lazımlığına oturup,onları da plastik sandalyeyi ters çevirip içine oturtup ıkınıp göya tuvaletini bile yaptığı oluyo...hadi bakalım,yakında gerçekten yapar belki...o zaman eğitim bile vermeden lazımlığa zıçan bi bebem olur belki,o çakma barbileri yapan çinlilere de teşekkürü borç bilirim o zaman:)





Diloş Hanımla böyle eğlene güle duralım,ben napıyorum diye bir durup kendime sorduğumda,bir aynaya baktığımda...onu yedirip,süsleyip,gezdirirken...yazın verdiğim kiloların aynısından bile fazlasını geri aldığımı,başka da bi numero yapmadığımı görüp sinir oluyorum kendime...Tam iş kurucam diye bayramda gaza gelip gecenin 11inde Diloşu uyutup Amerikadaki firmayı aradığımda aldığım cevap ve akabinde patlayan kriz de zaten senin neyine iş dön de kıçını bi küçült önce diyo belki de bana...
Bilmiyorum...bu ara sadece anneyim ve aslında ben bi sürü şey olsam daha iyi olabilirim...
bekliyorum...
Çalışan annelere de özeniyorum hatta galiba onlara gıcık oluyorum...Hele bu ara Diloş son 2 haftadır hastalıklarla boğuşurken iğrenç mızmız ve epey acaip huylara bürününce...ve son günlerimi sabah 8 akşam 9 mesai şeklinde onu eylemeye çalışıp, ne yaparsam yapayım mutlaka bir mızırdanma görüp de delirincce...sabah işe gidip akşam da eve gelip 3-4 saat vakit geçirsem yavruyla daha mı sağlıklı bireyler oluruz sorusuna takılıyorum...

Diloş hasta demiştim di mi...O kadar da gürbüz görünümlü anacım...yine de hastalanma oranı çok da düşük değil,onu anlamıyorum...Geçen hafta çok zor geçti.Önce bi ateşi çıktı sebepsiz...aynı gün düştü.sonra 3 gün sonra öksürük,burun akıntısı ve manasız kaprisler...doktora da gittik bişi yok...öksürük şurubu...ama yan etkisi olabilir bişi...sonra pazar günü 2 kere yarımşar saatten içine cin girmiş gibi bağıra bağıra ağlayıp kafasını ordan oraya atan,asla sakinleşemeyen...aralarda dokaaa dokaa diye inleyen Diloş...bi ara uyuuu uyuu diye bağırdı...
Sonra dün yeniden doktor ama bu sefer en tecrübelilerinden olan bi tane doktor...ve teşhis 1.dakikada, orta kulak iltihabı...
canım bebeğim,o kadar acı çekiyodu ki...sonra anladım;o doka diye bağırışı ,kafasını tokası acıtıyo sanmasındanmış...ulen ben de takıyorum tokayı bağırıyo,açıyorum tokayı yine bağırıyo,aptal olmuşum....
Uyuyunca geçiyo diye uuyuuu uyuuu diye inliyodu....
Şimdi daha iyiyiz,sonunda 17 aylik hayatında ilk antibiyotiğini de tattı canım benim.
Ama çok beter bii durum bu orta kulak iltihabı Allah tüm bebeleri bundan ve her türlü hastalıktan korusun...

Durum bu...hasta olduğu günler dışında pek tatlı,sakin bi kızım var benim...Bu ara hem hastalık hem de 2 yaşa doğru ilerleme nedeniyle ara ara bi çıldırıp sinir gösterileri olmaya başladı ama sanırım...Hayırlısı...Daha kimbilir neler olcek...
Ha aslında en önemli konum var parmak emme...ama onu da bi sonraki postta yazarım belki...(o kadar uzun ara verince postlara belki yazana kadar emmeyi de bırakır:)nerdeee ve keşke:)

Bu fotoğrafları Amerika vizesi için çektirdiydik bu ay...Vizesi de oldu kızımın...fakat gitmekten vazgeçtik bu sıra...Belki seneye...

Fakat benim için şu sıra en büyük bomba başka bir seyahat...Bir aksilik çıkmaz da herşey yolunda giderse; 1.5 yıl sonra ilk defa Diloş Hanım bizden ayrı 3 gece 4 gün geçirecek anneannesi ve dedesiyle...Pek heyecanlıyım...Yılbaşında Roma'da olur muyuz...bakalım,İnşallah diyor...
Diloş'un beni çok güldüren bir olayını anlatarak bu pek uzamış yazıyı bitiriyorum...
Efenim, yatakta yatmış kendisiyle cilveleşip kıkırdıyor,gıdıklıyoruz birbirimizi(ahan da girişe bak,yazının sırf burasını okusa biri,ne farklı bi konu gibi aslında:))

Diloş yüzüme bakıyor,inceliyo gayet dikkatli...ve bi anda pek sevinerek uğ bee diyo..
O ne be diyorum,sonra bir daha kıkırdayıp yüzüme dokunuyo uğğ bee diyo...Ben uğ bee nin ne olduğunu o an anlıyorum fakat ne alaka diyorum...Sonra diloş dudağımın üstündeki yıllardır 'etbeni mi ne beni bu ' diye sorguladığım ben' e dokunuyor yine..ve yine aynı uğğ beee...

AH BEEEEEEE CANIM DİYORUMM:)

Bu ara kafayı arılar,böceklere,kelebekere takan Diloş uğur böceklerinin de hastası...Benim o ben' e diyor uğğ bee... diye...sonra aynaya bakıyorum gerçekten de ben diil,bi ara inandığım hiç geçmeyen sivilce de diiil yahu o; yıllardır bulamadığım cevabı kızım buluyor...Uğur böceği len ooooooooo:)

Diloş'u çok,pek çok seviyor...herkese de sevgi saygı hürmet gönderiyorum...
Issız Adam da güzeldi araya onu da sıkıştıriiim,sayesinde aylar yıllar sonra hafif çakırkeyf bile oldum,teşekkür ediyorum:)

10 Comments:

Blogger nilly said...

Senden yazi gorunce ben pek seviniyorum. Bende bu ara cok fazla girmeme ragmen hadi bir bakayim dedigim anda senin yazinla karsilasinca pek sevindirik oldum. Allah seni inandirsin tam yatmaya gidiyordum vazgectim okudum. Oncelikle Dilos hanima gecmis olsun dileyeyim. Insallah hemencecik iyilesirde biciriklarina devam eder ve sende yazaya bu kadar uzun ara vermezsin :)

Kasım 26, 2008 1:11 AM  
Blogger nilly said...

Birde resimler cok guzel olmus diyecektim, unutmusum :)

Kasım 26, 2008 1:15 AM  
Anonymous Adsız said...

crystalcigim,

dilos sanki anneannesine benziyor. eger simdiye kadar annenin herhangi bir resmini sitene koymamissan, bil ki atiyorum :)

öznur (seni hep okuyan ama ilk defa yorum yazmis bir zat)

Kasım 26, 2008 10:32 AM  
Blogger nagişim said...

ben de her okuyucun gibi sugibinib linklerinde blogunu güncelledğini görünce gözlerime inanamadım...
yazdıklarını bi çırpıda okudum maşallah diloş hanıma çok tatlı bu arada benim de oğlum oldu...şimdi şifreledim sen beni hatırlamazsın ama ben sana "baskül ailesi " diyim<..
istersen o günlere geri dönelim ipin ucunu tutup önümüzdeki yaza çıtır anneler olarak girelim???

Kasım 26, 2008 7:24 PM  
Anonymous Adsız said...

Selam Crystal, yazılarını büyük bir keyifle okuyorum..Yazım diline ve doğallığına bayılıyorum desem yeridir..Seni okurken sürekli gülümsüyorum. Ne kadar pozitif bir insansın, süperrr...Benim kızım da dünyalar tatlısı 20 aylık bir bebek..Henüz 15-20 kelime haricinde konuşmuyor..Sevgili Diloş maşallah pek konuşkan..Bu işin ağırlıklı genetik kökenli olduğunu biliyorum, ama yine de küçük hanımın bu kadar çabuk konuşması için bir şeyler yaptın mı ? Yada onunla çok mu konuştun diye sormalıyım..Ben çalışan bir anneyim ama evde de annem ve bakıcı var. Önerilerin varsa çok sevinirim. Diloşu o şeker yanaklarından benim için de öp. Sevgiler.

