Pazartesi, Şubat 04, 2008

post dizisini takdimimdir...LOHUSA Cinleriyle geçen günler ve sonrası....





Geçen hafta gittim gelin olarak girdiğim evimize...Her bir köşesini özenle,inanılmaz büyük emeklerle yaptırıp döşediğimiz, yaptırdığımız tadilatlar nedeniyle evlenmeden koca ile birbirimizi bazen öldürme derecesine kadar gelmemize sebep,o yeşillikler içinde güzel eve...Önce evliliğe alıştım orada,yeni bir evde,evin hanımı olmaya,otel hizmeti aldığım ana evinden çıkıp otel hizmeti vermeye başlamaya,yeni bir semte,yeni bir çevreye,bir sürü yeniye o evde alıştım.Çok ama çok güzel anılarımız oldu o evde...Diloş da o evi gördü ilk, o evde yaşadı dünyaya ilk alışma günlerini...
İşte geçen hafta o kadar çok sevdiğim ilk evimize giresim gelmedi benim.Kapısını açtığımız anda kasvet çöktü içime...Ruhum sıkılıverdi anında...Girmedim içeri,giremedim.Halbuki çok renkli bir evdi,aynı benim dünyam gibi...O renkleri artık göremedim.

Göremedim çünkü orada yaşadığımız 3 senenin son 3 ayı benim için 3 sene gibi geçti.Yaz akşamlarıydı o son 3 ayda yaşanan...Yaz en sevdiğim mevsimdi halbuki...Ama bu son yazın akşamları öyle kasvetli ve ağırdı ki..Geçmek bilememişti...

Dila'nın o güzelim ilk 3 ayını ben hiç mi hiç anlamadım...O ilk 3 ayı ben hiç yaşamadım.Şimdi geriye dönüp baktığımda çok kesik hatırlıyorum 4 ay önceyi..Hafızam o kadar kötü değildir ama, silmiş işte ağır depresif hallerimi...

Yok yok, hiç öyle fena bir şey değil doğurmak, dünya güzeli bir bebeğe sahip olmak...Ama işte hormonlar,etraf,bünye; yapıverdi beni çaresiz bir deli...

Doğum sonrası dünyanın pembeye değil de mora mosmora bazen de siyaha boyandığı bir ruh hali ile yaşadığım,yaşattığım sıkıntıları anlatacağım bir kaç post...
Şimdiden; dünya güzeli Diloşumun ilk günlerinde ona en mükemmel şekilde bakacağım diye kafayı üşütürken,türlü acayiplikleri yaşarken, bana verdiği müthiş destek için kocaya teşekkür ederim.İyi ki Diloş'umun babasısın be kocam...Sen olmasan kesin ama kesin 3. sayfa haberi olmuştum!

E o zaman yeni doğuracaklar, çoktan doğurmuşlar,lohusalığı pek mutlu geçenler,endişeden ölme raddesinde ilk günleri atlatanlar; ben pek çok kimsenin anlatmadığı, hatta doğumdan önce öylemesine bir konu başlığı olarak arada gözüme çarpan lohusa depresyonunu kendi yaşadıklarımla anlatıyorum...Umarım bir işe yarar anlatacaklarım:)En kötü, içimi döker, buraya not almış olurum...Unutmak daha güzel olsa da!

18 Haziran 2007 -Kristıl'ın annelikten pek bir habersiz hayatı,bir bıçak gibi kesildi!

Doğum öncesi, hamileliğimde nasıl karnımdaki bebeğe dışarı çıkamadan insan muamelesi yapamadıysam,doğuma giderken de bir o kadar habersizdim akşama tamamıyla değişecek hayatımdan,korkularımdan,isteklerimden,tüm hislerimden...
Yani ben hiç konuşamadım karnımdaki Diloşla...Hiç diyemedim o içerdeyken,'canım,bebeğim 'falan...Belki de hiç ama hiç hazır olmamaktı bu anneliğe...Belki de zaten kimse hazır olmaz ki anneliğe...Ama konuşan arkadaşlarım vardı,karınlarının içindeki dünyadan habersiz yavruyla muhabbet eden,sohbet koyulaştıran...Belki de doğurmadan bebeği,konuşmak lazım arkadaşla...Daha bir yaklaşır belki insan ruh hali olarak anne olmaya...