Kasım 29, 2008 10:46 PM  
Blogger AycA said...

ay yine çok güldüm :) sen çok yaşa e mi arkadaşım.. ne kadar pozitif bir insansın sen yaaa...)
uğğ beee bittim :) özledim sizi valla

Aralık 05, 2008 12:15 PM  
Anonymous Yumurcak said...

Her zamanki gibi harika yazmissin, ama cok ara verdigin icin rastlayabilirsek okuyoruz. (Hos, sana diyorum da ben yaziyor muyum? hayir)

Dila'nin bu postta alttaki fotografina bayildim, süper düper bi kücük hanim olmus kendüsü.

Senin Dila kişisi fena canlar yakacak bir afet-i devran olma yolunda hizli adimlarla ilerliyor.. Boyle giderse erken kaynana olacaksin, soylemedi deme :)

Hepinize sevgiler,

Y!

Aralık 14, 2008 2:26 AM  
Blogger Çilekli Pasta said...

Sen hep yaz Kristal, gerçekten okurken acayip pozitif oluyorum :)

sevgilerimle, dilaya öpücükler :)

Aralık 23, 2008 2:27 PM  
Anonymous Adsız said...

Merhaba pediped nerde satılıyor diye sormussunuz aylar once blogumda ancak gordum..www.pedipedtr.com dan online veya istinye park jujube- bagdat caddesi kids walk-kanyon pilli carrerada bulabilirsiniz.

Aralık 27, 2008 3:10 AM  
Blogger mono said...

çağan da hastası dorayla arakçı tilkinin.. damla da süper bi kız olmuş tamn yemelik...

Ocak 02, 2009 2:58 PM  

Yorum Gönder

<< Home

Çarşamba, Ağustos 06, 2008

özledim



Epey uzun bir zaman oldu yazmayalı...Değil blog veya gazeteye bir yazı,telefonda mesaj bile yazmadım aylardır ben...
Sıkıntı ve muz kabuğu zaman zaman kapımızı çalsa da,hayat pek telaşlı,yorucu genelde eğlenceli ve pek bir öğretici geçiyor Diloş Hanımla...
14 ayı geride bırakacağız 2 hafta sonra...O kadar çok şey yaşadım ki nereden başlayacağım bilemiyorum anlatmaya...
En sondan belki de...
Mesela şu an saat gecenin 1.20 si ve Diloş Hanım Annneee,anneee...ve sonra cevap alamayınca Babaa diye seslenip bağırdıktan sonra tekrar uyudu...Benim de uykum kaçtı bu gece yarısı aktivitesiyle...e başlayayım artık yazmaya dedim.
Tekrar uyudu dediysem,ben hanımın yanına gittim,kucağıma aldım,loş odasındaki pembe koltukta oturdum ve fakat nafile...Hanım huzursuzdu...Şu an babasının yanına attım onu,öyle uyuyor...
Hiiiç öyle aman yatağa alma,alışır sonra demeyin,demesinler...Demeseydim:)
1 yaşına kadar,4 aylıktan itibaren akşam 9.30 da yatıp sabah 8lere kadar deliksiz uyuyan Diloş Hanım 1 yaş itibariyle geceleri mutlaka 1 kez uyanmaya,bazen uyanıp yatağına koyduğumda çıldırmaya ve artık ilk uykuya dalma olayını yatağında yapmamaya başladı...
Ağlatarak uyutma? Asla...Bu yöntemi yapabilenleri takdir ediyorum...Yok aslında etmiyorum.Nasıl yani diyorum...Sesi kısılana,aklını-aklımı kaçırana kadar bağıran bir küçük insan yavrusunu nasıl ağlatabilirim ki gecelerce?
İnsanoğlu bir garip...ne kadar istemese,onaylamasa da bazı şeyleri sırf gaza gelip,sırf olması gereken bir tek doğru varmış gibi yapmaya çalışıyor bazen...
Ben de denedim yani,kitaplarda okuyup,bir kaç arkadaşımdan duyup Diloş'u ağlatmayı...
Ama napiiim, aylarca sorunsuz uyuyan bir minik insan bir anda değiştirince halini,alışamadı bünye tabii...Saçmalamak doğamızda var yani!

Neyse neyse...kısa bir yazı olacaktı bu...dönüyorum temalı...
Diloş geceleri böyle bu ara sapıtsa da,genel olarak pek eğlenceli bi arkadaşımız...
O kadar eğlenceli ki kendisini tatil arkadaşı olarak benimseyip,gayet cesaret örneği göstererek eşek ölüsü kadar para bayılıp bir gemi seyahati bile yaptık 10 gün önce...
Gemi diyorum,13 aylık ve yürümeye tam da bu tatilden 1 hafta önce başlayan dünyayı tanımaya en bi hevesli insan evladıyla gemi seyahati!İnsanlar tatil köylerine bile bakıcıları,olmadı anneanne babaanne karması ile falan giderken,biz çekirdek aile ve İstanbul'dan çıkıp Venedik'e falan giden ve gittiği limanlarda ada vapuru misali 3 ila 8 saat kalan bir gemi ile seyahatten bahsediyorum!

Hangisini yapacaktık?Gittiğimiz şehirde kalınan o kısıtlı sürede 40 derece sıcakta deli gibi turist mi olacaktık,yoksa tek derdi yürümek ve oynamak olan sabi ile atraksiyonlara mı girişecektik...Herbişiyi yaptık evet herbişeyi!


Sonuç;Diloş pek bir eğlendi fakat ileride hiiiç bi hatırası olmicek!
Biz,öküz gibi yorulduk,ve evet ileride o gittiğimiz limanlarda hatırlayacağımız pek yöresel bir anımız olmicek!

Yani uzun lafın kısası,galiba kendime geliyorum...O eski çılgın hallerim tam olarak eskisi gibi olmaa da, biraz biraz kendime özgü hallere geri dönüyorum...Bunun en bariz örneğini son tatilimizle yaşadık...

Hayat güzel,telaşlı ve bir o kadar yorucu...
Ama Diloş da pek bir lokum be kardeşimm...Kızım diye demiyorum,iyi ki doğurmuşum canım cicim seni diye ekliyorum:)

Ha bu arada,kendisi 13,5 aylık hayatında epey eğlenceli bir diş buğdayı partisi ve bir de pek kalabalık bir doğum günü partisi de geçirdi.1 yaş doğumgünü partisinde çocuğun kendisi eğlenmez diye düşünmek yanlışmış,valla bizim hanım pek bir eğlence ve parti kızı olup çıktı!

Diş buğdayı aktivitesini anneanne ve dede organizasyonu ile bir otelde yapmıştık,evin sağlam kalması açısından iyi fikir olduğunu düşünüyorum!Dolayısıyla doğumgünüsünü de açıkhavada yaptık.18 Haziran 2008 günü Yeşilköy Rönepark'taki çay bahçesinin bir kısmı düğün yeri gibi süslendi ve palyaçolu bol çocuklu(18-19 adet her yaş grubundan sabii) eğlenceli bir Diloş iyi ki doğmuş şenliği yaşandı!

Bloguma tekrar geri dönme isteği de bu tatiller ve partiler ve bilimum aktivitelerden sonra geldi zaten...Çünkü ben son 1 yıldır yaptığım hiçbirşeyi tam olarak hatırlamadığımı farkettim...Mesela doğumgünü oluyor,akşamında pestilim çıkmış,bel ağrısından ölmüş,ayaklarım patlamış ve beynim su kaynatmış olarak eve geliyor ve o günü asla yaşamadığımı farkediyorum...Tatil bitti,Diloş Venedik'te mi kuşların arasına dalıp yerlerde debelendi yoksa sıcaktan fenalık geçirip sinir krizi yaşadığı ve bize yaşattığı yer Dubrovnik miydi mesela hiç hatırlamıyorum:)
Dolayısıyla elimde kalan resimler oluyor,bir yerlere not düşmem gerekiyor...