Neyse efendim,biz 18 Haziran sabahı bir telaş çıktık evden saat 6 sularında kocayla...Pek konuşamadık yol boyunca,heyecan fena halde,el ele tutuştuk yalnızca...Belki de hamileliğimin en romantik anı hastaneye o şekil gidişimizdir,çünkü genelinde zati manyak bir hal vardı hamileliğimde bende:)
Hastaneye girer girmez,ellerimizde sanki 3 aylık kalmaya gelir gibi bir halde olan çantalar,torbalar,valizler yollandık odamıza...O torbaların hepsinde ayrı ayrı süsler,püsler,şekerler,sepetler,tüller,yazılar,masa örtüleri mumlar doluydu...Sanki evlenmeye gelmişim anasını satiyim hastaneye!O derece bilememişim doğum olayını!

Doğuma girmeden tüm heyecanımı odanın dört bir yanını süsleyerek bastırdım...Hakikaten ben biraz uğraşsam iyi bir organizatör falan olurmuşum ama başka bir hayata kaldı bu yeteneğim:)
1 saate yakın kocayla odayı süsledikten sonra,elinde kurabiyeler,türlü türlü ikram edilecek ıvır zıvırla annemler geldi yanımıza...Ve nasıl geçtiğini anlamadığım dakikalardan sonra ameliyathaneye alınmam ve epidural anestezi için hazırlık yapılması..Benim acayip huylanmam...ama tabii ki anestezi uzmanının büyük başarıyla epidurali uygulaması...vee perde...Koca,hoca(yani doktorum)beraber geldiler içeri...Başladı gösteri!Garip ama ben tutturdum 'hissediyorum kestiğinizi' diye!Hemşireler,doktorlar koca falan gülüyor geçiyor,o sırada 2-3 kat kesmişler zaten beni,başlamış operasyon ama ben ısrarla bağırıyorum 'ay ay ay ' diye...Ama yeminle sürekli bir acayip hisle acı arası bişi duyuyorum,sinir bastı!Kocanın eline batırdım tüm tırnakları!O kadar çok konuşmuşum ki Diloş'u çıkaracakları sırada uyuttular beni 2-3 dakika,gözümü açtığımda pembe suratlı bişi vardı kollarımda...Hala da pek gür olan sesiyle ağlarken,kollarıma koymalarıyla susması bir oldu Diloş'un...Bence o an herşeye değer be Diloşum:)

Yani diyeceğim şu ki eğer normal doğum yapmaya korkan veya manisi olan varsa benim gibi, epidural anestezi bence kesinlikle tercih edilmeli...Tabii iyi bir anestezi doktor ile...
Benim en büyük paranoyam bacaklarımın uyuşukluğunun açılmayacak olmasıydı ki odaya giderken bile başlamıştım oynatmaya ayaklarımı.

Ve artık hayatın değiştiğinin resmi...Odaya girişim,içerde gülen,ağlayan bir dolu göz,yatağa yatırılışımm vee Diloş'un hemen getirilip emme halinin bir an önce başlatılması...O güne kadar emzirmeye bir garip bakan bende amanın bir çaba bir çaba...O nasıl bir hissiyattır,nasıl bir güdüdür gerçekten yaşamadan kesinlikle bilinmez...Ve ama işte orada kadın halinin rafa kalkması ve anne halinin can bulması yaşanır...Senelerce sakladığım göğüsler, artık neredeyse umuma açılmıştır...Sen kendini bilmeden binbir gayret minik bebeni yaşatmak için besleme derdine düşmüşken dünya umurunda değildir...'Ooo baba merhaba,oooo Ahmet Amca hoş geldin girsene!' halleri! Orada açtığın göğüs değildir, o Diloş'un besin kaynağıdır...Ki ben o güne kadar, hmmm asla babamın yanında emzirmem,yo yo mümkün değil dışarıda emzirmem falan derdim...Ohoo daha neler derdim de işte hepsinin yalan olduğu andır,yerdir..Anne olunca tüm doğruların değişebilir!





Doğum ve hemen akabinde bebekle olan iletişim işte böyle emme,emzirme,gaz,çiş,kaka,ağlatmama şekliyle başlar...Bir anda,gerçekten aniden,bir insan yavrusu girer hayatına yaşatmak zorunda olduğun...Hatta en mü-kem-mel şekilde yaşatmak zorunda olduğun...Bu 'en mükemmel,en iyisi, en doğrusu, en güzeli' zaten bir süre sonra benim sıyırmama yol açacak durumlardır...En iyi nedir, en doğruyu kim yapar, kim bilir!

Kıssadan hisse bu postu bitirmek gerekirse, lay lay lom doğuran ,bir parti tadına odayı,evi süsleyen ben,doğum sonrası hastanede bizimle sevincimizi paylaşan dolu,dopdolu akraba ve arkadaşımıza sevinen ben...Bir anda yepyeni bir dünyaya, emzirme dünyasına adım atarak ilk şaşkınlıkları yaşamaya başlarım...

Meğer emzirmek ne mühim işmiş!Bunun sıtmasının olduğunu,o, listede var diye alınan pompanın gerçekten kullanılabildiğini,bebeğin de emerken problemler yaşayabildiğini,veya iyi emen bebeğe hmm aferin güzel emiyor dendiğini!,göğüsten sütlerin akabildiğini,sütün çok olursa bebek de hepsini emmezse göğüslerin tıkanıp şiştiğini....bir dolu bir dolu şeyi...Diloşu kucağıma aldıktan hemen sonra görmeye,yaşamaya,öğrenmeye başladım...Her türlü koca karı laflarının,inanışlarının arasında kaldım...Hayatım Sadece 'Maşallah'tan ibaret oldu...Oooo uyuyor Maşallah,kaka yaptı Maşallah,emdi,Maşallah,gazını çıkardı Maşallah...Artık en ufak bir olumlu, iyi şeye,mesela oo köprü açık,trafik yok Maşallah şeklinde karşılık verir olduk koca ve ben....
İşte Maşallah Ailesi epey büyük sınavlar verdi güzel,tatlı,işveli,cilveli Dilooş Hanım'ın doğumu ve ertesi...

Bu postun özetinde şunu diyebilirim ki, lohusalık denen dönem çok sıkıntı yaşatabilir evet...Çünkü çok çok yeni,bilmediğin bir dolu şeyin yaşandığı,yepyeni küçük bir insanla devam edeceğin bir hayatın oluyor...Ve buradan yaşadıklarımdan özetle tek vereceğim tavsiye,ilk zamanlar,artık annenin alışma sürecine göre değişir bu zaman zarfı, mutlaka bir büyüğün annenin yanında olmasıdır...Bu anne olabilir,pek istenmeseler de kayınvalide olabilir....Mutlaka bir bilen olmalıdır anacım yanınızda...Olmayınca,ya da az olunca zaten pek karışık olan iç dünyana pek de karışık bir dış dünya eklenir ve zorlanırsın..Ya da bana öyle olur..Zorlandım:)

arkası bi ara efeniim:)
Bundan sonraki postta....ilk günler...Özgüven eksikliği ve mükemmeli arama feekat bulamama problemi!

26 yorum:

Adsız dedi ki...

7 aylik bir hamile olaraktan dört gözle bekliyorum rehberlik kivaminda olan yazilarini :)

en basindan takip eden sessiz okuyu:)

Minik Patikler dedi ki...

:) Ne güzel anlatmışsın, Allah bağışlasın tekrar tekrar. Sizi çok çok daha güzel günler bekliyor gerçekten her vaktin ayrı güzelliği var, tadını çıkarmaya çalış, atlatmışsın çok şükür..

annecugun dedi ki...

oh be sonunda geldin sekerim, bence depresyondan ote nasil bir yasam kurgulayacaginin korkusu agir basiyor. ozellikle herseyi mukemmel yapmaya ve yasatmaya calisan kisilerde boyle bir donem geciyor. ve eminim sen mukemmeli yapmissindir. bu seni belki yormustur.

gozumun onunde canlandi, bebegi ilk yanina yatirdiklari an: tum caniyla aglayan bir minigin sirf annesinin yaninda mutlu mesut yatmasi ve merakli gozlerle incelemesi. o ani yasamak tum bu kadar zorlu donemeci gecmeye deger.

darisi tum isteyenlerin basina

mummy dedi ki...