Hiç öyle tahmin ettiğim gibi bir anne olmadım.Zaten bişi tahmin etmiyordum aslında ama...Ne biliim mesela her yaptığını kayıt eder,her bilgisini not ederim en azından sanırdım!Yok,öle bişi yok...Çocuk 7 aylıkken ayağa kalktı,ve heh erken yüricek bu arkadaş dediler,dedik, günlerce,aylarca yürümesini bekledik,sonra beklemekten sıkıldık,çünkü kendisi emeklemeyecek kadar tembel,bi yerlere tutunmadan yürimiicek kadar temkinliydi...dolayısıyla aylar sonra teee 13.ayında bi zaman yürüdü...ahan da tarih sor...yok! Neyse kameraya o kendi kendine gaza gelip koridora çıkıp,basıp gittiği o ilk anları aldım Allahtan!

Dolayısıyla bloguma biraz tarih düşiyim bari dedim...
En azından 1 yaşından sonra bile başlamak da bişiydir dimi:)

Bir de hiç öyle sandığım gibi korkak bir anne de olmadım zamanla...Bugün yataktan aşağı attı mesela Diloş kendini,yataktayken bağırıyodu al beni diye,aşağı atliince sustu...He tamam bişi olmadı demek dedim...Düşe kalka büyüyecek bu küçük kız, ve ben buna alışmaya gayet hazırım galiba...Allah büyük kazalardan korusun tabii ama,korktukça daha çok bişiler oluyo gibi geliyo bana...Sonra o hijyen manyak anne halimi gayet attım üstümden...İlk başlarda her annede belki olduğu gibi steril manyaklığı vardı...Ooo zamanla bu sabiler seni gayet eğitiyo...Şimdi yere oyuncağı düşüyo,bardağı düşüyo hop üfle ver eline...oo kimbilir görmeden neler alıyo yerden ağzına, bak bişi olmuyo diye rahatlatıyorum kendimi!

Yerlerde debeleniyo,yemek yerken saçının her tutamı aynen o yemekten oluyo mesela...Önemli değil...Benim için tek ve en önemli şey,Diloş doğduğundan beri asla vazgeçmediğim saplantımm; her gece banyo yapması...Aylarca sosyal hayatımızın içine etse de mutlaka yatmadan banyo yaptırdım Diloş Hanıma...Hala da yapıyor ve bence çok iyi oluyor...Yatma rutini için süper bir başlangıç..Bu bebeler alıştıkları şeyleri düzenli olarak yapmayı seviyor...Hatta yaz sıcaklarında,bu ara günde 2 kere yıkanıyor arkadaş,gayet su kurbağası tadında...

Anlatacak öyle çok şey birikmiş ki devam etsem bitmez zati bu post...
Diloş'un epey yoğun ve sosyal hayatı var mesela anlatacağım...Benim kadar hatta benden çok arkadaşı var!Bir yakın çevre,yakın arkadaşlarımın çocukları var sık gördüğü...Bizim sitede her gün gördüğü ve benim de anneleri ile arkadaş olmama sebep arkadaşlar edindi bir de...He bir dee, blogcu annenin bebesi de blogcu olur misali; benim çok yoğun arkadaşlarımın bebelerini bizimle aynı sıklıkta dışarıya çıkaramaması ve buluşamamamız sebebiyle bloglardaki blog annelerinin birbirinden güzel yavru blogcuları arkadaşı oldu Diloş'un...Süper düper bir yapılanma yapan Ayça sayesinden epey faal bir oyun grubu oluştu güzel bebeler için...Hatta gruplar büyüdü,bölündü,yaşa,lokasyona göre gelişim gösterdi.Şimdi her hafta çocuklar için buluşulup mutlaka bir aktivite yapılıyor.İsteyenler Ayça'nın sitesinden sanırım gruba üye olabiliyor...Buradan Diloş'un Erin,Marcello,Efe,Damla,Aslan ve Kerem ile arkadaş olmasına sebep Ayça'ya teşekkürlerimi gönderiyorum...Blog gerçekten faydalı bişi,her konuda diye ekliyorum...

Sonra emzirme var mesela anlatmak istediğim...Emzirmeyi kesmemle başlayan süreç var mesela son 1 aydır....Değişen ruh halleri var kendisinin....Oooo bi dolu şey...
Sonra bakıcı mevzuları...Arkadaşlarımın bakıcılarla yaşadıkları,benim asla bakıcı almam demem ama bazen fenalık bastığından acaba mı diye kafa karışıklıklarım...Diloş'u çok seven ama asla klasik anneanne tipinde olmayan ve beni genelde kendi halime bırakan annem var mesela...Diloş'un anne bağımlısı olma yolunda ilerlemesi var bu sebeple...
var da var...

Yani hayatımda sadece O var...
Bundan böyle umarım ve dilerim de uzuun bir süre de böyle olacak...Ama Herhalde belli bir zaman sonra alışıp,başka konulara da ağırlık vereceğim di mi?

13.5 aylık; çevresiyle acayip barışık,en sevdiği yemek semizotu,en sevdiği atıştırmalık her türlü hamur işi,en sevdiği hayvan Miyav ve en sevdiği şarkı *malesef* haydi lili lili lili lili yar olan ,bisikletiyle sabah çıkıp akşam eve gelsek sıkılmayacak olan, bisikletin üzerinde kafası düşüp uyuya kalan, tüm erkek cinslerini gayet ayırt eden,gittiğimiz restoranlarda en yakışıklı garsonu,mağazalarda en havalı satışçıyı bulup ona abiiii diye seslenip göz süzüp,kaçamak gülüşler atan,bişi yerken mutlaka etrafında kim varsa taa en uzak masadakine bile elindekinden ikram eden,hatta mümkünse zorla ağzına sokup yediren,muzur bakışlı,poposu gamzeli,bugüne bugün 7 minik dişli,saçları doğuştan gölgeli,kurulmuş bir bez bebek tipli en bi siyah zeytin gözlü benim tombikcan kızım Diloş hayatın gerçekten kendisi...

son olarak kendime not, unutmamak adına...bir kaç haftada acayip hızla çoğalan kelimeleri:
anne- son 2 aydır acayip düzgün,ve bazen de annejim
baba- bazen babeeee bazen babaaaaaaaaa,bazen de babammmmmmm
dede-bazen didiie
anneanne-son 1 aydır kesildi,anneaa diyor ona da
abi
abijim :abicim:)
miyuv: miyav
beyyu:berru(ilk göz ağrımız,begocanın kızı)
ede: ece ve ege
emme: emre
av av :hav hav
mama
meme
atti :attı yerine göre de açtı,yani aç
düttü:düştü
del: gel
bitti
ditti:gitti
biy: bir
diyu: didem-halası
diya: dila
edua :eda
abia: abla sanırım:)
diir: demir(her sabah Diloş kahvaltı yaparken balkonun önünden bakıcısı tarafından pusetle gezdirilen komşumuzun Diloşla arası 1 ay olan oğlu,pek hevesle bekliyor sabahları bizim kız,hayırlısı:))

bu kadar uzun posttan da anlaşılıyor ki ben yazmayı pek bi özlemişim...İçim öyle dolu ki,aslında başıma öyle çok şey geldi ki...
bir ara sondan başa doğru gidersem,belki de ara ara...anlatırım...
Ama mutlaka bundan sonra ; başıma gelecekleri paylaşacağım...
paylaştıkça iyi geliyomuş;blogumu çok özlemişim, hatırladım!hadi hayırlısı bakalım...

21 Comments:

Anonymous Adsız said...

donusun super oldu kristıl hanımcım...cok oslemisiz seni..
yanlız tekne fotolarindan birinde hamile gibi cikmissin. hamilemisin yoksa durusun mu oyle gostermis...
hep yaz olur mu.