Çooook teşekkür ederim ayrıntılı cevabınız için..Lohusalık ağır geçmiş hakketen ama sevindim kötü günlerin geride kaldığına...Umarım bundan sonra hayat siz nasıl diliyorsanız öyle akar minik Diloş ve sizin için..Hep mutluluk getirir umarım...Sevgiyle ve sağlıcakla kalın..Öpüyoruz miniğinizi...

mummy dedi ki...

Ha bu arada değinmeden edemiycem ya ne hoş anlatmışsınız şu emzirme mevzuunu..Göğüslerin artık umuma açık iki nesne haline gelmesi benim de en huy olduğum konudur..Geçenlerde yeni doğum yapmış bi arkadaşıma gittim..Ya hastane odasına bi girdim ki odadaki bütün kadınların elleri kızcağın memesinde..Şöyle tutacan makas gibi, şurası bebeğin ağzına girsin, şura dışarda kalsın...Aman yarabbi çocuk ulaşamıyo ki memeye emebilsin..Kızcağızın haline acıdım ama her çaylak anne yaşıyor anladığım kadarıyla aynı müstesna anları...Bakalım sizlerden edineceğimiz tecrübelerle elletmemeye gayret göstericiiz efenim...
Kalın sağlıcakla...

Çocuk gibi dedi ki...

!!!!!!!!!!!!!!!!!
Bu ne hız crystal' im :))))
Bakıyorum 7 ayın acısını çıkarıyorsun :)
Yay burcu kadını kolay öğrenir zaten :))))))

Adsız dedi ki...

acaba bu lohusalık depresyonunda çocuğundan nefret etme duru mu olabiliyormu bir bilginiz varmı acaba

bgm dedi ki...

Her an doğacak diye beklerken bu yazıyı okumam iyi oldu, teşekkürlerpaylaşım için. Bir kere daha aklıma yazdım, mükemmel olmak, ağlatmamak, hemen süper bir şekilde emzirmek gerek gibi ruh hallerine girmemek gerek diye ama o anda aklıma gelir mi bilemiyorum. Yalnız olmadığımı bilmek iyi gelecek, ileride, ondan eminim. bunun için bile teşekkür ederim...
Sevgiler,

Mutluveumutlu dedi ki...

Merhaba, bende dönüşünü dört gözle bekleyenlerdendim. Çok sevindim tekrar yazılarınla burada olmana ve herşeyin yolunda gitmesine.
Sevgiler...

Toplu İğne dedi ki...

gristılım, psikopatım; valla su gibi yazmışsın ben de kana kana su içer gibi okudum. kah korktum, kah istedim, kah tırstım, kah içlendim... neyse geçti gitti, dila tam da tahmin ettiğim gibi bir afet olmuş. ben cumartesi - pazar istanbuldayım. bu sefer ayarlayalım, aslıya da söyledim. öperim gıdından. bye

arzu dedi ki...

Sessiz sedasız takip ederken bir gün bi gittiniz pir gittiniz.Diloş'a ömür boyu sağlık, mutluluk,anne ve babasıyla geçireceği güzel bir hayat diliyorum.Anne olmadığım için yazdıklarınızın çoğuna yabancıyım ama her halde Allahın kadın cinsine bahşettiği en muhteşem duygu annelik duygusu.Tadını çıkararak geçirmenizi diliyorum günlerinizi.Arayı çok açmayın olur mu?SEVGİLER...

gazel vakti dedi ki...

İnatla açtım sayfanı her aklıma gelişinde. Keyifle okuyordum ahanda ben gibi bir diye. Biliyordum bi gün döneceğini.

DAMLA dedi ki...

Sayfana şöyle bir bakiim derken gözlerime inanamadım!... Dönmüşsün...
Yazdıklarınla da beni şööööle bir 12 yıl öncesine götürdün. 28 yaşında doğurmama rağmen aslında hiç bir şey bilmediğimi fark ettiğim zaman yaşadığım panik. Kendimi montofon ineğine benzetmem, günlerce "evet-hayır" dışında kimseyle konuşmamam ve bütün bunları sadece kendim yaşıyor zannedip çocuğuma karşı iyi bir anne olamayacağımı düşünüp sürekli ağlamam!!...
Offf ne günlermiş?...
Neyse sen döndün, yazılarını bekliyoruz. Özledik çok:))
Dila'da muhteşem bir bebek...
Maşallah, maşallah :))

zilsizzarife'nin yeri dedi ki...