Ağustos 06, 2008 11:31 PM  
Blogger crystalsdreams said...

aylar sonra yorumlara cevap yazmaya bile vakit buluyorum oley:)
ki bu yorumu cevapsız bırakamazdım:)
canım isimsiz arkadaşım,güzel okuyucu:)bu kadar dikkat nereye kadar:)o kolajın içinde nası gördün yaa o resmi:)
evet biraz göbek kaldı tabee,arada pörtlüyo kılıklardan...fekat aldıım kiloları verdim ben aslında,tam 27 kilo falan...ama zati öküz kilosuyla hamile kalınca,eski daha eski halime dönmek zaman alıyor ki bu ara yine yiyoruz efem...
neyse konumuza döniim hemen...o resimde o yelekimsiz uzun bol şey diloşu da kucağıma alınca iyice kabarmış,bizim göbek de olduundan daha koca koskoca gibi durmuş...yok bakınız diğer resimler yok o kadar büyük karın yok cicim:)fekat kalan göbek de accık şişirirsem hamile göbeği olabilir evet..
ama no,ben hamile değilim,bu soruları da duymamış oliim:)
sonra yaz diyosun,nası yazim anacım daha ilk yorumda bomba:)
ulen daha lohusalık sendromunu yeni atlatmış,göbeğimizle yeni barışmışız,ay nereden koydum o resmi yaa:)
güzel geldi valla gece gece,iyi oldu,akıllarda soru kalmadı:)
öperim çok...hamilelik yok,ok:)

Ağustos 07, 2008 12:34 AM  
Blogger nilly said...

Oh ya, sonunda sende birseyler yazdin. Ilk blog gunlerimden tanidigim herkes teker teker kopmustu buraladan.Simdi yavas yavas geri geliyorsunuz :) Dilos cok tatli olmus annesi. Buyudukce daha da guzellesiyor ve esmer bir afete donusuyor. Masallah diyelimde nazara gelmesin :)

Ağustos 07, 2008 6:36 AM  
Blogger Benim Hayatim said...

Çok tatlı çok Crystal bittim kızına. Şimdiden kokoş. O bikinili kıyafet, tokalar süper düper. Sen hep yaz. Merakta bırakma bizleri.

Ağustos 07, 2008 9:46 AM  
Blogger hayal said...

Tam da ah anacım o oyle degil o aglatma meselesi degil diyecektim ki buraya, telefonda konustuk zaten :) Onyargılara son! Dınınınnn.. Aglatmadan aglatarak uyutun dınınınn
:) hahaha

Ağustos 07, 2008 8:04 PM  
Blogger mesecina said...

şükürrrrr! hoşgeldin tatlı diloşun annesi:)

Ağustos 07, 2008 11:21 PM  
Blogger Oyun Grubu said...

biz de sizi özledik şekerim ..aaammmaa ara verdin.. hem yazmaya hem bize :(
katılın artık unutacak oğullarımız diloş hanımı

Ağustos 08, 2008 12:07 PM  
Anonymous Ayça said...

oyun grubu kişisi ben oluyorum tabii bu arada :) öbür hesap açık kalmıs

Ağustos 08, 2008 12:08 PM  
Blogger Elif said...

Kızı uyuyunca kendini bloglara atmış bir anneden merhaba... Keyif keyif okudum bir solukta :)
benzerlikler bulmak her anneyi mi rahatlatır, ben mi böyleyim bilmiyorum ama her durumda yalnız değilim moduna girmek güzel...
Tam da doğumgünü partisi plalarken yesilköy röne park güzel öneri oldu, eve de yakın... tek sorun pazar gününe denk geiyor olması, bakalım.
sevgiler...

Ağustos 09, 2008 12:19 AM  
Blogger enne said...

Dönüşün muhteşem olmuş! Bir solukta okudum, şimdi dönüp resimleri inceleyeceğim. Ben de 2. çocuğu yaptım bu arada biliyor musun:) Candeniz 3 ayını bitirdi. Şimdi tabii düşünmezsin ama 2 çocuklu olmak da çok zevkli canım!!!

Ağustos 09, 2008 10:23 PM  
Blogger Nenoni said...

sen bloğunu özlemişsin biz de seni özlemiştik.kızın çokk şeker.
sana bir not:çook ilerde tarihleri zaten hatırlamıyacaksın ama ilk yürüyüşünü ilk deniz maceranızı... gibi şeyleri her bebek gördüğünde hatırlayacaksın.benim mamulim gibi 25 yaşında kocca dana olduklarında bile:))

Ağustos 11, 2008 11:05 AM  
Blogger yapıncak said...

Zeytin göz Diloş'la tanıştığımdan beri, arada sayfana bakıp haber bakıyordum. Bugün bir çırpıda bolcasını döktürmüşsün. Hoşgeldin. Güzel kızınla sana sevgiler burdan,

Ağustos 13, 2008 9:30 PM  
Blogger crystalsdreams said...

Nillycim,oluyor öyle arada bi kopuyo insan,ama bırakmıyor da bu mereti:) özlüyor...iyi oldu,iyi geldi yazmak tekrar,vakit bulsam neler anlatıcam:)öperim çok...

benim hayatım'cım:) anası kokoş olunca kızı da öyle yapası geliyor tabe,şu an kolay istediğimi giydiriyorum ama ya büyüdüğünde noolcek...en büyük korkum metalci falan olması Mazallah:)

Hayalcim,amazondan istiyorum bu gece bi sürü kitap,Ferber de listede...hayırlısı bakem...Ben de güzel ve sonucu sizinle benzeşen bi yazı dizisi yazarım umarım:)Maşallahlarımı da gönderirim Damlacığıma...

Mesecinacım,hoşbulduk:)ee evet ya artık kristıl diil de Diloşun annesi diye tanınır ve anılır olduk...hanım geldi ve bizim kimliği bile değiştirdi:)

Ayçaa,hala özeniyorum ve imreniyorum sana:)nasıl bu kadar becerikli olabiliyosun yaa:)o kadar güzel bir çocuk büyüt ve bi dolu faaliyet yap ve hatta zirvelere tırman falann,bi de üstüne hiç fire vermeden süper düper blog yaz...Maşallah hem anaya hem Erin Paşaya:)tatil dönüşünüzü dört gözle bekleyenlerdeniz haberin ola:)

Evet Elifcim,insanın bu dönemler kendini yalnız hissetmemesi en sağlıklı olanı...yalnız diilsin,diiliz,hepimiz aynı yollardan ayrı zamanlarda belki ve bambaşka güzel çocuklarla bazen sıkılıp bazen gülerek geçiyoruz...yolun devamı güzel ama ve daha güzel olacak eminim:)Rönepark'Ta pazar parti yapmak evet biraz zor olabilir...ama bi konuş istersen...

Enneeeee sana inanmıyorummm..Helal olsun helal olsun,ve tabii ki analı babalı bol bereket ve şans içinde büyüsün Candeniz...acilen blogları bi solukta okumam lazım,kaçırdıklarımı bir an önce telafi etmem lazım:)2 çocukla hayat eminim çok ama çok maceralıdır!Tekrar helal olsun:) ben alana mani olmiim fekat almiim:)

Nenoni,ben de sizleri herkesi özlemişim çok.25 yaş mı...of ne büyük tecrübe,ne dolu anı var sende...eskiden anlamıyormuşum,şimdi böyle tecrübeli annelerin önünde saygıyla eğiliyorum:)

Yapıncakcım,ben o kadar habersizim ki bloglardan,senin sağlığınla ilgili durumlardan yeni haberim oldu...bloguna geleceğim ama buradan da hemen söyliim,çok çok geçmiş olsun..ve hatta ilk fırsatta seni ariim...bize yaşattığın o güzel ve keyifli cumartesinin tadı hala damağımızda,sen müsait olduğunda tekrar denemek istiyoruz mutlaka:)çok öpüyorum ben de seni ve kızoşunu....

Ağustos 14, 2008 12:16 AM  
Blogger mummy said...

Bu sefer inansak mı acep?Hep dönüyom döndüm diyosun amma gerisi gelmiyo Diloşun annesi:)Hadi bakalım bu sefer inşallah...Öptük Diloşu da...

Ağustos 17, 2008 1:13 AM  
Blogger Aslı Cin said...

Ben okumaya döndüm blogları, haydi sen de yaz :)

Ağustos 17, 2008 9:56 PM  
Blogger CaDı said...

Yeniden Hoşgeldiiinn:) İki gün önce Mayonezin kızı olacağını öğrendik, dur buraya göndereyim de, bak bundan isteriz diyeyim:)) Maşallah pek tatlı annesi bu yaa..

Ağustos 18, 2008 11:20 PM  
Blogger Emre said...

Merhaba, bende sizin takipçilerinizdenim lakin ilk kez yorum bırakıyorum, Dila pek bi güzel çocuk ya bayıldım doğrusu, tatil yapma fikride süper gerçekten tebrik ederim, normalde pek kimse cesaret edemez sanırsam hem de yurt dışı gezisine, ama dönüşünüz süper olmuş bi çırpıda okudum yazınızı e devamını bekleriz efenim biz burdayız hep.

Ayrıca Mayonesimin ""MASAL"ı mı olacakmış çok sevindim çokkkk.

Ağustos 21, 2008 12:16 PM  
Anonymous Çilekli pasta said...

Sayfanı uzun zamandır okuyorum, o kadar içten ve gerçek ki insanın kanı kaynıyor. Yeniden yazmana çok sevindim.

Bundan sonra yazılarını bekliyorum(uz)
sevgiler

Ağustos 26, 2008 1:55 PM  
Blogger aqua / ~~denizbahcesi~~ said...

hoşgeldiiinnn

Ağustos 30, 2008 11:41 PM  
Anonymous Yumurcak said...

Senin su "Ce!" deyip kacmalarin yok mu.. hadi yaz artik ama!

Ekim 05, 2008 3:30 PM  
Blogger Sevgili Sayfa said...

Ooo hoooo!

Bloger kapandı, ortalık yıkıldı, sonra tekrar açıldı filan... Senden hala ses yok! Bi vurdumduymaz tavırlar, bi boşvermişlik :-)

Olmadı kristıl hanım, Dila'yı da seni de meraktayız haberin ola!

Kasım 04, 2008 1:10 PM  

Yorum Gönder

<< Home

Perşembe, Nisan 10, 2008

Bu bahar başka bahar!



yok yazı dizisi falan yok!
Tek gerçek var, o da Diloş:) her gün büyüyen,güzel kuzoş,kızoş...
Ben unuttum tüm o cinleri,o lohusa günlerini...hatırlamak istiyorum,yazıcam diye...2 aydır elim gitmiyor...Çünkü Diloş her geçen gün daha da tatlı oluyor...
Bugün çektim bu resmi,her gün çekilen onlarca kareden biri...
Cici bebe verdim eline ilk defa...her biyeri minik minik bisküvi olup,mmm mmm yapa yapa yerken minik elleriyle o bisküviyi...amaan be dedimmm işte hayat,işte gerçek sevgi...
her an emekle,özenle geçiyor...yorgunluk oluyor,inişler de..
ama Diloş'un her bir bakışı herşeyi unutturuyor...
10 aylık olacak bir hafta sonra kızım...elinden tutunca yürüyor,köfteleri lüp lüp yutuyor...kendince bir sürü şey anlatıyor...
bugün akşamüstü çay keyfi yaptık kızımla balkonda...köpeklere bağırdı,bahçedeki tüm çocukları çağırdı...
zaman geçiyor,Diloş'un bir bakışı herşeyi siliyor...aklımda sadece o ve güzel gözleri kalıyor...
İyi ki doğurmuşum be..iyi ki...
darısı tüm isteyenlerin başına..


yani diyeceğim o ki...
hüzün epey geride,bahar evimizde...aslında artık hep bahar var bizde...Diloşla başka mevsim olmaz ki:)

yorumlara toptan cevap buradan veriyorum;herkesi seviyorum,kızımla pek geziyoruz,bloga uğramaya pek vakit bulamıyorum...vakit buldukça bu sayfa hep doldurula,bundan böyle Diloş neler yapıyor anlatıla!

22 Comments:

Blogger HUYSUZ VE TATLI said...

diloş hanım pek tatlı, yerim onu. siz de biraz daha sık yazın lütfen kristıl hanımcım. öpücükler...

Nisan 11, 2008 1:55 AM  
Blogger Fato said...

Sevgili kristıl,Diloş gerçekten çok büyümüş ve sizede çok benziyor maaşallah,fakat ağzımıza bir parmak bal çalıp aylarca yok olmak olmazki,bizi habersiz sensiz Diloş'suz uzun süre bırakma, arada çiziktir. lütfen sessiz takipçi
Fato

Nisan 11, 2008 10:22 AM  
Blogger mummy said...

şükür kavuşturana..siz yazın da canınız ne isterse onu yazın..Diloşun ve annesinin maceralarını okumak istyoruz burdan..Bu arada ne kadar büyümüş ve tatlılaşmış maşallah...Sağlıcakla kalın..

Nisan 11, 2008 10:25 AM  
Blogger bgm said...

Diloş, cok tatlı olmus. Allah nazarlardan korusun... Darısı benim kızımın başına...O da 10 aylık olunca bu kadar şeker olur umarım. Bu arada şu 10 aylık devreyi donem donem yazsan ben de başıma gelecekleri bilirdim... :))
Sevgiler,
Begüm.

Nisan 11, 2008 11:15 AM  
Blogger moonu said...

yaykardeş crystal'im,darısı başıma...bundan aynıııısından istiyorum...gıdısından koklaya koklaya öpüyosun ve ısırıyosun kızoşunu benim için...çooook öptüm seni de...

Nisan 11, 2008 10:08 PM  
Anonymous Adsız said...

balbadem kızım bu balbadem
şimal

Nisan 11, 2008 11:08 PM  
Anonymous Adsız said...

balbadem kızım bu balbadem
şimal

Nisan 11, 2008 11:08 PM  
Blogger DAMLA said...

Ben bu Diloşu yerim yerim yerim walla!...

Nisan 13, 2008 8:53 PM  
Anonymous Yumurcak said...

Aha! bir genç kaynana adayı daha! :)

Nisan 13, 2008 10:37 PM  
Blogger AycA said...

İşte bu...:) gelmiş kendine kıristıl hanım .. :)
yaz ki bizde okuyalım diloş hanım'ı

Nisan 14, 2008 10:03 PM  
Blogger nilly said...

FBdan gordum resimleri. Cok tatli masallah annesi. Hele o gozler yok mu gozler. Sanada inanilmaz benziyor.

Nisan 15, 2008 12:10 PM  
Blogger aqua / ~~denizbahcesi~~ said...

kristıl aynı sen bu cok guzel nazar degmesın

Nisan 16, 2008 1:35 AM  
Blogger gazel vakti said...

Yaşasın anneliği benimseyen anneler. Çocuklarına aşık anneler klübüne hoşgeldiniz. Dila çok güzel maaşallah. Hep güzel günleriniz olsun böyle kızanınla beraber.

Nisan 16, 2008 1:39 PM  
Blogger Dikkat!! Biyo Var ! said...

Hık demiş burnundan düşmüş.
Kendini doğurmuşsun ayol :)

Nisan 17, 2008 11:43 AM  
Blogger annecugun said...

zeytin gozlu kizini yerim ben, cok tatli bisey bu masallah...kristil e hadi ama, yaz artik...ilham perisi seninle olsun,

sevgiler

Nisan 19, 2008 6:36 PM  
Blogger pastacirapunsel said...

Dört gözle beklenen yazı:))

Bu fotoğraf harika, ama ben Ayça'nın sayfasındaki haline de bayıldım:)))

Sımsıcak seviler, Dila Hanım'a öpücükler....

Nisan 26, 2008 10:58 PM  
Blogger böğürtlengözün annesi said...