Crystal,cok özlemişim seni ve yazılarını.Aman iyiki gitmiş lohusalık cinleri.Sen hep yaz olur mu.Diloş Hanımada kocaman öpücükler:)

nagişim dedi ki...

şükür kavuşturana maşallah kzımıza da annesine de devamını bekliyoruz yazılarının merakla:))

zehra dedi ki...

masallah cok seker bebeginiz
................
mutlu ,sagl�kl� ,huzurlu
,a�k dolu ,sevgi dolu
cok guzel bir hafta
diliyorumm

Yurtdışı Eğitim dedi ki...

kötü günleri atlattığınız için sevindim güzel haberlerinizi bekliyoruz...

moonu dedi ki...

ya ama sen ağzımıza bi parmak bal çalıp gene yok oluyosun artalıklardan...ama ama ama :(

LATî LOKUM dedi ki...

Anne Kristıl, lohusalık hallerinden sıyrılıp Dila ile yaşama hoşgeldin demene çok sevindim. En başından beri sitenin sessiz sakin takipçisiyim, henüz yazabildim. Dila'ya uzun ve sağlıklı bir ömür, sana da eşin ve minik beybin ile mutluluk dolu günler diliyorum. Lütfen çok ara verme postlara, özletme bu kadar..

Sevgiler

Seray

KUGUU dedi ki...

Sevgili MASALLAH AILESI, bir mashallah da - ki sirf benden size kacinci hatirlamiyorum bile ama yine de bir kez daha ve daima- mashallah size canim benim:)) diyorum. Gule gule BUYUYUN/BUYUTUN:))

nilly dedi ki...

Eeee, kristil hanimcim, bekliyoruz devamini hala.

Yumurcak dedi ki...

delicik dolucuk içi dolu turşucuk ne zaman yazcan?

kıristıııl papuçu yarııım..

e hadi ama!

böğürtlengözün annesi dedi ki...

Öylesine tıkladım sayfana ama geldiğini görünce pek bir sevindim. Hayırlı olsun Diloş kızın. Maşallah :) Allah nazarlardan saklasın. Senin yaşadıklarını hatta çok daha fazlasını bende yaşadım ve sanırım çokda normal yaşananlar. Sen yine şanslısınki 4. ayında kendine gelip anneliği yaşamaya başlamışsın. Ben bu benim deyip sıkıca sarıldığımda bebeğime 4 yaşındaydı. Gerçi ben 2,5 aylıkken bebeğim babamı kaybetmenin etkisini ç.ok taşıdım üzerimde. Ama neresinden başlarsan başla annelik her haliyle çok çok büyük bir güzellik. Kızınla sana çok mutlu günler diler, yazılarını dört gözle beklerim...

palyanço dedi ki...

Merhabalar :)

sanırım bundan sonra en yakın takipcilerinizden biri olacagım bu yazılarınızın ustune.. son yazdıklarınızın bir cogunu okuyuverdim kasla göz arasında.. ne kadar da guzel anlatmıssınız herseyi.. daha 3 aylık yeni bi anne olaraktan oyle yüreğime dokundu ki :))

ellerinize, yüreğinize sağlık :)) sevgilerimle :)

KIZIMIN CİCİLERİ dedi ki...

Hamileliğimin son zamanlarını yaşarken okumaya başlamıştım ilk blogunu. İnsan hani hep kendine yakın birilerini görmek, duymak isterye bakalım o ne yapmış diye. İşte öyle anlarımda taşınma telaşındaki yazını okumuştum ilk. Sonrasında arada eski yazılarına baktım ve yeni yazılarını bekler oldum. Çok geç geldi ama görüyorum ki çok şey birikmiş ve de çok güzel aktarmışsın yaşadıklarını.Tebrik ederim, bir çok taze anneyi anneliğe hazırlayacak bir post olmuş. Minik kızın da çok tatlı Zeytin gözlü ve bizim kabaktan sonra rapunzel gibi maşallah.Allah bağışlasın ve birlikte hep güzel günleriniz olsun inşallah, hep mutlu kalın...

Adsız dedi ki...

slmmmmmm cnmmm nasılsınn mail guruptan irem*lara
cilerini kov bir an önce diloş hanımın maceralarını bekliyoruz hadi ama
mucukladık sevgi ile kucakladık irem*lara