Diloş kızınla boolll eğlenceli,gezmeli günler sana... :)

Nisan 29, 2008 10:55 AM  
Anonymous Tugba said...

O kadar tanıdık ki hissettiklerin... Ben baharı tam 20 ay bekledim ve bir sabah uyandım tüm cinler gitmişti, güneş açmıştı... Çok şeyler götürdü belki o 20 ay benden ama inan unutuluyor herşey.

Mayıs 05, 2008 12:01 PM  
Anonymous Adsız said...

Merhaba, bloğunuzu zeevkle okudum. Kızınızın odası da çok güzel olmuş. O duvar kağıtlarıbı ve perdeleri nerden aldınız acaba sorabilir miyim:)
Selen

Mayıs 07, 2008 5:37 PM  
Blogger zilsizzarife'nin yeri said...

Crystal ilk anneler günün kutlu olsun:)

Mayıs 11, 2008 11:40 PM  
Blogger CaDı said...

Ayyy Annesinin kuzusuuu, masallaaah! Cry ben nasil bu kadar girmemisim bu sayfaya yaa! Allah im sen boyle tatli bir bebiste bizim m...e nasip et, anladin mi sen onu:))

Mayıs 27, 2008 3:37 PM  
Blogger CigDem said...

Cyrstal özledim artik yaaa :(( Dilos un yeni resimlerini de görmek istiyorum, nasil büyüdü, neler yapiyor, moraliniz nasil ... cok fazla actin yaw arayi ..

geri dön yaaaa ... dilosu da al yanina gel buraya :)

Temmuz 31, 2008 11:58 PM  

Yorum Gönder

<< Home

Pazartesi, Şubat 04, 2008

post dizisini takdimimdir...LOHUSA Cinleriyle geçen günler ve sonrası....





Geçen hafta gittim gelin olarak girdiğim evimize...Her bir köşesini özenle,inanılmaz büyük emeklerle yaptırıp döşediğimiz, yaptırdığımız tadilatlar nedeniyle evlenmeden koca ile birbirimizi bazen öldürme derecesine kadar gelmemize sebep,o yeşillikler içinde güzel eve...Önce evliliğe alıştım orada,yeni bir evde,evin hanımı olmaya,otel hizmeti aldığım ana evinden çıkıp otel hizmeti vermeye başlamaya,yeni bir semte,yeni bir çevreye,bir sürü yeniye o evde alıştım.Çok ama çok güzel anılarımız oldu o evde...Diloş da o evi gördü ilk, o evde yaşadı dünyaya ilk alışma günlerini...
İşte geçen hafta o kadar çok sevdiğim ilk evimize giresim gelmedi benim.Kapısını açtığımız anda kasvet çöktü içime...Ruhum sıkılıverdi anında...Girmedim içeri,giremedim.Halbuki çok renkli bir evdi,aynı benim dünyam gibi...O renkleri artık göremedim.

Göremedim çünkü orada yaşadığımız 3 senenin son 3 ayı benim için 3 sene gibi geçti.Yaz akşamlarıydı o son 3 ayda yaşanan...Yaz en sevdiğim mevsimdi halbuki...Ama bu son yazın akşamları öyle kasvetli ve ağırdı ki..Geçmek bilememişti...

Dila'nın o güzelim ilk 3 ayını ben hiç mi hiç anlamadım...O ilk 3 ayı ben hiç yaşamadım.Şimdi geriye dönüp baktığımda çok kesik hatırlıyorum 4 ay önceyi..Hafızam o kadar kötü değildir ama, silmiş işte ağır depresif hallerimi...

Yok yok, hiç öyle fena bir şey değil doğurmak, dünya güzeli bir bebeğe sahip olmak...Ama işte hormonlar,etraf,bünye; yapıverdi beni çaresiz bir deli...

Doğum sonrası dünyanın pembeye değil de mora mosmora bazen de siyaha boyandığı bir ruh hali ile yaşadığım,yaşattığım sıkıntıları anlatacağım bir kaç post...
Şimdiden; dünya güzeli Diloşumun ilk günlerinde ona en mükemmel şekilde bakacağım diye kafayı üşütürken,türlü acayiplikleri yaşarken, bana verdiği müthiş destek için kocaya teşekkür ederim.İyi ki Diloş'umun babasısın be kocam...Sen olmasan kesin ama kesin 3. sayfa haberi olmuştum!

E o zaman yeni doğuracaklar, çoktan doğurmuşlar,lohusalığı pek mutlu geçenler,endişeden ölme raddesinde ilk günleri atlatanlar; ben pek çok kimsenin anlatmadığı, hatta doğumdan önce öylemesine bir konu başlığı olarak arada gözüme çarpan lohusa depresyonunu kendi yaşadıklarımla anlatıyorum...Umarım bir işe yarar anlatacaklarım:)En kötü, içimi döker, buraya not almış olurum...Unutmak daha güzel olsa da!

18 Haziran 2007 -Kristıl'ın annelikten pek bir habersiz hayatı,bir bıçak gibi kesildi!

Doğum öncesi, hamileliğimde nasıl karnımdaki bebeğe dışarı çıkamadan insan muamelesi yapamadıysam,doğuma giderken de bir o kadar habersizdim akşama tamamıyla değişecek hayatımdan,korkularımdan,isteklerimden,tüm hislerimden...
Yani ben hiç konuşamadım karnımdaki Diloşla...Hiç diyemedim o içerdeyken,'canım,bebeğim 'falan...Belki de hiç ama hiç hazır olmamaktı bu anneliğe...Belki de zaten kimse hazır olmaz ki anneliğe...Ama konuşan arkadaşlarım vardı,karınlarının içindeki dünyadan habersiz yavruyla muhabbet eden,sohbet koyulaştıran...Belki de doğurmadan bebeği,konuşmak lazım arkadaşla...Daha bir yaklaşır belki insan ruh hali olarak anne olmaya...

Neyse efendim,biz 18 Haziran sabahı bir telaş çıktık evden saat 6 sularında kocayla...Pek konuşamadık yol boyunca,heyecan fena halde,el ele tutuştuk yalnızca...Belki de hamileliğimin en romantik anı hastaneye o şekil gidişimizdir,çünkü genelinde zati manyak bir hal vardı hamileliğimde bende:)
Hastaneye girer girmez,ellerimizde sanki 3 aylık kalmaya gelir gibi bir halde olan çantalar,torbalar,valizler yollandık odamıza...O torbaların hepsinde ayrı ayrı süsler,püsler,şekerler,sepetler,tüller,yazılar,masa örtüleri mumlar doluydu...Sanki evlenmeye gelmişim anasını satiyim hastaneye!O derece bilememişim doğum olayını!

Doğuma girmeden tüm heyecanımı odanın dört bir yanını süsleyerek bastırdım...Hakikaten ben biraz uğraşsam iyi bir organizatör falan olurmuşum ama başka bir hayata kaldı bu yeteneğim:)
1 saate yakın kocayla odayı süsledikten sonra,elinde kurabiyeler,türlü türlü ikram edilecek ıvır zıvırla annemler geldi yanımıza...Ve nasıl geçtiğini anlamadığım dakikalardan sonra ameliyathaneye alınmam ve epidural anestezi için hazırlık yapılması..Benim acayip huylanmam...ama tabii ki anestezi uzmanının büyük başarıyla epidurali uygulaması...vee perde...Koca,hoca(yani doktorum)beraber geldiler içeri...Başladı gösteri!Garip ama ben tutturdum 'hissediyorum kestiğinizi' diye!Hemşireler,doktorlar koca falan gülüyor geçiyor,o sırada 2-3 kat kesmişler zaten beni,başlamış operasyon ama ben ısrarla bağırıyorum 'ay ay ay ' diye...Ama yeminle sürekli bir acayip hisle acı arası bişi duyuyorum,sinir bastı!Kocanın eline batırdım tüm tırnakları!O kadar çok konuşmuşum ki Diloş'u çıkaracakları sırada uyuttular beni 2-3 dakika,gözümü açtığımda pembe suratlı bişi vardı kollarımda...Hala da pek gür olan sesiyle ağlarken,kollarıma koymalarıyla susması bir oldu Diloş'un...Bence o an herşeye değer be Diloşum:)

Yani diyeceğim şu ki eğer normal doğum yapmaya korkan veya manisi olan varsa benim gibi, epidural anestezi bence kesinlikle tercih edilmeli...Tabii iyi bir anestezi doktor ile...
Benim en büyük paranoyam bacaklarımın uyuşukluğunun açılmayacak olmasıydı ki odaya giderken bile başlamıştım oynatmaya ayaklarımı.

Ve artık hayatın değiştiğinin resmi...Odaya girişim,içerde gülen,ağlayan bir dolu göz,yatağa yatırılışımm vee Diloş'un hemen getirilip emme halinin bir an önce başlatılması...O güne kadar emzirmeye bir garip bakan bende amanın bir çaba bir çaba...O nasıl bir hissiyattır,nasıl bir güdüdür gerçekten yaşamadan kesinlikle bilinmez...Ve ama işte orada kadın halinin rafa kalkması ve anne halinin can bulması yaşanır...Senelerce sakladığım göğüsler, artık neredeyse umuma açılmıştır...Sen kendini bilmeden binbir gayret minik bebeni yaşatmak için besleme derdine düşmüşken dünya umurunda değildir...'Ooo baba merhaba,oooo Ahmet Amca hoş geldin girsene!' halleri! Orada açtığın göğüs değildir, o Diloş'un besin kaynağıdır...Ki ben o güne kadar, hmmm asla babamın yanında emzirmem,yo yo mümkün değil dışarıda emzirmem falan derdim...Ohoo daha neler derdim de işte hepsinin yalan olduğu andır,yerdir..Anne olunca tüm doğruların değişebilir!





Doğum ve hemen akabinde bebekle olan iletişim işte böyle emme,emzirme,gaz,çiş,kaka,ağlatmama şekliyle başlar...Bir anda,gerçekten aniden,bir insan yavrusu girer hayatına yaşatmak zorunda olduğun...Hatta en mü-kem-mel şekilde yaşatmak zorunda olduğun...Bu 'en mükemmel,en iyisi, en doğrusu, en güzeli' zaten bir süre sonra benim sıyırmama yol açacak durumlardır...En iyi nedir, en doğruyu kim yapar, kim bilir!

Kıssadan hisse bu postu bitirmek gerekirse, lay lay lom doğuran ,bir parti tadına odayı,evi süsleyen ben,doğum sonrası hastanede bizimle sevincimizi paylaşan dolu,dopdolu akraba ve arkadaşımıza sevinen ben...Bir anda yepyeni bir dünyaya, emzirme dünyasına adım atarak ilk şaşkınlıkları yaşamaya başlarım...

Meğer emzirmek ne mühim işmiş!Bunun sıtmasının olduğunu,o, listede var diye alınan pompanın gerçekten kullanılabildiğini,bebeğin de emerken problemler yaşayabildiğini,veya iyi emen bebeğe hmm aferin güzel emiyor dendiğini!,göğüsten sütlerin akabildiğini,sütün çok olursa bebek de hepsini emmezse göğüslerin tıkanıp şiştiğini....bir dolu bir dolu şeyi...Diloşu kucağıma aldıktan hemen sonra görmeye,yaşamaya,öğrenmeye başladım...Her türlü koca karı laflarının,inanışlarının arasında kaldım...Hayatım Sadece 'Maşallah'tan ibaret oldu...Oooo uyuyor Maşallah,kaka yaptı Maşallah,emdi,Maşallah,gazını çıkardı Maşallah...Artık en ufak bir olumlu, iyi şeye,mesela oo köprü açık,trafik yok Maşallah şeklinde karşılık verir olduk koca ve ben....
İşte Maşallah Ailesi epey büyük sınavlar verdi güzel,tatlı,işveli,cilveli Dilooş Hanım'ın doğumu ve ertesi...

Bu postun özetinde şunu diyebilirim ki, lohusalık denen dönem çok sıkıntı yaşatabilir evet...Çünkü çok çok yeni,bilmediğin bir dolu şeyin yaşandığı,yepyeni küçük bir insanla devam edeceğin bir hayatın oluyor...Ve buradan yaşadıklarımdan özetle tek vereceğim tavsiye,ilk zamanlar,artık annenin alışma sürecine göre değişir bu zaman zarfı, mutlaka bir büyüğün annenin yanında olmasıdır...Bu anne olabilir,pek istenmeseler de kayınvalide olabilir....Mutlaka bir bilen olmalıdır anacım yanınızda...Olmayınca,ya da az olunca zaten pek karışık olan iç dünyana pek de karışık bir dış dünya eklenir ve zorlanırsın..Ya da bana öyle olur..Zorlandım:)

arkası bi ara efeniim:)
Bundan sonraki postta....ilk günler...Özgüven eksikliği ve mükemmeli arama feekat bulamama problemi!

26 Comments:

Anonymous Adsız said...

7 aylik bir hamile olaraktan dört gözle bekliyorum rehberlik kivaminda olan yazilarini :)

en basindan takip eden sessiz okuyu:)

Şubat 04, 2008 11:17 PM  
Blogger Minik Patikler said...

:) Ne güzel anlatmışsın, Allah bağışlasın tekrar tekrar. Sizi çok çok daha güzel günler bekliyor gerçekten her vaktin ayrı güzelliği var, tadını çıkarmaya çalış, atlatmışsın çok şükür..

Şubat 04, 2008 11:34 PM  
Blogger annecugun said...

oh be sonunda geldin sekerim, bence depresyondan ote nasil bir yasam kurgulayacaginin korkusu agir basiyor. ozellikle herseyi mukemmel yapmaya ve yasatmaya calisan kisilerde boyle bir donem geciyor. ve eminim sen mukemmeli yapmissindir. bu seni belki yormustur.

gozumun onunde canlandi, bebegi ilk yanina yatirdiklari an: tum caniyla aglayan bir minigin sirf annesinin yaninda mutlu mesut yatmasi ve merakli gozlerle incelemesi. o ani yasamak tum bu kadar zorlu donemeci gecmeye deger.

darisi tum isteyenlerin basina

Şubat 05, 2008 7:22 AM  
Blogger mummy said...

Çooook teşekkür ederim ayrıntılı cevabınız için..Lohusalık ağır geçmiş hakketen ama sevindim kötü günlerin geride kaldığına...Umarım bundan sonra hayat siz nasıl diliyorsanız öyle akar minik Diloş ve sizin için..Hep mutluluk getirir umarım...Sevgiyle ve sağlıcakla kalın..Öpüyoruz miniğinizi...

Şubat 05, 2008 11:44 AM  
Blogger mummy said...

Ha bu arada değinmeden edemiycem ya ne hoş anlatmışsınız şu emzirme mevzuunu..Göğüslerin artık umuma açık iki nesne haline gelmesi benim de en huy olduğum konudur..Geçenlerde yeni doğum yapmış bi arkadaşıma gittim..Ya hastane odasına bi girdim ki odadaki bütün kadınların elleri kızcağın memesinde..Şöyle tutacan makas gibi, şurası bebeğin ağzına girsin, şura dışarda kalsın...Aman yarabbi çocuk ulaşamıyo ki memeye emebilsin..Kızcağızın haline acıdım ama her çaylak anne yaşıyor anladığım kadarıyla aynı müstesna anları...Bakalım sizlerden edineceğimiz tecrübelerle elletmemeye gayret göstericiiz efenim...
Kalın sağlıcakla...

Şubat 05, 2008 12:38 PM  
Blogger Çocuk gibi said...

!!!!!!!!!!!!!!!!!
Bu ne hız crystal' im :))))
Bakıyorum 7 ayın acısını çıkarıyorsun :)
Yay burcu kadını kolay öğrenir zaten :))))))

Şubat 05, 2008 3:08 PM  
Anonymous Adsız said...

acaba bu lohusalık depresyonunda çocuğundan nefret etme duru mu olabiliyormu bir bilginiz varmı acaba

Şubat 05, 2008 10:34 PM  
Blogger bgm said...

Her an doğacak diye beklerken bu yazıyı okumam iyi oldu, teşekkürlerpaylaşım için. Bir kere daha aklıma yazdım, mükemmel olmak, ağlatmamak, hemen süper bir şekilde emzirmek gerek gibi ruh hallerine girmemek gerek diye ama o anda aklıma gelir mi bilemiyorum. Yalnız olmadığımı bilmek iyi gelecek, ileride, ondan eminim. bunun için bile teşekkür ederim...
Sevgiler,

Şubat 05, 2008 11:06 PM  
Blogger Mutluveumutlu said...

Merhaba, bende dönüşünü dört gözle bekleyenlerdendim. Çok sevindim tekrar yazılarınla burada olmana ve herşeyin yolunda gitmesine.
Sevgiler...

Şubat 07, 2008 3:27 PM  
Blogger Toplu İğne said...

gristılım, psikopatım; valla su gibi yazmışsın ben de kana kana su içer gibi okudum. kah korktum, kah istedim, kah tırstım, kah içlendim... neyse geçti gitti, dila tam da tahmin ettiğim gibi bir afet olmuş. ben cumartesi - pazar istanbuldayım. bu sefer ayarlayalım, aslıya da söyledim. öperim gıdından. bye

Şubat 11, 2008 9:58 AM  
Blogger arzu said...

Sessiz sedasız takip ederken bir gün bi gittiniz pir gittiniz.Diloş'a ömür boyu sağlık, mutluluk,anne ve babasıyla geçireceği güzel bir hayat diliyorum.Anne olmadığım için yazdıklarınızın çoğuna yabancıyım ama her halde Allahın kadın cinsine bahşettiği en muhteşem duygu annelik duygusu.Tadını çıkararak geçirmenizi diliyorum günlerinizi.Arayı çok açmayın olur mu?SEVGİLER...

Şubat 11, 2008 4:23 PM  
Blogger gazel vakti said...

İnatla açtım sayfanı her aklıma gelişinde. Keyifle okuyordum ahanda ben gibi bir diye. Biliyordum bi gün döneceğini.

Şubat 14, 2008 1:37 AM  
Blogger DAMLA said...

Sayfana şöyle bir bakiim derken gözlerime inanamadım!... Dönmüşsün...
Yazdıklarınla da beni şööööle bir 12 yıl öncesine götürdün. 28 yaşında doğurmama rağmen aslında hiç bir şey bilmediğimi fark ettiğim zaman yaşadığım panik. Kendimi montofon ineğine benzetmem, günlerce "evet-hayır" dışında kimseyle konuşmamam ve bütün bunları sadece kendim yaşıyor zannedip çocuğuma karşı iyi bir anne olamayacağımı düşünüp sürekli ağlamam!!...
Offf ne günlermiş?...
Neyse sen döndün, yazılarını bekliyoruz. Özledik çok:))
Dila'da muhteşem bir bebek...
Maşallah, maşallah :))

Şubat 15, 2008 9:15 AM  
Blogger zilsizzarife'nin yeri said...

Crystal,cok özlemişim seni ve yazılarını.Aman iyiki gitmiş lohusalık cinleri.Sen hep yaz olur mu.Diloş Hanımada kocaman öpücükler:)

Şubat 16, 2008 12:51 AM  
Blogger nagişim said...

şükür kavuşturana maşallah kzımıza da annesine de devamını bekliyoruz yazılarının merakla:))

Şubat 18, 2008 12:58 AM  
Blogger zehra said...

masallah cok seker bebeginiz
................
mutlu ,sagl�kl� ,huzurlu
,a�k dolu ,sevgi dolu
cok guzel bir hafta
diliyorumm

Şubat 18, 2008 6:49 PM  
Anonymous Yurtdışı Eğitim said...

kötü günleri atlattığınız için sevindim güzel haberlerinizi bekliyoruz...

Şubat 21, 2008 4:06 PM  
Blogger moonu said...

ya ama sen ağzımıza bi parmak bal çalıp gene yok oluyosun artalıklardan...ama ama ama :(

Şubat 22, 2008 1:21 AM  
Blogger LATî LOKUM said...

Anne Kristıl, lohusalık hallerinden sıyrılıp Dila ile yaşama hoşgeldin demene çok sevindim. En başından beri sitenin sessiz sakin takipçisiyim, henüz yazabildim. Dila'ya uzun ve sağlıklı bir ömür, sana da eşin ve minik beybin ile mutluluk dolu günler diliyorum. Lütfen çok ara verme postlara, özletme bu kadar..

Sevgiler

Seray

Şubat 28, 2008 4:25 PM  
Blogger KUGUU said...

Sevgili MASALLAH AILESI, bir mashallah da - ki sirf benden size kacinci hatirlamiyorum bile ama yine de bir kez daha ve daima- mashallah size canim benim:)) diyorum. Gule gule BUYUYUN/BUYUTUN:))

Mart 03, 2008 7:24 PM  
Blogger nilly said...

Eeee, kristil hanimcim, bekliyoruz devamini hala.

Mart 07, 2008 1:15 PM  
Blogger Yumurcak said...

delicik dolucuk içi dolu turşucuk ne zaman yazcan?

kıristıııl papuçu yarııım..

e hadi ama!

Mart 13, 2008 8:03 PM  
Blogger böğürtlengözün annesi said...

Öylesine tıkladım sayfana ama geldiğini görünce pek bir sevindim. Hayırlı olsun Diloş kızın. Maşallah :) Allah nazarlardan saklasın. Senin yaşadıklarını hatta çok daha fazlasını bende yaşadım ve sanırım çokda normal yaşananlar. Sen yine şanslısınki 4. ayında kendine gelip anneliği yaşamaya başlamışsın. Ben bu benim deyip sıkıca sarıldığımda bebeğime 4 yaşındaydı. Gerçi ben 2,5 aylıkken bebeğim babamı kaybetmenin etkisini ç.ok taşıdım üzerimde. Ama neresinden başlarsan başla annelik her haliyle çok çok büyük bir güzellik. Kızınla sana çok mutlu günler diler, yazılarını dört gözle beklerim...

Mart 14, 2008 2:05 PM  
Blogger palyanço said...

Merhabalar :)

sanırım bundan sonra en yakın takipcilerinizden biri olacagım bu yazılarınızın ustune.. son yazdıklarınızın bir cogunu okuyuverdim kasla göz arasında.. ne kadar da guzel anlatmıssınız herseyi.. daha 3 aylık yeni bi anne olaraktan oyle yüreğime dokundu ki :))

ellerinize, yüreğinize sağlık :)) sevgilerimle :)

Mart 22, 2008 4:43 PM  
Blogger KIZIMIN CİCİLERİ said...

Hamileliğimin son zamanlarını yaşarken okumaya başlamıştım ilk blogunu. İnsan hani hep kendine yakın birilerini görmek, duymak isterye bakalım o ne yapmış diye. İşte öyle anlarımda taşınma telaşındaki yazını okumuştum ilk. Sonrasında arada eski yazılarına baktım ve yeni yazılarını bekler oldum. Çok geç geldi ama görüyorum ki çok şey birikmiş ve de çok güzel aktarmışsın yaşadıklarını.Tebrik ederim, bir çok taze anneyi anneliğe hazırlayacak bir post olmuş. Minik kızın da çok tatlı Zeytin gözlü ve bizim kabaktan sonra rapunzel gibi maşallah.Allah bağışlasın ve birlikte hep güzel günleriniz olsun inşallah, hep mutlu kalın...

Nisan 01, 2008 10:31 AM  
Anonymous Adsız said...

slmmmmmm cnmmm nasılsınn mail guruptan irem*lara
cilerini kov bir an önce diloş hanımın maceralarını bekliyoruz hadi ama
mucukladık sevgi ile kucakladık irem*lara

Nisan 07, 2008 9:50 PM  

Yorum Gönder

<< Home

Lilypie 2nd Birthday Ticker